Savunma sanayii yetenek yönetimi zirvesi
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) Savunma Sanayii Akademi tarafından Millî Yetkinlik Hamlesi doğrultusunda ikincisi düzenlenen Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.
Zirvede, Türkiye'nin savunma sanayiinde ulaştığı tarihi başarılar kamuoyuyla paylaşıldı. Programda konuşan Bakan Kacır, anahtarı kullanıcıda olmayan bir kapının gerçek sahibine ait olmadığını vurguladı. Kendi savunma kalkanını zamanında inşa etmeyen ülkelerin, en zor anlarında yapayalnız kalmaya mahkûm olduğunu ifade etti.
Bakan Kacır, konuşmasında şunları kaydetti: 'Dünya, tarihin en sert bölüşüm kavgalarından birine sahne oluyor. Uluslararası kurumların çözüm üretemediği bu tabloda diplomasi; yerini güç kullanımına bırakıyor. Kendi savunma kalkanını vakitlice inşa etmeyen; güvenliğini sadece ittifaklara ve vaatlere bağlayanların en zor zamanda yapayalnız bırakıldığı bir dönemden geçiyoruz. Güç dengelerini yeniden şekillendiren bu resim, dünyayı tarihi bir silahlanma dalgasının eşiğine getirdi. Jeopolitik gerilimlerin şiddeti ve ölçeği genişlerken savunma bütçelerinin artış ivmesinin devam edeceği ve küresel silahlanmanın hız kesmeyeceği görülüyor.
Anahtarı sizin elinizde olmayan bir kapı, size ait değildir
Bilinmelidir ki; savunmaya ayrılan devasa bütçeler, doğru stratejiyle ve yerli-milli kabiliyetlerle desteklenmediği müddetçe, güvenlik hedeflerini teminat altına almaya yetmez. Kriz anında 'kaynak koduna' erişemediğiniz bir sistem, sizin değil, yazılımı yapanın iradesine göre hareket eder. Yani anahtarı sizin elinizde olmayan bir kapı, size ait değildir. Ar-Ge'siyle, test altyapısıyla, seri üretimiyle, insan kaynağıyla bütüncül bir savunma sanayi kuramayan ülkeler; en kritik anda başkalarının takvimine, lisansına, onayına ve siyasi şartlarına mahkûm olur. Ateş çemberiyle kuşatılmış bir coğrafyada istiklal ve istikbal mücadelesi vermiş bir ülke olarak tarihimizde bu riskleri pek çok kez yakinen gördük.
Güçlü siyasi irade; millî ve özgün ürünler
Müttefiklik hukukuna uygun olmayacak şekilde hareket etmeyerek 'bugün git yarın gel' demeye kalkan ülkeler; farkında olmadan savunma sanayimizin yükselişini hızlandırdı. Önümüze çıkartılan her engeli, karşılaştığımız her ambargoyu; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yerli ve milli savunma sanayii hamlemiz için bir fırsat olarak değerlendirdik. Güçlü siyasi irade; millî ve özgün ürünleri önceleyen uzun dönemli Ar-Ge, yatırım ve tedarik planlamaları ile nitelikli insan kaynağına yatırımlar sayesinde savunma sanayiinde dünyanın gıpta ile izlediği büyük bir atılıma imza attık.
Yerli ürünlerin savunma tedarikimizdeki payını yüzde 80'lerin üzerine çıkardık
Savunma sanayiimizi tam bağımsızlığımızın ve istikbalimizin teminatı, ülkemizin stratejik hamleleri için güç çarpanı haline getirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, yerli ürünlerin savunma tedarikimizdeki payını 23 yıllık süreçte yüzde 20'lerden yüzde 80'lerin üzerine çıkardık. Artık dünyada satılan her 3 Askeri İnsansız Hava Aracı'nın 2'sini Türk firmaları üretiyor. Bayraktar TB3, TCG Anadolu gemimize iniş kalkış yapıyor.
Dünyada ilk
İnsansız Savaş Uçağımız Bayraktar Kızılelma, Aselsan'ın geliştirdiği AESA radar ve TÜBİTAK SAGE'nin geliştirdiği, milli görüş ötesi füzemiz GÖKDOĞAN'la hedef uçağı başarıyla vurdu. Bunu gerçekleştiren dünyadaki ilk ülke Türkiye oldu. Kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten 10 ülkeden biriyiz. Altay tankımız Silahlı kuvvetlerimizin envanterine girdi. Korkut, Hisar, Siper hava savunma sistemlerimiz Çelik Kubbe'de semalarımızı koruyor. Balistik füzemiz TAYFUN'un test atışları devam ediyor. 2 bin kilometre menzilli füze geliştirme programını kararlılıkla sürdürüyoruz. Mavi vatanın bekçileri; MİLGEM ve TCG Anadolu denizlerdeki caydırıcı gücümüz. Uydularımız Göktürk-2, İMECE uzaydaki gözlerimiz. Bizden neyi esirgiyorlarsa, onun daha iyisini yerli ve milli olarak geliştiriyor, üretiyoruz.
185 ülkeye yerli ve milli ürünler
3 bin 500'ü aşkın şirket, araştırma kurumlarımız ve üniversitelerimizde 100 binden fazla çalışanın emek verdiği dev bir üretim ve teknoloji geliştirme ağına sahibiz. Dünya'nın en büyük savunma ve havacılık firmaları listesinde yer alan Türk savunma sanayii firmalarının sayısı her geçen yıl artıyor. Yalnızca ülkemizin değil; dostlarımızın ve müttefiklerimizin de güvenliğine katkı sunan savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı. 185 ülkeye ulaştırdığımız yerli ve milli ürünlerimizle, Türk Savunma Sanayii markasını küresel ölçekte kalitenin ve yüksek teknolojinin sembolü haline getirdik.
AR-GE'ye destek artıyor
Değişen jeopolitik dengeler; ülkemizin dünya savunma ürünleri pazarında daha etkili bir aktör olması için önemli fırsatlar sunuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; kamu kurumlarımızın, özel sektör girişimlerimizin ve üniversitelerimizin savunma sanayii alanındaki yatırımlarını ve Ar-Ge projelerini güçlü şekilde destekliyoruz. Son 23 yılda 965 savunma sanayii yatırımını teşvik ettik, 369 milyar lira yatırımın önünü açtık. 2002'den bu yana, TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla 2 bin 142 savunma sanayii projesine ve 4 bin 300 bilim insanı ile gencimize 64 milyar lira kaynak sunduk.
TÜBİTAK savunmada kritik adımlar atıyor
Milli füzelerimiz, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN ve SOM-J; yeni nesil akıllı mühimmat ailesi KUZGUN; Milli muharip uçağımız KAAN'ın ana yönetim bilgisayarları ve gerçek zamanlı işletim sistemi gibi savunma kabiliyetlerimiz açısından kritik kazanımların kapısını açan projeleri TÜBİTAK enstitüleri ile hayata geçirdik. GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN'ın ardından; ramjet motorlu uzun menzilli füzemiz GÖKHAN; gökyüzündeki hakimiyetimizi perçinleyecek. Havacılık platformları ile füze sistemlerinin testleri için yüksek hızlı rüzgr tünelini TÜBİTAK SAGE yerleşkemizde inşa ediyoruz.