Ahilikte gerçek rekabet! İnsan kalabilmenin ahengi
Bugün dünyanın en büyük yarışı, insanların birbirini geçme yarışı hâline geldi. Daha güçlü olmak, daha fazla kazanmak, daha önde görünmek… İnsanlar sürekli bir rekabetin içerisinde yaşamaya başladı. Fakat bu yarışın ortasında çok önemli bir hakikat unutuluyor: İnsan kalabilmek…
Çünkü insan bazen yükselirken küçülür. Makamı büyür ama merhameti azalır. Gücü artar ama vicdanı zayıflar. Başarı kazandığını zannederken aslında insanlığını kaybetmeye başlar. Oysa gerçek gelişim, başkasını ezmek değil; insanın kendi nefsini aşabilmesidir.
İşte Ahilik kültürü tam da burada devreye girer.
Ahilik yalnızca ticaret yapan insanların oluşturduğu bir düzen değildi. Ahilik; insan yetiştirme sanatının, ahlakın, vicdanın ve kardeşliğin medeniyetiydi. Bir insanın eline, diline, beline ve gönlüne sahip olmasını öğreten büyük bir yaşam anlayışıydı. Çünkü ahi şunu bilirdi: Bir insanın değeri kazandıklarıyla değil, yaşattıklarıyla ölçülür.
Bugün çocuklara başarı anlatılıyor ama merhamet yeterince anlatılmıyor. Sınav kazanmak öğretiliyor ama gönül kazanmak geri planda kalıyor. Rekabet teşvik ediliyor ama kardeşlik unutuluyor. Bu yüzden insanlar büyürken birbirinden uzaklaşıyor, güçlendikçe sertleşiyor, kazandıkça yalnızlaşıyor.
Halbuki Ahilikte rekabet, bir başkasını geçmek değildi. Daha dürüst olmak… Daha faydalı olmak… Daha ahlaklı olmak… Ve her gün dünkünden daha iyi bir insan olabilmekti.
Gerçek rekabet; insanın kendi öfkesiyle, kibriyle ve nefsiyle verdiği mücadeledir.
Dün kırdığı bir kalbi bugün onarabilmek… Dün sustuğu yerde bugün hakkı savunabilmek… Dün öfkeye teslim olurken bugün merhameti seçebilmek… İşte insanı gerçekten büyüten gelişim budur.
Bugün okullarda, sokaklarda ve sosyal medyada giderek artan zorbalığın temelinde de bu eksiklik yatıyor. İnsanlar güçlü görünmeye çalışırken vicdanı geri plana itiyor. Başarı karakterin önüne geçtiğinde ise ortaya sevgisiz ve tahammülsüz bir toplum çıkıyor. Oysa bir insanı küçümsemek, dışlamak ya da kalbini kırmak; bazen fiziksel yaralardan daha ağır izler bırakabiliyor.
Ahilik kültürü ise tam tersini öğretir: Güçlüysen ezme, koru. Biliyorsan küçümseme, öğret. Kazandıysan yalnız büyüme, paylaş. Yükseldiysen yanında bir insan daha kaldır.
Çünkü gerçek medeniyet; insanların birbirini ezdiği yerde değil, birbirini ayağa kaldırdığı yerde kurulur.
Hz. Ali’nin şu sözü bugün belki de her zamankinden daha anlamlıdır: “İnsanlar ya dinde kardeşindir ya da yaratılışta eşindir.”
Belki de bugün yeniden hatırlamamız gereken en önemli hakikat budur: Karşımızdakini rakip değil, insan olarak görebilmek…
Çünkü insanlık kaybedildiğinde hiçbir başarı gerçekten kazanılmış sayılmaz.
Bugün ihtiyacımız olan şey yalnızca başarılı nesiller yetiştirmek değildir; vicdanlı, merhametli, adaletli ve karakter sahibi insanlar yetiştirebilmektir. Çünkü toplumları ayakta tutan şey teknoloji, makam ya da para değil; ahlaktır.
Ahilik bize şunu hatırlatır: Bir toplum ancak merhameti kadar büyür. İnsan ise bıraktığı iz kadar yaşar.
Ve unutulmamalıdır ki; Gerçek başarı, yükselirken insan kalabilmektir.