Bakan Kurum'dan Habib-i Neccar Cami paylaşımı

Hatay'da asrın felaketinde yıkılan ve Asrın İnşa Seferberliği ile yeniden inşa edilen Habib-i Neccar Cami'nin 28 yıllık imamı Antakyalı Fethullah Uğraş depremi, camiye hasret kaldığı 1055 günlük süreci ve yeniden kavuşmanın heyecanını anlattı. Bakan Kurum, 'Çünkü Habib-i Neccar Antakya'nın kalbiydi. Çok şükür yeniden ibadete açıldı. Hatıralar, dualar ve umutlar eskisi gibi yine bu kubbenin altında buluşuyor' dedi.

3 semavi din için de kutsal olan Hatay, asrın felaketinde en ağır yıkımı yaşadı. Binlerce canın yitirildiği kent, enkazın kaldırılmasından sonra ortaya çıkan devasa boşluklarla depremin en acı izlerinin sembolü oldu. Evler ve iş yerleri gibi şehrin tarihi de geçmişi de yıkıma uğradı. Anadolu’nun ilk camisi Habib-i Neccar Cami depremde tamamen yıkıldı. Yasin Suresi’nde anılan Habib-i Neccar Hazretleri’nin caminin 4 metre altındaki türbesi bir enkaz yığının arasında kalmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde yürütülen Asrın İnşa Seferberliği kapsamında Hatay’da 153 bin 755 ev ve iş yeri yapıldı. Habib-i Neccar Camii, Tarihi Uzun Çarşı, Hükümet Konağı ve Tarihi Meclis binası gibi kentin simge yapıları yeniden inşa ve ihya edildi.

Restorasyonu Konya Büyükşehir Belediyesi üstlendi

Habib-i Neccar Camii’nin inşasını Hz. Mevlana’nın şehri Konya üstlendi. Konya Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliği ile çalışmalara başladı. Enkazdaki taşlar tek tek toplandı, caminin her bir metrekaresi büyük bir titizlikle aslına uygun olarak inşa edildi. İnce işçilikle caminin her köşesi yeniden nakşedildi. 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremin üzerinden 1055 gün geçtikten sonra cami, 27 Aralık 2025’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı cuma namazıyla yeniden ibadete açıldı.

Çok şükür yeniden ibadete açıldı

Kendisi de Antakyalı olan ve Habib-i Neccar Camii’nde tam 28 yıldır görev yapan 56 yaşındaki Fethullah Uğraş, o zor günlerden bugüne kadar yaşanan süreci duygu dolu sözlerle anlattı. Bakan Kurum Uğraş’ın görüntülerini sosyal medya hesabından paylaştı. Uğraş’ın “Evimi değil, camimi merak ettim” sözlerini alıntılayan Bakan Kurum, “Çünkü Habib-i Neccar Antakya’nın kalbiydi. Çok şükür yeniden ibadete açıldı. Hatıralar, dualar ve umutlar eskisi gibi yine bu kubbenin altında buluşuyor” dedi.

Eşiyle birlikte 5 saat sonra enkazdan çıkarıldı

Cebrail Mahallesi’ndeki evi depremde yıkılan ve eşi ile birlikte 5 saat enkazda kalan İmam Uğraş, memleketi Akçaova Köyü’nde 38 yakınını kaybetti. Bir süre Ankara’da tedavi olduktan sonra yeniden Antakya’da dönen Uğraş hikayesine şöyle başladı: Hatay'da 1200 tane imamdan bir tanesiyim. 37 yıldır imamlık yapıyorum. Ama beni ayrıcalıklı kılan Habibi Neccar Camii'nde, Habib-i Neccar Hazretleri’nin gölgesinde hizmet etmek. Anadolu'da yapılmış ilk cami. Adına yapılan insan Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'da övdüğü, Peygamber Efendimizin hadislerinde onun lisanında övgüye mazhar olmuş bir zatın adını taşıyor. Hatay'ın en kıymetli varlığı Habib-i Neccar Hazretleri'dir, Habib-i Neccar Camii'dir. Dolayısıyla en kıymetli varlığını kaybedenin duygularını yaşadık.

Caminin enkazını görenler ‘kalbi durmuş bir insan’ gördü…

Uğraş, caminin enkazını gördüğü o ilk anı şöyle dile getirdi: Bir insanın dışarıdan gelip de evinin yerle bir olduğunu gördüğünde neler hissedebileceğini tahmin edersiniz. Tüm Antakyalılar olarak Habib-i Neccar Camii'nin enkazını görmek bizim için tarifi olmayan büyük bir acıydı. Kendi evimizden hiç bahsetmedik, benim evim de yıkıldı ama Habib-i Neccar Camii kadar evimi merak etmedim desem yeridir. Yani Antakya'yı bir insana benzetirsek; Habib-i Neccar Hazretleri o insanın kalbidir. Cami enkazını gördüğünde insanlar kalbi durmuş bir insanı gördü. Şu an camiyi ayakta gördüklerinde ise yeniden hayata dönmüş bir insanı görüyorlar…

“Hepimiz Antakya'ya döneceğiz” demişti…

Uğraş, Ankara’daki tedavi sürecinde de memleketine geri dönme umudunu hiç kaybetmemiş: Bir televizyon muhabiri bana sorduğunda onlara da demiştim; çok kısa zamanda Antakya inşallah yeniden ayağa kalkacak ve hepimiz Antakya'ya döneceğiz. Dediğim gibi de oldu elhamdülillah.

Restorasyon sırasında işçilere avluda namaz kıldırdı

Uğraş caminin inşası sırasında yaşadığı bir anıyı ise hiç unutmuyor: İnşaat halindeyken geldiğimde işçiler beni görünce ‘hocam bir namaz kılalım avluda birlikte’ dedi. Birlikte avluda namaz kıldık. Yani bunlar tarifi olmayan duygular. Sonra minarenin metre metre yükseldiğine şahitlik ettik. Her bir aşaması ayrı bir heyecandı tabii... İhya edildi ve bunun da Antakyalı için değeri çok büyük.

Şimdi gözlerimiz deprem şehitlerini arıyor

Yeniden ibadete açılan caminin vatandaşlardan yoğun ilgi gördüğünü belirten Uğraş, depremde hayatını kaybeden cami sakinlerini gözleri dolarak anıyor: Cemaatimiz olan insanların birçoğu depremde rahmetli oldular. Deprem şehidi oldular. Yani caminin ilerlemesinden mutlu oluyorduk ama şu an bile gözümüz o göremediğimiz insanları, depremde şehitlerini arıyor. Kelimeler bazen duygularınızı ifade etmiyor; diliniz duygularınıza tercüman olamıyor; aslında şu anda onu yaşıyorum ben…. Buna rağmen cemaatimiz 6 Şubat öncesinden daha fazla diyeyim, gerisini siz anlayın. Aşırı ilgi gösteriyorlar. Ağlayanı mı dersin, boynumuza sarılanı mı dersin...

Habib-i Neccar‘ın torunları, Hazreti Mevlana’nın torunlarına müteşekkir

Uğraş, yine büyük bir şevkle Habib-i Neccar Camii'nde görevine devam edeceğini dile getirdi: Habib-i Neccar'ın böyle dimdik ayakta olduğunu, yeniden ihya olduğunu gören her bir Antakyalı, Antakya'nın yeniden hayata döndüğüne artık kalben, ruhen, bütün zerreleriyle inanıyor… Habib-i Neccar‘ın torunları olarak Hazreti Mevlana’nın torunlarına sonsuz müteşekkiriz.

Hatay Valisi Mustafa Masatlı da “Camimiz hem eskisinden daha sağlam hem eskisinden daha derli toplu çarşısıyla ve kütüphanesi ile birlikte külliye şeklinde insanlarımızın hizmetine sunuldu” dedi.

Yasin Suresi’nde bahsi geçen habib-i neccar hazretleri

Antakya Kurtuluş Caddesi üzerinde bulunan Habib-i Neccar Camii, cennetle müjdelenen 10 sahabeden biri olan Ebu Ubeyde bin Cerrah tarafından miladi 638 yılında Antakya’nın fethedilmesi ile birlikte fethin sembolü olarak inşa edilmiştir. Hazreti İsa'dan sonra hak dinini yaymak için Antakya'ya gelen Yahya ve Yunus adlı havarilerin türbeleri ve Habibi Neccar'a ait türbeler içinde yer alır. Kur’an-ı Kerim’de Yasin Suresi’nde de Habib-i Neccar’dan bahsedilir. Hatay Müftüsü Mevlüt Topçu o ayetleri şöyle tefsir etti: Yasin-i Şerif Kur’an'ın kalbidir. Habib-i Neccar da Yasin-i Şerif'in içerisinde ayrı bir manevi anlamda kalp olarak yerleştirilmiştir. Onun o imanı, sadakati ve teslimiyeti bize örnek olarak Yüce Rabbimiz tarafından gösterilmiştir. ‘Yukarıdan koşarak bir adam geldi ve onlara dedi ki; öldürmeyin bu elçileri Allah'ın elçilerine zarar vermeyin, onlar size doğruyu güzeli hakikati anlatıyorlar…’ Bu sözlerin ardından kendisi de maalesef o ölüm gerçeğinden kaçamadı. Ruhunu teslim etmeden önce ‘keşke onlar da bilselerdi, idrak etselerdi, onlar da hak dinine dönselerdi’ diyerek tebliğini yapıp gidiyordu. Allah-u Teala da bu koşarak gelen adamı ‘Sen gir artık cennetime’ diyerek cennetiyle taltif ediyordu.
 

Bakmadan Geçme

Gazetecin - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!