• Haberler
  • Bilim
  • Türkiye'de kör köstebeğin 3 yeni türü keşfedildi

Türkiye'de kör köstebeğin 3 yeni türü keşfedildi

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Teoman Kankılıç öncülüğünde yürütülen arazi çalışmaları kapsamında kör köstebeğin 3 yeni türü keşfedildi.

Hatay, Gaziantep, Kilis ve Diyarbakır'daki arazi çalışmaları sonucunda bilim dünyası için "Nannospalax garzanensis", "Colaki" ve "Karyominor" adıyla 3 farklı kör köstebek türü tanımlandı.

Çalışma, Prof. Dr. Kankılıç'ın yanı sıra Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi İlkay Civelek, Öğretim Görevlisi İlhan Tatyüz ve doktora öğrencisi Burcu Köse, Aksaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Kankılıç, Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Coşkun ve Batman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Yürümez'in katkılarıyla gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Teoman Kankılıç, AA muhabiri Ahmet Demircan’a, kör köstebekler üzerinde uzun süredir çalıştıklarını söyledi.

Ankara Üniversitesi'nde yüksek lisans ve doktorasını bu alanda yaptığını anlatan Kankılıç, çalışmalarına Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde devam ettiğini dile getirdi.

Kankılıç, Türkiye'nin birçok noktasında arazi çalışmalarına katıldığını belirterek, topladıkları yaklaşık 1100-1200 örneğin postlarını, dokularını incelediklerini vurguladı.

Kör köstebeklerin kromozom sayısı bakımından çeşitlilik gösteren organizma canlılar olduğunu anlatan Kankılıç, şöyle konuştu: "Kör köstebekler morfolojik olarak birbirinin aynısı ama genetik olarak çok farklı olan canlılar ve Türkiye'de bu hayvanlar gen merkezi olarak biliniyor. Türkiye, Balkanlar ve Afrika'ya kadar yayılış gösteren hayvanlar. Oligosen (33,7 milyon ile 23,8 milyon yıl önce arası yaklaşık 10 milyon yıl süren paleojen dönemi) zamanından itibaren kademeli şekilde yayılış göstermişler.

Bunlar iki cins içerisinde sınıflandırılıyor. Güneydoğu Anadolu levant kuşağı ve Afrika'ya kadar olan kısım myospalax cinsi içerisinde. Anadolu'dan Balkanlara doğru giden kuşak da nannospalax olarak adlandırılıyor. Bu hayvanlar kör, gözleri derilerinin altına gerilemiş halde bulunuyor. Toprak altında yaşıyorlar. Toprak altında açtıkları galerilerde patates, havuç, turp gibi yumru köklü bitkilerin kökleriyle besleniyorlar. Diğer köstebekle karıştırmamak lazım. Köstebekler böcek yiyen canlılar ve gözleri vardır. Bunlar körkösnü veya kör köstebek olarak adlandırılıyor."

Bunlar kanser olmayan, kansere dirençli canlılardır

Kankılıç, kör köstebeklerin bahçelerde sevilmeyen, tarım zararlısı hayvanlar olduğuna dikkati çekti.

Yeni keşfedilen köstebeklerin birçok özelliğinin bulunduğunu vurgulayan Kankılıç, şunları kaydetti: "Bunlar kanser olmayan, kansere dirençli canlılardır. Bunun üzerinde de bir model olarak çalışmalar devam etmektedir. Körkösnülerin Türkiye'deki taksonomileri (sınıflandırma) problemliydi. Yani Türkiye'de hangi türler yaşıyor bilinmiyordu. Biz buna netlik kazandırmak istedik, bunların morfolojileri benzer olduğu için türleri genetik yapılarıyla ayırmak istedik. Proje çalışmamız üç aşamalı ilerledi. Morfolojik çalışmalar yani kafatasından ölçüler, diş yapıları tek tek hepsi incelendi. Diğer taraftan sitogenetik (kromozomların sayı, şekil ve yapılarıyla ilgilenen genetiğin bir alt branşı) çalışmalar yapıldı. Her birinin popülasyonundan aldığımız örneklerin karyolojik olarak kromozom sayıları belirlendi ve kromozom morfolojileri karşılaştırıldı. Mitokondriyal DNA'nın (mitokondri adı verilen hücresel organellerin içinde bulunan dairesel kromozom) belirli gen bölgeleri filogenetik (evrimsel gelişim) açıdan incelenerek bunların farklı oldukları belirlendi."

Kankılıç, bundan sonraki araştırmalarında nannospalax türü üzerine çalışacaklarını söyledi.

Daha önce kör köstebeklerin Türkiye'de "ehrenbergi" olarak adlandırılan bir türle temsil edildiğine dikkati çeken Kankılıç, "Yeni çalışmamızda nannospalax ehrenberginin Türkiye'de bulunmadığı, İsrail'e ait bir tür olduğunu belirledik. Hatay'ın Yayladağı ve Gaziantep'in Nizip ilçesi ile Kilis ve Diyarbakır'dan edindiğimiz örneklerin 3 farklı türü temsil ettiğini belirledik ve bunu Q1 statüsünde Almanya'nın nitelikli bir dergisinde yayımladık." diye konuştu.
 

Bakmadan Geçme

Gazetecin - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!