Şule Kirişci

Venezuela meselesinde neden petrol mü?

Şule Kirişci

Venezuela denildiğinde ilk akla gelen çoğu zaman petroldür. Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip bu ülke, uzun yıllardır küresel güçlerin radarında yer alıyor. Ancak Venezuela krizini yalnızca enerji kaynakları üzerinden okumak, meselenin çok katmanlı yapısını gözden kaçırmak olur. Petrol önemli bir unsur fakat yaşananların tamamını açıklamaya tek başına yeterli mi?

Son yıllarda küresel enerji piyasalarında yaşanan belirsizlikler, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası artan arz endişeleri ve yükselen enflasyon baskısı, Venezuela’yı yeniden “stratejik bir seçenek” haline getirdi. Oysa ülkenin önemi yalnızca petrolden ibaret değil. Yaklaşık 15 trilyon dolar değerinde olduğu tahmin edilen yeraltı kaynaklarıyla Venezuela, hem Güney Amerika’da hem de küresel ölçekte istisnai bir konuma sahip. Petrolün yanı sıra doğal gaz, kömür, altın, demir cevheri, boksit gibi madenlerde dünya sıralamalarında üst basamaklarda yer alıyor. Bakırdan elmasa, uranyuma kadar pek çok kritik mineral de bu tabloya eklenirse, Venezuela’nın jeopolitik ağırlığı daha net anlaşılabilir.

Tarihsel arka plan da 1920’lerde petrol yataklarının keşfiyle birlikte ABD’li şirketler ülkede tesisler kurmuş, Venezuela uzun yıllar ABD için en önemli ham petrol tedarikçilerinden biri olmuştu. 2005’e kadar aylık yaklaşık 60 milyon varil petrol ABD’ye ihraç ediliyordu. Ancak 2007’de Venezuela’da petrol endüstrisinin kamulaştırılması ve ABD’li şirketlerin ülkeden çekilmesi, iki ülke ilişkilerinde kırılma yarattı.

Bugün Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervine sahip olmasına rağmen günlük üretimde yaklaşık bir milyon varil seviyesinde kalıyor. Bunun temel nedeni, ülkenin petrolünün ağır ve rafinasyonu zor bir yapıya sahip olması. Bu tür petrolü işleyebilen rafineriler sınırlı ve ağırlıklı olarak ABD’nin güneyinde ve Çin’de bulunuyor. Dolayısıyla Venezuela petrolü, rezerv büyüklüğüne rağmen küresel fiyatlar üzerinde beklenen etkiyi yaratamıyor.

Hali hazırda Venezuela petrolünün en büyük alıcısı durumunda bulunan Çin, ABD’nin yaptırımlarının arttığı dönemde de Venezuela petrolünün en önemli alıcılarından biri haline gelmişti. Petrol karşılığı kredi programlarıyla milyarlarca dolarlık finansman sağlandı ve ilişkiler stratejik ortaklık seviyesine taşındı. Çin bu dönemde Venezuela’dan günde tahmini rakamla 300-470 bin varil civarında petrol ithal etti. ABD Çin’in enerji kaynaklarına erişimi sınırlayarak küresel enerji piyasasında etkisini arttırmayı hedefliyor.

İlginç olan ABD dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olmasına rağmen, özellikle Meksika Körfezi kıyısındaki rafineriler ağır ham petrol işlemek üzere tasarlanmış durumda. ABD’nin ürettiği petrol ise ağırlıklı olarak hafif ham petrol… Bu nedenle ABD hâlâ Kanada ve Meksika gibi ülkelerden ağır petrol ithal ediyor. Venezuela ise, ABD rafinerilerinin ihtiyaç duyduğu dünyanın en büyük ağır ham petrol rezervlerine sahip. Bu gerçek, Venezuela petrolünü ABD’li şirketler açısından yeniden son derece cazip kılıyor.

Ancak siyasi kararlar ekonomik rasyonelin önüne geçtiğinde sonuçlar ağır oluyor. ABD Başkanı Trump’ın Aralık 2025’te Venezuela’ya yanaşan veya bu ülkeden kalkan tüm gemilere ambargo uygulanacağını açıklamasının ardından, Venezuela’nın petrol ihracatı neredeyse durma noktasına geldi.

Bu küresel tablo, Venezuela’nın yalnızca büyük güçler arasındaki enerji rekabetinde değil, orta ölçekli aktörlerle kurduğu ticari ilişkilerde de kırılgan bir yapı oluştu. Türkiye’nin Venezuela’ya ihracatı da son yıllarda belirgin bir düşüş eğilimi göstermektedir. 2022 yılında yaklaşık 366,4 milyon seviyesinde gerçekleşen ihracat, 2023 yılında benzer bir düzeyde kalarak 365,8 milyon olarak kaydedilmiştir. Ancak 2024 yılında ihracatta önemli bir gerileme yaşanmış ve tutar 306,9 milyon seviyesine düşmüştür. Bu düşüş eğilimi 2025 yılında daha da belirginleşmiş, ihracat hacmi 185,7 milyon seviyesine kadar gerilemiştir. Ticari hacimde yaşanan bu keskin daralma, Venezuela ile kurulan ekonomik ilişkilerin küresel konjonktüre bağlı olduğunu gösterir, demek yanlış olmaz.

Sonuç olarak Venezuela ile ilgili mesele yalnızca petrol değildir. Ancak petrol, bu karmaşık ilişkinin en görünür, en işlevsel ve en görünür unsurudur. Asıl belirleyici olan ise küresel sistemde güç, mücadelesidir. Venezuela bu mücadelenin sahnesidir.
 

Yazarın Diğer Yazıları