Ender Küçük

İran

Ender Küçük

Dünyada yaşanan siyasi gelişmelerin, darbelerin, bildirilerin, sokak çatışmalarının ardında hiç kuşkusuz emperyalist düşünce vardır.

Emperyalizm bu faaliyetlerini bizlere demokrasi, daha fazla özgürlük getirmek adına yapmaz.

Emperyalizm amacı sömürü ve paradır. Bizlerin çok özgür ya da çok demokratik olmamız onların umurunda değildir.

Bugün Venezuela'da yaşanan olayların, komşu ülke İran'da yaşanan olayların ardında kuşkusuz yeraltı zenginlikleri yatmaktadır.

Sömürü düzeninde sözde gelişmiş ülkeler, büyük şirketlerin jandarmalığını yapmaktadır.

Açılan her petrol kuyusunun değeri milyonlarca insanın, dini ve milleti ne olursa olsun açlığa ve ölüme mahkûm edilmesiyle sonuçlanmıştır.

19.Yüzyıl ve 20.Yüzyılın temelinde enerji kaynaklarının nasıl yönetileceği kaygısı bu asırda da arsızca devam etmektedir.

Ülkelerden daha büyük bu şirketlerin başlıcaları Amerika Standart Oil Co. ve İngiltere -Hollanda ortaklığı Royal Dutch-Shell grubudur.

İkisinin de başında Yahudi kökenli kişiler bulunmaktadır.

Bu iki şirket arasındaki savaş 1900 yıllarda başlamış, 2. Dünya Savaşı’na kadar açık ara İngiltere'nin liderliğinde devam ederken, 2.Dünya Savaşı bittiğinde yerine ABD'ye bırakmış ve iki kutuplu dünya siyasetinde devletler ABD’nin elinde ve onun yarattığı tehditler karşısında oyuncak olmuşlardır.

İkinci Dünya Savaşı’nda toprak bakımından güçlenerek çıkan Rusya ise bu kör dövüşün arasında kalmış, kendini yer yer Standart Oil merkezli siyasi gelişmelerin yanında bulmuştur.

İran 'da ise Şah Rıza Pehlevi'nin sevmemesine rağmen ülkedeki petrolün millileştirilmesi için Tudeh Komünist Partisi tarafından organize edilen sokak eylemlerinin gardını düşürmek adına, Rusya'nın desteklediği Musaddık'ı başbakan olarak atamak zorunda kalmıştır.

Şah'ın gönlünden geçen ülkesinin petrolü üzerindeki en büyük hak sahibi İngiltere destekli Royal Duch- Shell petrol şirketiyle yarı yarıya karda anlaşarak tekrar masaya oturmaktı.

Ancak bu süreç hiçte kolay olmadı.

Musaddık hükümeti ile Rusya birlikte hareket etseler de İngilizler bu petrol yataklarını bırakma niyetinde değildi. Rus ve İngiliz gizli servisleri, Entelijans ve Çeka veya Ohrana İran'daki kadar birbirleri ile kıyasıya ve şiddetli bir mücadeleyi dünyanın başka hiçbir yerinde yapmamışlardı.

Bunun en önemli sebebi 2.Dünya Savaşı'ndan ABD ile birlikte güçlenerek çıktıkları ve dünyayı İngiltere olmadan, iki devletli bir paylaşımla yönetmek istiyorlardı.

ABD'nin her ne kadar Uluslararası arenada İngilizler ile birlikte hareket ettiği algısı olsa da alttan alta Rusya'nın İran'daki komünist faaliyetlerine göz yumuyor, Standart Oil yetkililerinin Musaddık hükümeti ile yaptığı gizli pazarlıklara ses çıkartmıyordu.

İngilizler ‘in tekelindeki petrolün ABD’ye hiç bir faydası yoktu. Aksine dünya piyasasında Deterding liderliğindeki Royal Duch-Shell şirketi petrolün fiyatını belirleyen güçtü ve bu durum donanma bakımından daha zayıf olan ABD’yi herkes tarafından korkulan bir güç gibi algılanmasını engelliyordu.

Karışında her ne kadar Rockefeller'ın sahibi Standart Oil olsa da, Deterding zekâsıyla; Arap Yarımadası’nda, Venezüella’da, Romanya'da, Meksika'da ve hatta ABD'nin topraklarında bile İngiltere'yi dünya lideri bir güce dönüşüyordu.

İşte böyle bir durumda tıpkı şimdi olduğu gibi İran’da sokak gösterileri Rusya'nın tazyiki ile çekilmez bir hal almıştı..

Musaddık, İngiltere ile kaç defa masaya otursa da anlaşma sağlanamadı.

Çünkü Musaddık'a Rusya, İngiltere’nin yapacağı askeri operasyonlara karşı şartsız destek vereceğini beyan ediyordu.

İngiltere'nin siyaseti ve İstihbarat teşkilatı ise boş durmuyor, Rusya'nın ilgisini İran'dan uzak tutmak için Polonya'da, Çekoslovakya'da ve Macaristan'da Komünizm karşıtı eylemleri organize ediyordu.

Rusya enerjisini mecburen buralara kaydırmak zorunda kalıyor ve bu ayaklanmalarda acımasız Stalin kana doymuyordu.

Ne tuhaf değil mi?

Özgürlük isteyen Anti-Komünist insanlar petrol şirketlerinin kurbanı oluyordu.

Yani özgürlük için değil İngiltere ya da ABD için ölüyorlardı.

Yıllardır Orta Doğu’ da yaşanan olaylarda, aynı sebepten dolayı birbirlerini gözlerini kırpmadan öldüren insanların arkasında kimler olduğunun ispatı niteliğinde değil miydi bütün bu başımıza gelenler?

Libya'da Kaddafi'nin petrolü dolarla satalım teklifinden sonra başına neler geldiğini, Kral Faysal ve oğlu Gazi’nin şüpheli ölümlerini, İranlı başbakan Razmara suikastını, Saddam’ın idamını ve Maduro’nun başına gelenlerin nedenini ve kimlerin bu olayların arkasında olduğunu çok iyi biliyoruz.

Ama bildiğimiz gibi çokta çabuk unutuyoruz.

Bugün İran'da her sokak eylemi sırasında ABD'den eylemcilere destek mesajı gelir.

Ve istedikleri bir sonuç asla olmaz.

Çünkü İran'da ki her devrimin nabzı Tahran'da değil Tebriz'de atar.

Tebriz'in istemediği hiç bir siyasi ya da toplumsal gelişmeler kendini dünya siyaset arenasında yer bulamaz.

Tebriz'de ki Azeri soydaşlarımız hem ekonomik anlamda hem de İran siyasetinde çok güçlüdürler. Onlar isteyecek ki, rejim yıkılsın. Onlar isteyecek ki, ABD petrole çöksün.

Bu yüzyılda batı destekli bir darbenin İran'da yapılması güç görünüyor.

Bir de İran petrollerinin en büyük müşterisi Çin’dir.

2025 Kasım ayından bugüne kadar Çin’den İran’ a kargo uçaklarının biri iniyor, diğeri kalkıyor.

Hoş bu uçaklar oyuncak taşımıyor.

Bu arada ülkemiz insanının çoğu İran’ın başına bir operasyon yapılmasını, bütünlüğünün bozulmasını asla istemez.

Siyasilerimiz de asla istemezler.

Yalnız İran’ın yıllardır bize karşı gösterdiği hasmane  tutumu unutmuş değiliz.

Umarım bundan sonraki süreçte Türkiye’ye ve Azerbaycan’a karşı olumlu politikalar geliştirirler.

Rabbim vatanımızı korusun, birlikteliğimizi arttırsın.

Bir başka yazımda görüşmek üzere.

Selam ve dua ile…
 

Yazarın Diğer Yazıları