Kahramanmaraş’ı, Kahramanmaraş’ı sevenler yönetmeli!
Değerli okurlarım. Bir önceki yazımda abi kelimesinin bir hitaptan çok bir yönetim biçimini ifade etmesi gerektiğini söylemiştim. Geri bildirimleriniz ve güzel yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Bu günkü yazımda ise Kahramanmaraş’ı kim yönetmeli sorusuna cevap aramaya çalıştım. Kaleme aldığım yazım herhangi bir kişi ya da kurumu bağlamamaktadır. Sözüm Kahramanmaraş’ı sevip te geri çekilenleredir.
Birilerinin adamı olanlar mı, yoksa bu şehrin derdiyle dertlenenler mi? Asıl mesele tam da burada başlıyor. Bir göreve getirilecek insanın en önemli özelliği; bir yapıya, bir isme, bir gruba yakınlığı mı olmalı? Yoksa yaşadığı şehri tanıyan, sokaklarını bilen, insanının yükünü hisseden, gecesi gündüzü bu şehir olan biri mi olmalı?
Benim cevabım net. Kahramanmaraş’ı, Kahramanmaraş’ı sevenler yönetmeli.
Bu söz yalnızca siyaset için söylenmiş bir söz değil. Resmi kurumlar için de geçerli, STK’lar için de, dernekler, vakıflar, odalar ve siyasi parti temsilcilikleri için de…
Çünkü şehir dediğimiz şey yalnızca belediye binalarından ibaret değil. Bir şehrin ruhunu; ona emek veren insanlar oluşturur.
Bugün dönüp etrafımıza baktığımızda ise insanın içine oturan bir tablo görüyoruz. Şehri gerçekten seven, taşın altına elini koyan, hiçbir karşılık beklemeden çalışan birçok insan artık yorulmuş durumda. Kimileri sessizce geri çekildi, kimileri küstürüldü, kimileri ise “ne yapsak değişmiyor” düşüncesiyle kenara geçti.
En acısı da ne biliyor musunuz?
Gençlerin büyük kısmı artık burada bir gelecek görmüyor. Fırsatını bulan gidiyor. Kalanların önemli bir kısmı ise gitmenin yollarını arıyor. Bu şehir yıllardır insan kaybediyor.
Sadece nüfus değil… Heyecan kaybediyor. İnanç kaybediyor. Aidiyet kaybediyor.
Oysa bir şehri ayakta tutan şey beton değil, insan kalitesidir.
İyi insan olmak elbette kıymetlidir. Ancak iyi insan olmak, iyi yönetici olmak anlamına gelmez. Bir makamı doldurmak başka şeydir, o makamın hakkını vermek başka şey.
Kimsenin şahsıyla bir mesele içinde değilim. Olmadım, olmam da. Meslek hayatım boyunca buna özellikle dikkat ettim. İsimler gelip geçer ama şehir kalır.
Ben başarılı olmanın sırrını her zaman işini sevmekte gördüm. İnsan sevmediği bir yere değer katamaz. Sevmediği bir şehir için mücadele edemez. Sadece makamda oturur.
Ama bu şehir artık makamda oturan insan değil, sorumluluk alan insan görmek istiyor.
Kahramanmaraş’ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; samimiyetini kaybetmemiş, bu şehrin sokaklarına yabancı olmayan, insanına tepeden bakmayan kadrolardır.
Çünkü şehirler, onları gerçekten seven insanların omzunda yükselir.
Belki de artık yapılması gereken en önemli şey şudur: Kenaraya çekilen iyi insanların yeniden sahaya dönmesi…
Çünkü bu şehrin hâlâ iyi insanlara ihtiyacı var. Ve unutmayın iyiler iyidir.