Gazze'deki psikolojik tahribatın etkisi nesiller boyu devam edecek
İnsanların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını tahrip eden açlık, Gazze halkının kolektif hafızasında yer ederek kuşaklar boyu sürecek travmalara yol açabilir.
Filistin'in önde gelen psikoterapistlerinden Samah Jabr, AA muhabirine, Gazze'deki açlık ve soykırımın yol açtığı psikolojik tahribatın neden olabileceği sorunları anlattı.
Jabr, Gazze halkının çok uzun süredir yetersiz beslendiğini ve insan eliyle yapılmış planlı aç bırakmanın Filistin halkının kararlılığını hedef aldığını belirterek, Gazze'de medeniyetin geldiği bu çağda insanların hipotermiden öldüğü gerçekliğin yaşandığına işaret etti.
Gazze'deki trajedinin sadece açlıkla sınırlı olmadığına, onlarca yıldır hareket özgürlüğü bulunmayan izole edilmiş bir halkın iki yıl boyunca aralıksız bombardımana maruz kaldığına dikkati çeken Jabr, uluslararası bilincin kör noktasında olduklarını hissettiklerini ve dünya tarafından terk edilmişlik duygusunu yaşadıklarını söyledi.
Jabr, insan psikolojisini olumsuz etkileyen açlık, kıtlık, yıkım ve bombardıman gibi birçok faktör sebebiyle yaşanan psikolojik sorunların hangi deneyime bağlı olduğunu tespit etmenin çok zor olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: 'Sömürgeleştirilmiş travma, bir insanın hayatının her yönüne dokunur. Bununla beraber dünyadaki diğer açlık deneyimlerinden psikolojik etkinin gelecek nesillere 3 hatta belki 4 nesle kadar aktarılabileceğini biliyoruz. Çin Büyük Kıtlığı ve İrlanda'daki açlık üzerine yapılan bazı çalışmalar, aç kalan insanların çocuklarının daha fazla psikiyatrik bozukluğa sahip olduğunu, gelecekte işlevsellik açısından daha fazla zorluk yaşadıklarını, ebeveynlik kapasiteleri ve ebeveynlik becerileriyle ilgili daha fazla sorun yaşadıklarını, para ve yiyecekle ilişkilerinin diğerlerinden farklı olduğunu öne sürüyor.'
Ateşkes, sorunları bitirmedi
Uzun süredir kuşatma altında bulunan Gazze'de geçmişte mütevazı da olsa ruh sağlığını desteklemek için bazı kuruluşların bulunduğunu anımsatan Jabr, 8 Ekim'de başlayan İsrail saldırılarının ardından sadece iki hafta içinde ruh sağlığıyla ilgili yapıların tamamının çökertildiğini ve meslektaşlarının öldürüldüğünü, yaralandığını veya yerinden edilmiş insanlara döndüklerini söyledi.
Jabr, Gazze'deki meslektaşlarından Muhammed Said Kahlout'un ilettiği mesajda çocuklarına ayırabilmek için çok az yemek yediğini anlattığını aktararak, 'Meslektaşımın insanları dinlemesi ve onlara ruh sağlığı desteği sağlaması gerekiyordu. Çok açık biçimde aç kaldığı için çalışamadığını söylüyor. Dolayısıyla açlığın etkisi, bireyin işlevselliği üzerinde çok büyük, ilişkileri üzerinde çok büyük, psikolojisi üzerinde çok büyük ve fiziksel sağlık üzerinde de çok büyük.' diye konuştu.
Batı Şeria'daki Filistinlilerle yaptığı klinik görüşmelerde onların da Gazze'de olanlardan etkilendiklerini ve genel olarak Filistin'de 'varoluşsal tehdit' endişesinin bulunduğunu dile getiren Jabr, Filistinlilere karşı işlenen suçların cezasız kalmasının bu duruma yol açan faktörlerden olduğunu ve kliniğine gelen bireyin sorunlarının anlaşılması için içinde bulunulan siyasal bağlamın da anlaşılması gerektiğini söyledi.
Jabr, Gazze'deki ateşkesten sonra da gıda yoksunluğu ve sağlığa ilişkin sorunların devam ettiğinin altını çizerek, 'Ateşkes ilanından sonra bile insanlar, tedavi edilmeyen sağlık sorunları nedeniyle ölmeye devam ediyor, enfeksiyonlar, kronik hastalıklar, diyabet… İnsanlar, böbrek diyalizine ihtiyaç duyuyor. Kış, insanların çektiği acıyı daha da artırıyor. İnsanlar, bu trajediyle yetersiz beslenmiş halde yüzleşiyor. Barınma, sıcaklık gibi temel ihtiyaçlara sahip değiller, dolayısıyla etkisi çok büyük.' diye konuştu.
Jabr, Gazze'nin içindeki insanlar arasında hipotermiden ölenler olurken Batı Şeria ve Kudüs'tekilerin bunu sıcak evlerinden çaresizce izlemek zorunda kaldıklarını ve onlara yardım edememelerinde tıbbi veya psikolojik değil de politik engelin bulunduğunu söyledi.
- Açlık, insanın hem bedenini hem de ruh sağlığını hedef alıyor
Minnesota Üniversitesinin 1944-45 yıllarında uzun süreli açlığın insanlar üzerindeki etkilerini anlamak için yarı açlık deneyi yaptığını anlatan Jabr, İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampından kurtarılan insanların rehabilitasyonu için yapılan bu deneyde deneklerin 24 hafta boyunca günlük kalori ihtiyaçlarının yarısıyla hayatta kaldıklarını belirtti.
Jabr, Minnesota Açlık Deneyi'ne katılanlardaki fiziksel etkinin çok belirgin olduğuna ve psikolojilerinin de büyük ölçüde etkilendiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı: 'Katılımcılar, itkiyi ve libidoyu kaybettiler. Görgülerini kaybettiler. Birbirlerine karşı saldırgan ve kaba hale geldiler. Birbirleriyle kavga etmeye başladılar. Depresyon ve diğer psikiyatrik bozukluk belirtilerini göstermeye başladılar. Yenmeyecek şeyler yemeye başladılar yani açlığın etkisi, kişinin yalnızca bedenini hedef almıyor. Elbette açlığın kişinin üzerinde anlık etkisi olacaktır, bununla beraber bu etki tarihsel hafızanın bir yerinde kalıyor, kolektif hafızada kalıyor. İnsanlar, anne babalarının ve büyük anne babalarının aç bırakıldığını bildiklerinde yiyecekle, parayla farklı ilişki kuracaklardır, gelecekleriyle ilgili bir güvensizlik hissini içselleştirecekler. Bu, çocuklarını yetiştirme biçimlerinde kuşaklar boyunca ifade edilecek.'