Maduro ülkesine iade edilmelidir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, yeni yılın ilk grup toplantısını yaptıklarını anımsatarak, Türk milletinin, Türk-İslam aleminin ve tüm insanlığın yeni miladi yılını kutladı.
Türkiye'nin başaramayacağı, yapamayacağı bir şeyin olmadığının altını çizen Bahçeli, 'süper güç Türkiye'nin engellenmesi' diye bir şeyin de söz konusu olamayacağına dikkati çekti.
Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Uyuşuk kalmayacağız, punduna getirip tuzağa düşmemizi planlayıp zaaf anımızı, zayıf hatlarımızı ve yumuşak karnımızı kollayanlara dipdiri duruş göstereceğiz ve boyun eğmeyeceğiz. Cırcır böceği gibi ötenler, kelebeğin ömrüne özenenler, daha ötesi sürünerek yaşamayı meslek edinenler, köfteden kahramanlık taslayıp yağmadan pay kapma hesabında olan akıl ve zeka özürlüsü gafil ve garabet yuvaları, huzur ve kardeşlik muhalifi serseri tabiatlılar, size sesleniyorum, sizler uyumaya devam edebilirsiniz ama biz asla uyumayacağız, devamlı uyanık ve zinde kalacağız çünkü tehdit büyük, yaygın, yoğun ve küreseldir.'
Zorla lider transferi yapılmıştır
ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini hedef alan askeri müdahalesini anımsatan Bahçeli, '21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır.' dedi.
Bahçeli, şunları kaydetti: 'Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela'nın başkenti Caracas'ta kurulmuştur. Seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela'nın Devlet Başkanı Maduro'ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro'nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır, seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur. En azından genel geçer kabul ve kuralın meşruiyet temeli bu olmalıdır.'
Venezuela örneğinin ne ilk ne de son olacağını ifade eden Devlet Bahçeli, bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde, istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla, gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınmasının ilk kez vuku bulduğunu, bunun sineye çekilecek bir durum olmadığını söyledi.
Bahçeli, 'Dijital çağın yeni sürüm eşkıyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle, zorla lider transferi yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Roma'yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak'ı 3 Ocak'a bağlayan gece yarısı Caracas'ta sahnelenmiştir.' dedi.
Venezuela'daki askeri müdahalenin Türkiye'de yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliğine dikkati çeken Bahçeli, '3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, ABD'nin Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro'yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır.' değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: '15 Temmuz'da, casus ve Haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuela'da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çarpıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela'daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür. Tek fark, birisi uyumamış ve direnmiş, diğeri uyumuş ve teslim olmuştur. Biliyoruz ki, su uyusa da düşman uyumayacaktır, şayet uyursak, uyuklarsak, uyuşursak unutmayınız ki izmihlal kaçınılmazdır. Venezuela meselesi dünyanın üzerine eski bir harabe gibi çökmüş, depremden sonra yıkılan çok katlı binalar gibi yıkılmıştır. Bunun altından nasıl kalkılacağı, 3'üncüsünün çatısı örülen dünya savaşının tutuşturulmak istenen kıvılcımının önüne nasıl geçileceği muammanın daniskasına dönüşmüştür.'
Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni hedeflerinin Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Grönland olduğunu hatırlattı.
Konunun narkoterör ya da otoriterleşen yöneticiler olmadığını belirten Bahçeli, 'Bunun çok daha derininde, ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir.' diye konuştu.
Trump'ın 'sağduyusunun, akli ve ahlaki melekelerinin buharlaştığını' ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: 'ABD Başkanı'nın 'Venezuela'yı biz yöneteceğiz' demesi, enerji kaynaklarına çökme mesajı yenilenmiş sömürgeciliğin, yeni baştan kurgulanan emperyalist yayılmacılığın dekoratif karanlık yüzünü deşifre etmiştir. ABD'nin asıl hedefi enerji akışının kontrolü, altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetme, açılan siyasi, askeri ve ekonomik cephelerle bir ülkenin neyi var neyi yoksa aşırma ve el koymadır. Esasen tüm dünya yakın tehdit markajındadır. Ağır aksak işleyen, yaralı bereli olsa bile canlılık emaresi gösteren, küresel blokların sertleşerek sivrilmesine rağmen diyalog ve diplomasi kanallarının açık tutulmasını sağlayan kurallara dayalı uluslararası düzen mekaniği artık tıkanmış ve ölümcül bir tırpan yemiştir.'
Venezuela örneğinin, iç cephenin hayatiyeti ve müessiriyeti hakkında ibretlik ipuçları verdiğine dikkati çeken Bahçeli, 'Direk teslimiyet olmadan, devlet ricalinde, askeri ve güvenlik bürokrasisinde, siyasi ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan, bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin, hiçbir muhasım gücün yapabileceği bir şey değildir. Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz? Şimdi anlaşıldı mı, 'Terörsüz Türkiye' hedefindeki ısrar ve irademiz? Şimdi anlaşıldı mı milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız? Şimdi anlaşıldı mı Türk'ü sevmeyen Kürt, Kürt'ü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık?' sorusunu yöneltti.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısının, hatta daha fazlasının şu an küresel arenada tedavülde olduğunu dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Venezuela'ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekalet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir. İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir. Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Gazze'de süregelen soykırım, Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz'i içine alan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'ni kamplaştıran egemenlik arayışları, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali, barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir. Maduro'yu suçlayan ABD yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netanyahu'nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir? Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safrası olarak değerlendirilmeyecek midir? Emperyalizm kudurma aşamasına kan içe içe geçmiştir. İştahları kabartan petrol her zillet ve rezaleti mubah hale getirmiştir. Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak, kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. Şunu açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki at hırsızlığıyla enerji ve değerli mineral hırsızlığı arasında içerik olarak hiçbir ayrım ve farklılık yoktur.'
Maduro ülkesine iade edilmelidir
ABD Kongresinin acilen devreye girmesi, Trump yönetiminin anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı siyasi ve askeri tasarruflarını sona erdirecek kararları hızla ve sırasıyla alması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, 'Maduro ülkesine iade edilmelidir. Venezuela'nın kaderi bu ülkenin halkı tarafından tayin edilmelidir. 'Önce Amerika' sloganı atarak tüm ülkelere parmak sallayan nevzuhur kovboylara, önce insanlık, önce hukuk, önce yaşanabilir ve huzurlu bir dünyanın mesajı verilmelidir. Latin Amerika veya Güney Amerika'dan doğacak istikrarsızlık ve iç bölünme dalgalarının diğer coğrafyalarla eklemlenip genişlemesi çok vahim gelişmeleri tetikleyecektir. Hür dünya ABD dayatmasına karşı ayağa kalkmalıdır.' görüşünü paylaştı.
Demokrasi ve hukukun şerefine tüm insanlığın sahip çıkması gerektiğini kaydeden Bahçeli, aksi halde bugünün suskunluğu ve ürkekliğinin gelecekteki korkunç hadiselerin kaldıracı olacağını söyledi.
'ABD'nin Venezuela darbesi bir zafer, harika bir iş, çok parlak bir müdahale falan değil, yavaş yavaş inişe geçen, çakılması mukadder olan bir devletin yıkımdan önceki son istasyonudur' diyen Bahçeli, bu dünyanın kimseye kalmayacağını, hiçbir ülkenin pervasızlıklarına mahkum edilemeyeceğini bildirdi.
Devlet Bahçeli, bölgesel ve küresel manzaranın bozulan atmosferine karşı 'Terörsüz Türkiye' çalışmalarının sabırla devam ettirildiğini belirterek, 'Allah'ın izniyle hedefimize vasıl olacağız.' sözlerini sarf etti.
Türkiye'nin büyük bir kucaklaşma ve kaynaşmayla, çevresinde kazılan nifak çukurlarına düşmeyeceğini vurgulayan Bahçeli, 'Tökezlememizi ümit edenleri yine hayal kırıklığına uğratacağız. Suriye'de geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır. SDG/YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır, istikrar ve huzur hedeflerini sekteye uğratmaktadır.' dedi.