Ortaçağ Avrupası tam bir cehalet ve kaos ortamıydı... İsevilik; din adamlarının elinde Hristiyanlığa dönüştürülerek bölünmüş ve Katoliklik, Ortodoksluk, Protestanlık ve Anglikan mezhepleri arasındaki savaşlar, tarihe "100 yıl savaşları” olarak geçmişti...
Ayrıca, devletler; "astığı astık kestiği kestik" zalim kral, diktatör ve derebeylerin elinde kalmış ve halkları per perişan vaziyetteydi...
"Haçlı seferleri" ile toplumdaki huzursuzluğa bir çıkış yolu gibi empoze edilen ve rahiplerin manevi sömürüsü, kralların ihtirası, harekete katılan derbeder halkın ise sefaletlerine bir çare bulma ümidi tam bir rezalet, vahşet, zulüm ve yüzkarası ile sonuçlanarak tarihe geçmişti...
İşte; Fatih Sultan Mehmed han, böyle bir karanlık Avrupa çağını kapatarak,1453 senesinde Doğu Roma imparatorluğu Bizans’ı tarihe gömmüş, güzel İstanbul'umuzu bütün İslâm âlemine kazandırmış, hediye etmişti...
Osman Gazi'nin, 1299 senesinde ihlâsla temellerini attığı "Osmanlı Devletimiz"; 18.yy başlarına kadar, fetihlerle büyüdü ve 3 kıtada hükümran oldu...
Yavuz Sultan Selim han ile de, "Halifeliği" devralan Osmanlı artık bütün Müslümanların manevi lideri/başı olmuştu...
18.YY'ın başından itibaren, padişahların artık ordunun başında sefere iştirak etmemesini; fütuhat gerilemesi ve yenilgilerde bu durumun büyük payı olduğunu, Tarihçiler ifade etmektedirler... Bu YY'ın başından itibaren başlayan Osmanlı'nın gerileme ve yıkımında cemiyetin İslam’dan adım adım uzaklaşması, müesseselerinin çatırdaması ve dünyaya düşkünlük vardır...
"Lale devri" denilen yaşantı bunun en bariz göstergesidir... İslâm âlimleri dünyayı şöyle tarif ediyorlar; "oyun-eğlence; gösteriş-öğünme; ziynet"...
Yönünü, bu şekildeki bir dünyaya dönerek, ahireti unutan/önem vermeyen bütün toplumlar için felaketler kapıdadır...
Osmanlı 19. YY’dan itibaren ayakta kalmanın mücadelesini verirken; Avrupa'da "sanayi devrimi" başladı...'Kömür ve demirin" bu devrimin temelini oluşturduğu sanayileşme hamlesi, yeraltı zenginliği olan kıtalarda sömürgeciliği de başlattı... Petrol savaşları çıktı...
Osmanlı toprakları, çıkan/çıkarılan iki büyük savaşla paylaşıldı... Olan bu memleketlerde "Başsız" kalan Osmanlı teb'ası/milletine oldu tabiî ki...
Sanayileşme, Avrupa'ya refah getirdi ama huzur getiremedi…
Hıristiyanlık huzurunu kaybetmiş toplumlara çare olamadı... Bir sürü felsefi akımlar doğdu... Kapitalizm ve sosyalizm başı çekti... Zulüm bütün dünyaya yayıldı...
Zamanımızdaki huzursuzluk ve sıkıntıların temelinde bu "yanlış sanayileşmenin" doğurduğu felsefi akımlar, faiz, kadın ve çocuk istihdamındaki istismar vardır...