Vakti geldiğinde, Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, MHP olarak birer hafta arayla önce il başkanları toplantısını, Merkez Yürütme Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu ortak toplantısını gerçekleştirdiklerini aktardı. Bahçeli, bundan sonra takip ve temin edecekleri siyasi ve yol haritası üzerine muhtevalı değerlendirmeler yaparak, fikir ve görüş birliği sağladıklarını söyledi.

Türkiye'yi her yönden etkileyen iç ve dış gelişmeleri, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve stratejik mücadeleleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı ele aldıklarını ifade eden Bahçeli, 'Bilhassa 'Terörsüz Türkiye' ile 'Terörsüz Bölge' hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu telkinleri dikkatle yorumladık. Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist-emperyalizmin yoz ve yeminli işbirlikçilerini, bunların şiddet ve şekavetle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirip, temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik.' değerlendirmesinde bulundu.

MHP'nin huzurlu, güvenli, milli birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye'yi, Cumhur İttifakı'nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azminde olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu amaç ve azmin ucuz hesaplara, basit oyunlara kurban verilmeyecek kadar hayati, hakikatli ve haysiyetli olduğunu ifade etti.

24 Ekim 2025 tarihinde başlattıkları 'Hayırlı Günler Komşum, Derdin Derdimizdir' programı kapsamındaki toplantılarda sürekli çıtayı yükselttiklerini, Türkiye'yi baştan ayağa gönülleriyle kucakladıklarını söyledi. Bugüne kadar 81 il ve 963 ilçede olmak üzere toplam 76 bin 544 program gerçekleştirildiğinin bilgisini veren Bahçeli, dava arkadaşlarını tebrik etti.

Vakti geldiğinde, Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız

MHP Lideri Bahçeli yeni yüzyılının ikinci çeyreğinde ulaşılacak büyük hedefleri, hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heves ve heyecanlarının bulunduğunu dile getirerek, bunu nasıl yapacaklarını şöyle açıkladı: 'İlk olarak, milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bileceğiz. Demokrasiden sapma ve savrulma göstermeyeceğiz. İkinci olarak, çağın gereklerini, zamanın ruhunu, değişim dinamiklerinin istikamet ve iç yüzünü Türk milliyetçiliğinin perspektifiyle, dünyanın genelini de Türkçenin imkanlarıyla okuyacağız, Türkçenin zenginliğiyle kavrayacağız. Milli ve manevi değer hükümlerimizi varoluş onurumuzun zırhı, birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin bedeli hiçbir şekilde ödenemeyecek ziyneti olarak değerlendireceğiz. Üçüncü olarak, kökümüzden kopmadan, milli kimliğimizden ayrılmadan, kaynağımızdan ve ülkülerimizin aydınlığından savrulmadan güç birliği ve inanç birliği halinde, saflarımızı sımsıkı tutarak devamlı ilerleyeceğiz, hasılı kelam Kızılelma'nın şafağında hep birlikte buluşacağız. Vakti geldiğinde, güneşi doğduğu yerden karşılayacağız. Vakti geldiğinde, Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız. Vakti geldiğinde, süper güç Türkiye'nin kale duvarlarından Türk-Cihan Hakimiyeti Mefkuresi'ni haykıracağız.'

Siyasetin bir meziyet, bir mecburiyet, bir meşruiyet, bir meftuniyet, bir mensubiyet olmasının yanı sıra, insana hizmetin, milli iradeye faziletle, fiiliyatla, fikriyatla hassasiyet ve hürmet göstermenin cümlesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu cümleden mahrum olanların siyasetlerinin kötü, kötürüm ve köhne olduğunu dile getirdi.

Bahçeli, siyaseti, 8 Haziran 2021 tarihli grup konuşmasında, rivayet edilen tarihi bir misalle anlatmaya ve anlamlandırmaya gayret ettiğini hatırlattı. Muhyiddin İbn-i Arabi'ye işaret eden Bahçeli, şöyle konuştu: 'Muhyiddin İbn-i Arabi, bir gün İskenderiye Limanı'nda gemiden un boşaltan hamalları seyrediyormuş. Bu esnada hamalbaşı yüksekçe bir yere çıkıp diğer hamallara sürekli talimatlar vererek özellikle şöyle sesleniyormuş: 'Çuvalı siyasetle tutun, çuvalı siyasetle taşıyın, çuvalı siyasetle indirin.' İbn-i Arabi, hamalbaşına yaklaşıp, çuvalı siyasetle indirmenin ne manaya geldiğini sormuş. Hamalbaşının cevabı ise aynen şu olmuş: 'Siyasetle indirmek, çuvalı patlatmamaktadır. Çuval patladıktan sonra şikayetin, dövünmenin, dertlenmenin bir faydası yoktur.'

Çuvalı patlatmaya, çuvalın patlamasına ne niyetimiz ne de böylesi bir düşüncemiz vardır. Dimyat'a pirince giden evdeki bulguru da hesaba katmalıdır. İşte bu siyasetin görevidir. Söylenenin aksine su testisi su yolunda kırılmadan adresine ulaşabilmelidir. Siyaset bunun için vardır. Mayası tutmamış, ne var ki ısrarla modaymış gibi gösterilen düşünceler önümüzdeki kör noktalardır. Siyaset bunu öngörmekle mükelleftir.'

SDG/YPG terör örgütüdür

Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişiminin herkesin gözü önünde cereyan ettiğini belirten Bahçeli, yapacakları her değerlendirmenin ağırlık merkezinin Türkiye olması mecburiyetini vurguladı.

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Pergelin sabit ucunu Ankara'ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın debisi kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara'dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur.'

Suriye'de yaşanan gelişmelere dikkati çeken Bahçeli, terör örgütü SDG/YPG'nin yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun 'müessir mücadele yeteneğiyle' sökülerek, Fırat'ın batısından sürülüp çıkarıldığını söyledi.

Halep'in yanı sıra Rakka ve Deyrizor'un da esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarıldığını ifade eden Bahçeli, 10 Mart Mutabakatı'na direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden terör örgütü SDG/YPG'nin kapsamlı bir süpürme harekatıyla tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı def edildiğini dile getirdi.

Son gelişmelerin hem Suriye, hem bölge ülkeleri ve hem de Türkiye adına son derece müspet ve kayda değer olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti: 'Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG/YPG'nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır. Gerçekten de Suriye'de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK'nın kurucu önderliğidir. Suriye'de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır. Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG'nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye'de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur.

Özellikle Rakka ve Deyrizor'da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki Kürt kardeşlerimiz başka, SDG/YPG başkadır. SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A'dan Z'ye hayal mahsulüdür.'

Terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın yayımladığı kararname ve Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin daha önce yaptığı açıklamayı anımsatan Bahçeli, mezkur kararnamenin isabetli, anlamlı, Suriye'de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adım olduğunu söyledi.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: 'Tekraren vurgulamak isterim ki Suriye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, federasyon, konfederasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir. Suriye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dini farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir. En önemli ortak paydanın ise 'Suriye vatandaşlığı' olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir. Suriye'de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır. Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte; egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.

SDG/YPG'nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur. Bu nedenle sadece Fırat'ın batısı değil, Fırat'ın doğusu da; Ayn el Arap'tan Kamışlı'ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.'

Terörün sonunun olmadığını, terörizmin çıkmaz sokak olduğunu vurgulayan Bahçeli, insanlığa karşı işlenmiş en vahşi suçun terör suçu olduğunu, terörle yaşamanın, teröre sessiz ve seyirci kalmanın onurlu yaşamanın tam tersi olduğunu dile getirdi.

Bahçeli, şöyle devam etti: 'Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir. Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir. Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır. Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, 'Terörsüz Bölge' hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye'nin tecellisine azami destek sağlamasıdır. '

Bakmadan Geçme