Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Eylül ayı ihracat rakamlarını açıkladı

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, 'Geride bıraktığımız eylül ayında ihracatımız, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 9,2 artışla 22,6 milyar dolar olmuştur.' dedi.

Bakan Muş, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe'nin de katılımıyla Ortahisar ilçesindeki bir otelde düzenlenen toplantıda, eylül ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Muş, eylül ayına ilişkin dış ticaret rakamlarını ve dönemsel gelişmelerin değerlendirileceği toplantı vesilesiyle Trabzon'da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Karadeniz'in incisi Trabzon'la çok özel bir bağı olduğunu ifade eden Muş, "Bizim için Trabzon'a gelmek demek, Sümela'da tarihin kokusunu içimize çekmek, Gülbahar Hatun Camisi'nde ecdadı yad etmek, Sultan Murat ve Hıdırnebi yaylalarındaki eşsiz doğaya hayran kalmak demektir." diye konuştu. Muş, Trabzon'un hızla gelişen sanayi ve ekonomisiyle bölgenin kalkınmasında önemli bir rol oynarken, turizmde de adından sıkça söz ettirdiğine dikkati çekti.

Trabzon'un ülke ve dünya çapında başarılara imza atan girişimcilerin ortaya çıktığı bir şehir olarak dış ticarette de iddiasını ortaya koyduğuna işaret eden Muş, nitekim Trabzon'un ülkenin en büyük 20 ihracatçı ili arasında olduğunu vurguladı.

Muş, değerli iş insanlarının özverili çalışmalarıyla Trabzon'un çok daha büyük başarılara ulaşacağından emin olduğunu belirterek, buradaki toplantının akabinde iş dünyasının temsilcileri ile bir araya gelerek istişarelerde bulunacaklarını da kaydetti.

Tahıl koridoru, piyasaları sakinleştirmeye ve gıda enflasyonunu sınırlamaya yardımcı olmaktadır

Küresel ekonomide birçok problemin aynı anda yaşandığı bir dönem içinde oluduğunun altını çizen Muş, şu değerlendirmede bulundu: "Dünya tarihinde ilk defa pandemi sebebiyle bu çapta bir kriz yaşanmış ve hala bu krizin etkileri tam olarak geçmemiştir. Rusya-Ukrayna savaşı da küresel emtia fiyatlarını, ekonomi ve ticaret politikalarını temelden sarsmaya devam etmektedir. Bildiğiniz gibi, küresel ekonomide geçtiğimiz yıldan beri devam eden yüksek enflasyonun yanına artık birçok ülkede etkisini göstermeye başlayan resesyon ihtimali de eklenmiştir. Nitekim Dünya Bankası'nın 15 Eylül'de yayımladığı raporda, küresel enflasyonla mücadele için uygulanacak sert politikaların önümüzdeki yıl 1980'lerdekine benzer ölçüde bir küresel durgunluk ihtimalini güçlendirdiği belirtilmektedir. Artan borçlanma maliyetleri, küresel ekonomide yüksek borç oranlarına sahip birçok şirket ve ülke için ciddi riskler oluşturmaya başlamıştır. Nitekim, kamu borçlarının milli gelire oranı 2022 yılı ilk çeyreğinde ülkemizde yüzde 42,3 iken avro bölgesinde yüzde 95,6'ya ulaşmış durumdadır. IMF'nin geçtiğimiz ay yayımladığı raporda dikkat çektiği şekilde borç oranı yaklaşık yüzde 190'a ulaşan Yunanistan gibi ülkelerin önümüzdeki dönemde ciddi sorunlar yaşaması muhtemeldir. Farklı kuruluşların raporlarında birçok AB ülkesi için özellikle yükselen enerji fiyatları ve muhtemel doğal gaz kıtlığı nedeniyle yıl sonunda resesyon ihtimalinin güçlendiği belirtilirken, IMF Başkanı, sert geçecek bir kışın Avrupa'da toplumsal huzursuzluklara yol açabileceği uyarısında bulunmuştur."

Ekonomide böylesine ciddi sorunların var olduğu bir ortamda, dünyanın farklı coğrafyalarında tırmanan gerilimlerin çözüm için iş birliği yapmayı güçleştirdiğini ve sorunları körüklediğini aktaran Muş, şöyle devam etti: "Türkiye olarak, barış odaklı dış politika ilkemiz doğrultusunda, uluslararası dayanışmaya katkı sağlayan her adımı dün olduğu gibi bugün de desteklemeye devam edeceğiz. Nitekim Karadeniz'in öte kıyısında yaşanan savaşın bir an önce sona ermesi ve başta gıda ve enerji güvenliği olmak üzere küresel ekonomiye etkilerini en aza indirmek için 2 aydır başarıyla yürütülen İstanbul Mutabakatı gibi çözümler, olası bir gıda krizinin önüne geçmiştir. Zira tahıl koridoru, piyasaları sakinleştirmeye ve gıda enflasyonunu sınırlamaya yardımcı olmaktadır. Küresel tedarik zincirlerinin hala toparlanamadığı, siyasi gerilimler ve savaşların da etkisiyle küresel enflasyonun zirveye çıktığı ve gelişmiş ekonomilerin resesyon sinyalleri verdiği böylesi bir ortamda Türkiye ekonomisi güçlü büyüme performansını sürdürmektedir. Nitekim, 2021 yılında yüzde 11,4 ile son 50 yılın en yüksek büyüme hızına ulaşan Türkiye ekonomisi, son olarak 2022 yılının ikinci çeyreğinde de yüzde 7,6 gibi başarılı bir büyüme oranı kaydetmeyi başarmıştır. Bu dönemde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla artışımızın yarısından fazlası mal ve hizmet ihracatımızdan gelmiştir. Dolayısıyla ekonomimiz küresel ortamdaki tüm zorluklara rağmen dengeli ve sürdürülebilir ilerleyişini sürdürmektedir. Uluslararası kuruluşlar tarafından da bu yöndeki performansımız teyit edilmekte olup, OECD daha geçtiğimiz hafta yayımladığı Ekonomik Görünüm Raporu'nda ülkemiz için 2022 büyüme tahminini yüzde 3,7'den 5,4'e yükseltmiştir."

Bakan Muş, Türkiye'nin, ihracatta 2021 yılında yakaladığı başarıyı 2022 yılının 9 ayında da sürdürdüğüne dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Geride bıraktığımız eylül ayında ihracatımız, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 9,2 artışla 22,6 milyar dolar olmuştur. Şunu memnuniyetle ifade etmek isterim ki bu rakam, tüm zamanların en yüksek eylül ayı ihracat rakamıdır. Böylelikle 2022 yılının ilk 9 ayının tamamında aylık olarak en yüksek ihracat rakamlarına ulaşmış bulunuyoruz. 2022 yılı Ocak-Eylül dönemi ihracatımız ise geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 17 artış ile 188,2 milyar dolar seviyesine çıkarak oldukça güçlü bir performans göstermiştir. Eylül ayında dış ticaret hacmimiz, geçtiğimiz yıla göre yüzde 26 oranında artışla 55,6 milyar dolara ulaşmıştır. Enerji ve emtia fiyatlarında yaşanan sert artışın etkisi ile ithalatımız 33 milyar dolar olmuştur."

Eylül ayında altın ve enerji hariç tutulduğunda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100'ün üzerine çıkmaktadır

Ocak-Eylül dönemi ithalatının yaklaşık üçte birinin enerji ithalatından kaynaklandığını belirten Muş, "Öte yandan, son dönemde altın ithalatında yaşanan yükseliş de ithalatımızda yaşanan artışta etkili olmaya başlamıştır. Söz konusu artış Ocak-Eylül döneminde de devam etmiş olup, toplam altın ithalatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 150 artarak 12,1 milyar dolara ulaşmış durumdadır. Nitekim, eylül ayında altın ve enerji hariç tutulduğunda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100'ün üzerine çıkmaktadır." dedi.

Muş, hükümet olarak, temelden başlayarak bir dünya markası haline gelmelerine kadar pek çok aşamada tüm firmaların yanında bulunduklarına ve onlara destek verdiklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Nitekim, Yeni İhracat ve E-İhracat Destekleri ve Prefinansman Modeli ile güncel gelişmelere uyum sağlayan yeni nesil destek mekanizmalarını sunduğumuz lansmanımızı geçtiğimiz hafta gerçekleştirdik. Malumunuz geçtiğimiz mart ayında faaliyetlerine başlayan İhracatı Geliştirme AŞ, kredibilitesi olan ancak teminat sorunu yaşayan başta KOBİ'lerimiz olmak üzere tüm ihracatçılarımız için finansmana erişimi daha da kolaylaştırmaktadır. İGE AŞ, bugüne kadar 6 milyar liranın üzerinde krediye kefalet sağlayarak ihracatçılarımıza finansman konusunda nefes aldırmaya başlamıştır. İGE AŞ, bu defa da prefinansman modelimizde önemli bir sac ayağı olacaktır. Zira bu model ile desteklerimizin etkinliğini artıracak, her sene destekler için bütçeden ayrılan kaynağı finansman ile eşleştirerek çarpan etkisiyle ihracatçımızın hizmetine sunmuş olacağız."

Hizmet sektörünün daha iyi konuma gelmesini sağlamak amacıyla ulusal ve uluslararası gelişmeleri dikkate aldıkları kapsamlı çalışmaların da kesintisiz sürdüğünü vurgulayan Muş: "Toplam dört karardan oluşan ve geçtiğimiz aylarda kamuoyu ile paylaştığımız Hizmet İhracatı Destek Program Paketimiz bunlardan sadece bir tanesidir. Önümüzdeki süreçte attığımız adımlarla hizmet ihracatımızı da güçlü biçimde daha üst seviyelere taşımaya kararlıyız. İhracat ailemiz için rehber niteliğinde olacak bu çalışmalarımızın yanı sıra yine ihracatçılarımızın önünü açmak için ticari diplomasi faaliyetlerimize de hız kesmeden devam ediyoruz. Daha iki gün önce Ukrayna Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı ile savaş sonrası Ukrayna'nın yeniden inşasında Türk müteahhitlerin rolü, Tahıl Koridorunun işleyişi, serbest ticaret anlaşmamızın yürürlüğe girmesi için onay süreçleri gibi mühim konuları ele aldık. Ticari diplomasi faaliyetlerimiz kapsamında yine geçtiğimiz haftalarda imzaladığımız protokollerle Malezya ve Gürcistan ile var olan serbest ticaret anlaşmalarımızın kapsamını genişlettik."

Muş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde katıldıkları Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi ile birçok ülkedeki mevkidaşları ile ikili görüşme imkanı ve bu ülkeler ile ikili ticari ilişkileri değerlendirme fırsatları olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Öte yandan, yanı başımızda büyüyen pazarlar olan Bosna Hersek ve Sırbistan ile pasaport olmadan sadece kimlikle seyahatin önü açılmıştır. Siz değerli iş insanlarımız için bu gelişmeler önemli fırsatlar barındırmaktadır. Tüm bu çalışma ve faaliyetlerin maksadı ihracatçılarımızın daha etkin ve daha rekabetçi bir şekilde pazarlara erişim sağlamasına imkan vermektir. Bizler bu hedef doğrultusunda var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Sizlerin gayretleri ile geçtiğimiz yıl olduğu gibi, 2022 yılında da ihracatın ekonomik büyümemizin ana unsuru olmaya devam edeceğine inanıyorum. Bu manada, sanayimizde son yıllarda gösterdiğimiz atılımı devam ettireceğimize, ihracatın ve yatırımların itici bir güç olduğu mevcut büyüme ortamını sürdürülebilir kılacağımıza eminim. Bu noktada, büyük özveri ve gayret ile çalışmalarını sürdüren tüm ihracatçılarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum." Dedi.

Bakan Muş, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe'nin de katılımıyla Ortahisar ilçesindeki bir otelde düzenlenen toplantıda, eylül ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Muş, eylül ayına ilişkin dış ticaret rakamlarını ve dönemsel gelişmelerin değerlendirileceği toplantı vesilesiyle Trabzon'da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Karadeniz'in incisi Trabzon'la çok özel bir bağı olduğunu ifade eden Muş, "Bizim için Trabzon'a gelmek demek, Sümela'da tarihin kokusunu içimize çekmek, Gülbahar Hatun Camisi'nde ecdadı yad etmek, Sultan Murat ve Hıdırnebi yaylalarındaki eşsiz doğaya hayran kalmak demektir." diye konuştu. Muş, Trabzon'un hızla gelişen sanayi ve ekonomisiyle bölgenin kalkınmasında önemli bir rol oynarken, turizmde de adından sıkça söz ettirdiğine dikkati çekti.

Trabzon'un ülke ve dünya çapında başarılara imza atan girişimcilerin ortaya çıktığı bir şehir olarak dış ticarette de iddiasını ortaya koyduğuna işaret eden Muş, nitekim Trabzon'un ülkenin en büyük 20 ihracatçı ili arasında olduğunu vurguladı.

Muş, değerli iş insanlarının özverili çalışmalarıyla Trabzon'un çok daha büyük başarılara ulaşacağından emin olduğunu belirterek, buradaki toplantının akabinde iş dünyasının temsilcileri ile bir araya gelerek istişarelerde bulunacaklarını da kaydetti.

Tahıl koridoru, piyasaları sakinleştirmeye ve gıda enflasyonunu sınırlamaya yardımcı olmaktadır

Küresel ekonomide birçok problemin aynı anda yaşandığı bir dönem içinde oluduğunun altını çizen Muş, şu değerlendirmede bulundu: "Dünya tarihinde ilk defa pandemi sebebiyle bu çapta bir kriz yaşanmış ve hala bu krizin etkileri tam olarak geçmemiştir. Rusya-Ukrayna savaşı da küresel emtia fiyatlarını, ekonomi ve ticaret politikalarını temelden sarsmaya devam etmektedir. Bildiğiniz gibi, küresel ekonomide geçtiğimiz yıldan beri devam eden yüksek enflasyonun yanına artık birçok ülkede etkisini göstermeye başlayan resesyon ihtimali de eklenmiştir. Nitekim Dünya Bankası'nın 15 Eylül'de yayımladığı raporda, küresel enflasyonla mücadele için uygulanacak sert politikaların önümüzdeki yıl 1980'lerdekine benzer ölçüde bir küresel durgunluk ihtimalini güçlendirdiği belirtilmektedir. Artan borçlanma maliyetleri, küresel ekonomide yüksek borç oranlarına sahip birçok şirket ve ülke için ciddi riskler oluşturmaya başlamıştır. Nitekim, kamu borçlarının milli gelire oranı 2022 yılı ilk çeyreğinde ülkemizde yüzde 42,3 iken avro bölgesinde yüzde 95,6'ya ulaşmış durumdadır. IMF'nin geçtiğimiz ay yayımladığı raporda dikkat çektiği şekilde borç oranı yaklaşık yüzde 190'a ulaşan Yunanistan gibi ülkelerin önümüzdeki dönemde ciddi sorunlar yaşaması muhtemeldir. Farklı kuruluşların raporlarında birçok AB ülkesi için özellikle yükselen enerji fiyatları ve muhtemel doğal gaz kıtlığı nedeniyle yıl sonunda resesyon ihtimalinin güçlendiği belirtilirken, IMF Başkanı, sert geçecek bir kışın Avrupa'da toplumsal huzursuzluklara yol açabileceği uyarısında bulunmuştur."

Ekonomide böylesine ciddi sorunların var olduğu bir ortamda, dünyanın farklı coğrafyalarında tırmanan gerilimlerin çözüm için iş birliği yapmayı güçleştirdiğini ve sorunları körüklediğini aktaran Muş, şöyle devam etti: "Türkiye olarak, barış odaklı dış politika ilkemiz doğrultusunda, uluslararası dayanışmaya katkı sağlayan her adımı dün olduğu gibi bugün de desteklemeye devam edeceğiz. Nitekim Karadeniz'in öte kıyısında yaşanan savaşın bir an önce sona ermesi ve başta gıda ve enerji güvenliği olmak üzere küresel ekonomiye etkilerini en aza indirmek için 2 aydır başarıyla yürütülen İstanbul Mutabakatı gibi çözümler, olası bir gıda krizinin önüne geçmiştir. Zira tahıl koridoru, piyasaları sakinleştirmeye ve gıda enflasyonunu sınırlamaya yardımcı olmaktadır. Küresel tedarik zincirlerinin hala toparlanamadığı, siyasi gerilimler ve savaşların da etkisiyle küresel enflasyonun zirveye çıktığı ve gelişmiş ekonomilerin resesyon sinyalleri verdiği böylesi bir ortamda Türkiye ekonomisi güçlü büyüme performansını sürdürmektedir. Nitekim, 2021 yılında yüzde 11,4 ile son 50 yılın en yüksek büyüme hızına ulaşan Türkiye ekonomisi, son olarak 2022 yılının ikinci çeyreğinde de yüzde 7,6 gibi başarılı bir büyüme oranı kaydetmeyi başarmıştır. Bu dönemde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla artışımızın yarısından fazlası mal ve hizmet ihracatımızdan gelmiştir. Dolayısıyla ekonomimiz küresel ortamdaki tüm zorluklara rağmen dengeli ve sürdürülebilir ilerleyişini sürdürmektedir. Uluslararası kuruluşlar tarafından da bu yöndeki performansımız teyit edilmekte olup, OECD daha geçtiğimiz hafta yayımladığı Ekonomik Görünüm Raporu'nda ülkemiz için 2022 büyüme tahminini yüzde 3,7'den 5,4'e yükseltmiştir."

Bakan Muş, Türkiye'nin, ihracatta 2021 yılında yakaladığı başarıyı 2022 yılının 9 ayında da sürdürdüğüne dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Geride bıraktığımız eylül ayında ihracatımız, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 9,2 artışla 22,6 milyar dolar olmuştur. Şunu memnuniyetle ifade etmek isterim ki bu rakam, tüm zamanların en yüksek eylül ayı ihracat rakamıdır. Böylelikle 2022 yılının ilk 9 ayının tamamında aylık olarak en yüksek ihracat rakamlarına ulaşmış bulunuyoruz. 2022 yılı Ocak-Eylül dönemi ihracatımız ise geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 17 artış ile 188,2 milyar dolar seviyesine çıkarak oldukça güçlü bir performans göstermiştir. Eylül ayında dış ticaret hacmimiz, geçtiğimiz yıla göre yüzde 26 oranında artışla 55,6 milyar dolara ulaşmıştır. Enerji ve emtia fiyatlarında yaşanan sert artışın etkisi ile ithalatımız 33 milyar dolar olmuştur."

Eylül ayında altın ve enerji hariç tutulduğunda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100'ün üzerine çıkmaktadır

Ocak-Eylül dönemi ithalatının yaklaşık üçte birinin enerji ithalatından kaynaklandığını belirten Muş, "Öte yandan, son dönemde altın ithalatında yaşanan yükseliş de ithalatımızda yaşanan artışta etkili olmaya başlamıştır. Söz konusu artış Ocak-Eylül döneminde de devam etmiş olup, toplam altın ithalatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 150 artarak 12,1 milyar dolara ulaşmış durumdadır. Nitekim, eylül ayında altın ve enerji hariç tutulduğunda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100'ün üzerine çıkmaktadır." dedi.

Muş, hükümet olarak, temelden başlayarak bir dünya markası haline gelmelerine kadar pek çok aşamada tüm firmaların yanında bulunduklarına ve onlara destek verdiklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Nitekim, Yeni İhracat ve E-İhracat Destekleri ve Prefinansman Modeli ile güncel gelişmelere uyum sağlayan yeni nesil destek mekanizmalarını sunduğumuz lansmanımızı geçtiğimiz hafta gerçekleştirdik. Malumunuz geçtiğimiz mart ayında faaliyetlerine başlayan İhracatı Geliştirme AŞ, kredibilitesi olan ancak teminat sorunu yaşayan başta KOBİ'lerimiz olmak üzere tüm ihracatçılarımız için finansmana erişimi daha da kolaylaştırmaktadır. İGE AŞ, bugüne kadar 6 milyar liranın üzerinde krediye kefalet sağlayarak ihracatçılarımıza finansman konusunda nefes aldırmaya başlamıştır. İGE AŞ, bu defa da prefinansman modelimizde önemli bir sac ayağı olacaktır. Zira bu model ile desteklerimizin etkinliğini artıracak, her sene destekler için bütçeden ayrılan kaynağı finansman ile eşleştirerek çarpan etkisiyle ihracatçımızın hizmetine sunmuş olacağız."

Hizmet sektörünün daha iyi konuma gelmesini sağlamak amacıyla ulusal ve uluslararası gelişmeleri dikkate aldıkları kapsamlı çalışmaların da kesintisiz sürdüğünü vurgulayan Muş: "Toplam dört karardan oluşan ve geçtiğimiz aylarda kamuoyu ile paylaştığımız Hizmet İhracatı Destek Program Paketimiz bunlardan sadece bir tanesidir. Önümüzdeki süreçte attığımız adımlarla hizmet ihracatımızı da güçlü biçimde daha üst seviyelere taşımaya kararlıyız. İhracat ailemiz için rehber niteliğinde olacak bu çalışmalarımızın yanı sıra yine ihracatçılarımızın önünü açmak için ticari diplomasi faaliyetlerimize de hız kesmeden devam ediyoruz. Daha iki gün önce Ukrayna Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı ile savaş sonrası Ukrayna'nın yeniden inşasında Türk müteahhitlerin rolü, Tahıl Koridorunun işleyişi, serbest ticaret anlaşmamızın yürürlüğe girmesi için onay süreçleri gibi mühim konuları ele aldık. Ticari diplomasi faaliyetlerimiz kapsamında yine geçtiğimiz haftalarda imzaladığımız protokollerle Malezya ve Gürcistan ile var olan serbest ticaret anlaşmalarımızın kapsamını genişlettik."

Muş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde katıldıkları Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi ile birçok ülkedeki mevkidaşları ile ikili görüşme imkanı ve bu ülkeler ile ikili ticari ilişkileri değerlendirme fırsatları olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Öte yandan, yanı başımızda büyüyen pazarlar olan Bosna Hersek ve Sırbistan ile pasaport olmadan sadece kimlikle seyahatin önü açılmıştır. Siz değerli iş insanlarımız için bu gelişmeler önemli fırsatlar barındırmaktadır. Tüm bu çalışma ve faaliyetlerin maksadı ihracatçılarımızın daha etkin ve daha rekabetçi bir şekilde pazarlara erişim sağlamasına imkan vermektir. Bizler bu hedef doğrultusunda var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Sizlerin gayretleri ile geçtiğimiz yıl olduğu gibi, 2022 yılında da ihracatın ekonomik büyümemizin ana unsuru olmaya devam edeceğine inanıyorum. Bu manada, sanayimizde son yıllarda gösterdiğimiz atılımı devam ettireceğimize, ihracatın ve yatırımların itici bir güç olduğu mevcut büyüme ortamını sürdürülebilir kılacağımıza eminim. Bu noktada, büyük özveri ve gayret ile çalışmalarını sürdüren tüm ihracatçılarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum." Dedi.

Bakmadan Geçme