Ahmet Sandal

Altı Şubat: Hüzün, inanç, tevekkül, teslimiyet ve teşekkür

Ahmet Sandal

Evet, bir 6 Şubat gününü daha idrak ettik ve yaşadık.

Biliyorsunuz, “6 Şubat” Kahramanmaraş Büyük Depreminin yıl dönümüdür.

6 Şubat 20023-6 Şubat 2026.

Aradan tam 3 yıl geçmiş.

Büyük Depremin üçüncü yılında İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneği olarak şöyle bir mesaj yayınladım. “6 Şubat’ın üçüncü yılında tüm Deprem Şehidlerimizi rahmetle anıyorum. Mekanları cennet, ruhları şad olsun. Yaralılara şifalar diliyorum. Yüce Rabbim (cc) bu Ülkeye ve hiç bir Ülkeye bir daha felaket ve musibet yaşatmasın. Yüce Rabbim hepimizi korusun. Amin.

Ahmet Sandal 
İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneği Başkanı

Bir de şahsım olarak şu mesajı irad ederek yayınladım. Bu bir teşekkür mesajıdır.

TEŞEKKÜR
Asrın Felaketi olarak da adlandırılan 6 Şubat Kahramanmaraş Depreminin ardından deprem bölgesinde 455 bin 357 ev ve iş yerlerinin kısa sürede yapılarak Hak Sahiplerine teslim edilmesinden dolayı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçen herkese, Bakanından Valisine, Mühendisinden Memuruna, Ustasından İşçisine, İnşaat Müteahhidinden İnşaat Bekçisine kadar herkese ayrı ayrı teşekkür ediyor, bu çalışmaların hepsinin Kutlu Ecdadımız Şeyh Edebali’nin Devletimizin Kurucusu Osman Bey’e seslendiği “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın” öğüdünün birer yansıması olarak görüyorum. Allah (cc) cümlesinden razı olsun. Allah (cc) bu Kutlu Devlete ve bu Asil Millete zeval vermesin. Amin.

İnşallah bu mesaj, İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneğimizin aylık olarak çıkarttığı İKTA Dergisinin 4. Sayısında (Şubat Sayısında da) yayınlanacak. Hem de arka kapakta resmimin altında.

O resmim Şeyh Edebali’nin Devletimizin Kurucusu Osman Bey’e seslendiği “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın” tablosu ile şahsımın resminin yer aldığı bir resimdir.

Evet, bu yazımın başlığı 6 Şubat: Hüzün ve Teşekkür.

Hüznümüzün kaynağı ve teşekkürümüzün nedeni bellidir.

Hüzün ne kadar insani ise, teşekkür de o kadar insanidir.

İnsan olan kederlenir ve üzülür. İnsan olan hüzün ve kederli anlarında gördüğü desteğe karşı da teşekkür eder.

Bu Ülkede en büyük teşekkürü elbette halkımız hak ediyor.

Halkımız da depremde büyük bir birlik ve beraberlik örneği gösterdi. “O Büyük Deprem sonrasında bu halk, birden bire kendiliğinden seferber olarak topladıkları yardımlar ile görev başındaydı ve afetzedelerimizin yanındaydı.”  Depremin ilk gününden itibaren Deprem Bölgesindeki 11 İle yardımlar yağdı.  Yardımsever halkımızın hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Çok bildik bir söz vardır: “Hüzünler paylaşıldıkça azalır, sevinçler paylaşıldıkça çoğalır.”

Deprem bölgesinde ilk görülen manzara aynı bu sözdeki gibiydi.

Halkımızın 7’den 77’ye, A’dan Z’ye seferber olmasıyla ve Deprem Bölgelerine yardım etmeleriyle, Devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla depremin ilk anlarından itibaren halkın yanında olmasıyla elbette “hüzünler azaldı” ve ardından da yaralar sarıldıkça, depremden sonra geçen 3 yıl içerisinde birçok depremzede evlerine ve işyerlerine kavuştukça “sevinçler de çoğaldı.”

Bize düşen görev, hakkı yerine teslim etmektir.

Bu Millet, Devletiyle beraber bir bütündür ve her daim acıda ve hüzünde, sevinçte ve mutlulukta tek vücuttur ve kenetlenmiş bir birliktir. Elhamdülillah.

Allah bu Millete ve hiçbir Millete, hiçbir kimseye acı, keder, hüzün, bela ve musibet vermesin.
Ancak afet ve musibet olduğunda, en mühim husus, “dayanışma ve yardımlaşmadır.”  
Ben o Büyük Depremde, bizzat gördüm ve müşahede ettim. Herkes yardımlaşma ve dayanışma içindeydi. 
Mesela, Kahramanmaraş’a yardım götüren araçların içindeki yardımseverlere ya da deprem bölgesinden ayrılan depremzedelere civar ilçe ve illerdeki yollardan geçerken vatandaşlar tarafından çay ve çorba ikram edilerek yardım edildiğini gördüm.
Yazımın bu noktasında şunu da ifade edeyim.
Ben o Büyük Depremde, depreme yakalanan ve evleri barkları yıkılıp da canlarını zor kurtaran halkımız da büyük teslimiyet, tevekkül ve güven de gördüm.
Evet, ben halkımızda “Allah'a teslimiyet ve tevekkül, Devlet'e güven gördüm.”
Bu yazı boyunca beyan ettiğim hususlar mühim hususlar.
Hüzün, teşekkür, teslimiyet ve tevekkül ile güven.
Birlik ve beraberlik ile yardımlaşma ve dayanışma.
Bu beyan ettiğim hususlar ve kavramlar çok mühimdir.
Bu yazıda abu mühim hususlara dikkat çektim.
Yazımın başlığını önce “6 Şubat: Hüzün ve Teşekkür” olarak belirlemiştim.
O başlığın kapsamını genişletebiliriz: 
6 Şubat: “Hüzün, Tevekkül, Teslimiyet ve Teşekkür.”
Tevekkül ve teslimiyet birbirine bir madalyonun iki yüzü gibi yapışıktır.
Tevekkül ve teslimiyet, bir elmanın iki yarısı gibidir.
Ve “tevekkül ile teslimiyet imandan yani inançtan gelir.” 
Yazımın başlığını 6 Şubat: “Hüzün, İnanç, Tevekkül, Teslimiyet ve Teşekkür” şeklinde belirlemek gerekir.
Bu Millet, “Allah’a iman eder ve Devletine inanç içindedir.” Vesselam.
Not: “Böylece bir köşe yazısında ilk defa yazının başlığı safha safha kendiliğinden meydana getirilmiş oldu.”

 

Yazarın Diğer Yazıları