• Haberler
  • Teknoloji
  • Dijital çağda erişilemeyen kişilerle kurulan yakınlık hissi ve pazarlanan samimiyet

Dijital çağda erişilemeyen kişilerle kurulan yakınlık hissi ve pazarlanan samimiyet

Dijital mecralarda ünlü-hayran ilişkilerinin dönüşümü, parasosyal bağların hem topluluk duygusunu beslediğini hem de kutuplaşma ve dezenformasyon gibi riskleri artırabildiğini gösteriyor.

Dijital çağda erişilemeyen kişilerle kurulan yakınlık hissi ve pazarlanan samimiyet
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Dijital platformların yaygınlaşmasıyla izleyici ya da hayranların hiç tanımadıkları kişilerle tek taraflı duygusal bağlar kurduğu parasosyal ilişkiler daha görünür ve yoğun hale gelirken, özellikle hayranlarla kurulan tek taraflı bağların ekonomik ve kültürel bir stratejiye dönüşmesi dikkati çekiyor.

Kurulan tek taraflı bağlar, hayranlar için rahatlama aracıyken ünlüler için gelir kapısı

Anadolu Ajansının (AA), "Parasosyal İlişkiler" başlıklı iki bölümlük haber dosyasının ilk bölümünde, bu ilişkilerin tarihsel arka planından bugün ulaşılamaz görülen figürler etrafında şekillenen hayran kültürlerine ve tüketim anlayışına uzanan dönüşüm süreci ele alındı.

Cambridge Sözlüğü'nün 2025'te "yılın kelimesi" olarak seçtiği "parasosyal", dijital çağda hızla yaygınlaşan tek taraflı ilişki biçimlerine işaret ediyor. Sosyal medya platformlarının günlük hayata entegre olmasıyla gençler, ekran karşısında hiç tanımadıkları kişilere karşı yakınlık ve güven duygusu geliştirebiliyor.

"Parasosyal", yeni ortaya çıkmış bir kelime değil. İlk kez 1956'da iki araştırmacı, Donald Horton ve Richard Wohl, televizyonun yaygınlaşmasıyla izleyicilerin ekran karşısındaki kişilere tek taraflı duygusal bağ kurduğunu gözlemleyerek "parasocial interaction" kavramını literatüre kazandırdı. O dönemde özellikle "tolkşov" sunucuları ve televizyon yıldızlarıyla kurulan tek yönlü yakınlık hissi bu kavramla açıklanıyordu.

Uzmanlara göre bu ilişki türü, geleneksel medya dönemindeki ünlü-hayran bağlarından farklı olarak, paylaşımların sürekli ve kişisel içeriklerle beslenmesi nedeniyle çok daha yoğun yaşanıyor. Yapılan araştırmalar, gençlerin özellikle YouTube, Instagram ve TikTok gibi platformlarda düzenli takip ettikleri içerik üreticileriyle "arkadaşlık hissi" kurduğunu gösteriyor. İngiltere ve ABD'de 2024'te yapılan bir araştırmada, katılımcıların yüzde 52'sinin YouTuber'larla güçlü parasosyal ilişkilere sahip olduğu, yüzde 36'sının da bir YouTuber'a kendini yakın hissettiği tespit edildi.

Markalar ve içerik üreticileri de bu dinamiği aktif olarak kullanıyor. Reklam verenler, parasosyal bağın yarattığı güven duygusunun satın alma kararlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor.

Sosyal medyada derinleşen parasosyal ilişkiler

ABD'deki Central Florida Üniversitesinden Doç. Dr. Mel Stanfill, AA muhabirine değerlendirmesinde, parasosyal ilişkilerin bugün daha görünür olmasının sebebinin sosyal medya olduğunu belirtti. Stanfill, "Özellikle K-pop büyük ölçüde samimiyeti paketleyip pazarlamaya, yani bir tür samimiyet satmaya dayanıyor." dedi.

Ünlülerin artık markalarını kişilikleriyle birleştirdiğini söyleyen Stanfill, bu durumun hayranlarda "yakınlık yanılsamasını" artırdığını ifade etti. Parasosyal bağların hayran davranışlarını nasıl şekillendirdiğine ilişkin Stanfill, "İnsanların hissettiği bağlar daha da yoğunlaşıyor ve harekete geçme isteği artıyor çünkü kendilerini çok daha kişisel olarak yatırım yapmış hissediyorlar." diye konuştu. Stanfill, bu durumun olumlu etkiler yaratabildiğinin ancak kimi zaman ünlüler açısından "korkutucu" bir hal aldığının altını çizdi.

K-pop sanatçılarının özel hayatlarını hedef alan ve "sasaeng" olarak adlandırılan "stalker" vakaları, parasosyal bağların zaman zaman ünlüler için olumsuz sonuçlar doğurabildiğinin somut örnekleri arasında yer alıyor. Stanfill, bu kavramın geçmişten beri var olduğuna işaret ederek, eski ABD Başkanı Ronald Reagan'a yönelik suikast girişiminin, bir hayranın ünlü oyuncu Jodie Foster'ın kendisiyle gurur duyacağını düşünmesi nedeniyle düzenlendiğini hatırlattı.

Hayran topluluklarında gerilim ve dayanışma

Dijital mecralardaki hayran topluluklarında yaşanan gerilimlere de değinen Stanfill, "Bu durum ya bir topluluk duygusu inşa edebilir ya da insanlar arasında bir tür gerilim yaratabilir." ifadesini kullandı. Stanfill, zaman zaman bu bağların taciz ve olumsuz davranışlara yol açabildiğini belirtirken, bunun yalnızca parasosyal ilişkilerde değil tüm hayran topluluklarında görülebileceğini anlattı.

Hayran kültüründe tüketim davranışları

"Cancel culture", bir kişi, kurum ya da markanın geçmişteki ya da güncel bir söylemi veya davranışı nedeniyle kamuoyunda yoğun eleştiriye maruz kalması, sosyal medya başta olmak üzere çeşitli platformlarda destekten yoksun bırakılması ve itibar kaybı yaşaması süreci olarak tanımlanıyor.

Tüketim davranışlarının da parasosyal ilişkilerle bağlantılı olduğuna değinen Stanfill, hayran topluluklarında ekonomik katkının aynı zamanda bir hiyerarşi unsuru haline gelebileceğine dikkati çekti. Stanfill, "'Ben senden daha iyi bir hayranım çünkü daha fazla para harcadım' anlayışı, hayranlar arasında bir çatışma ya da ayrışma kaynağı olabiliyor." ifadelerini kullandı.

Stanfill, sosyal medya ve özellikle TikTok'ta artan yapay zeka içeriklerine de değinerek, hayran topluluklarının bu konuda "bölünmüş" olduğunu ancak bazı kullanıcıların ölen sanatçılar için yeni içerikler üretmek gibi amaçlarla yapay zeka kullandığını belirtti.

Bakmadan Geçme

Gazetecin - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!