İnşaat Yüksek Mühendisi Gündeşli'den dikkat çeken açıklama! 83 milyon insan…

İnşaat Yüksek Mühendisi Uygar Gündeşli, deprem konusuna bir kez daha dikkat çekerek vatandaşları uyardı. 83 milyon insan aktif deprem kuşağı içerisinde yer aldığını vurgulayan Gündeşli, 1. ve 2. derece deprem bölgesinde Türkiye coğrafyasının yüzde 66'sının bulunduğunu söyledi.

Gündeşli, yaptığı açıklamada: “Deprem nedir ile başlayalım, yerkabuğunu oluşturan katmanların yani levhaların konveksiyon akımlardan kaynaklı hareket halinde oldukları bilinmektedir. Bu hareket ile birlikte levhaların birbirlerine sürtünmeleri ve birbirlerini sıkıştırarak zorlamaları sonucu DEPREM olarak isimlendirdiğimiz şok niteliğinde sarsıntı dalgaları ortaya çıkar. Bu sırada FAY adı verilen kırılmalar meydana gelir. İşte bu kırılmalar nedeniyle ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak yeryüzünü sarsması olayına deprem diyoruz.

Deprem, doğal bir afettir. Engel olamayız ancak tedbirli ve barışık yaşayabiliriz.

Yaşadığımız bu cennet coğrafyanın, Türkiye’nin maalesef yaklaşık yüzde 96’sı, nüfusumuzun ise yaklaşık yüzde 98’i(83 milyon insan) aktif deprem kuşağı içerisinde yer almaktadır. Ayrıca yüksek riskli olarak nitelendirdiğimiz 1. ve 2. derece deprem bölgesinde ise coğrafyamızın yüzde 66’sı, nüfusumuzun ise yüzde 71’i(60 milyon insan) bulunmaktadır. Son 120 yılda bu coğrafyada yıkıcılık özelliği olan 6 ve üzeri büyüklükte 220 den fazla deprem meydana gelmiştir.

Deprem ile barışık yaşayabilmemiz için bilime, tekniğe ve teknolojiye önem veren bilinçli bir toplum olmamız gerekiyor. Bunun için deprem ile ilgili bilinmesi ve yapılması gereken konulara kısaca değinmek istiyorum.

Deprem olmadan önce yapılması gerekenlerin başında ilk olarak şehirleşmede yerleşim alanlarının seçimlerine dikkat edilmesi ve doğru tercihte bulunularak uygun planlama yapılması gerekmektedir. Sonrasında, sağlam zeminlere günümüz teknolojisine ve günümüz deprem yönetmeliklerine uygun olarak sağlam yapılar inşa etmeli ve bu yapılarda yaşamayı tercih etmeliyiz.  Kentlerimizi depreme dirençli hale getirmeli, toplumu bilgilendirmeli ve bilinçlendirmeliyiz. Ayrıca yapılarımızı afetlere karşı muhakkak sigortalatmalı ve her yıl poliçelerimizi yenilemeliyiz.

Evde ve işyerinde eşyalarımızın yerini seçerken titiz davranmalı, sarsıntı anında üzerimize ya da kaçış yolumuza devrilme ihtimali olan eşyaları duvara sabitlemeliyiz. Koltuk ve yataklarımızı pencere önlerine ve raflı dolaplara yakın konumlandırmamalıyız. 
Aile fertlerini ve çalışanları deprem konusunda bilgilendirmeli ve belirli aralıklarla tatbikat yapmalıyız. Deprem çantası hazırlamalı, görünür ve ulaşılabilir bir konuma koymalıyız. 

Evde ve işyerinde hol, antre gibi kaçış koridoru olarak kullanılacak çıkış güzergahını engelleyecek ve tehlike oluşturacak eşyalardan arındırmalıyız.

Deprem anında yapılabileceklerden bahsedecek olursak, bir yapının içindeyseniz ve çıkışa yakınsanız depremi hisseder hissetmez dışarı çıkıp binalardan ve üzerimize devrilme ihtimali olan malzemelerden uzak bir konumda sarsıntının bitmesini beklemeli ve artçı depremlere karşı tedbirli olmalıyız. Eğer üst katlarda ve çıkışa uzaksanız, aile fertleriyle ya da çalışma arkadaşlarınız ile daha önceden belirlediğiniz alanda buluşup hayat üçgeni oluşturabileceğiniz sağlam bir eşyanın(koltuk, karyola, çamaşır makinesi, buzdolabı v.s.) önünde Çök-Kapan-Tutun hareketini yaparak ve sakin kalarak sarsıntının bitmesini beklemeliyiz. Sarsıntı biter bitmez derhal dışarı çıkmalıyız. Unutmayınız, büyük depremler sonrası genellikle 10 dakika içerisinde yine büyük ve şiddetli olabilecek bir artçı deprem olma olasılığı çok yüksektir.  

Deprem anında asla asansörü kullanmamalıyız. Ayrıca depreme balkon ya da merdivende yakalanırsak sarsıntının bitmesini beklemeden oradan uzaklaşmalıyız. Bir yapının depreme en dayanıksız yerleri genellikle balkon ve merdivenleridir.

Deprem sonrasında ise binamızın doğal gaz ve su vanaları ile elektrik sigortalarını kapalı konuma getirip, yapılardan uzak bir konuma geçip, çevremizde yaralı ve yardıma ihtiyacı olan birileri olup olmadığını gözlemlemeliyiz. Araçlarımız ile trafiğe engel olacak şekilde hareket etmemeli, acil durumlar dışında telefonumuz ile arama yapmamalıyız. Arama yerine mesajlaşma yöntemini kullanmalıyız.  Son olarak bulunduğumuz konuma en yakın toplanma alanına gidip sakin kalmaya çalışmalıyız.

Umarım hiç kimse tekrar böyle bir afet yaşamaz. Ancak %96’sı deprem riski altında yer alan coğrafyamızda da depremle barışık yaşamayı öğrenmeli ve bu kültürü gelecek nesillerimize aktarmalıyız.” Dedi. 
 

Bakmadan Geçme