İnsan, yokluğunda anladığının kıymetini geç öğrenir
İnsan garip bir varlıktır…
Kendisine sürekli iyi geleni, sürekli yanında olanı, düştüğünde elinden tutanı zamanla sıradanlaştırır. Çünkü alışır. Alıştığı şeyin değerini ise çoğu zaman kaybetmeden anlayamaz. Oysa bazı insanlar vardır; onların varlığı sessizdir ama yokluğu insanın içine çöken ağır bir boşluk gibidir.
Bir insanın ihtiyacını karşılamak sadece maddi ya da fiziksel bir destek değildir. Bazen bir cümle, bazen bir omuz, bazen de sadece “Ben buradayım.” diyebilmektir. İşte insanı ayakta tutan şey tam olarak budur. Çünkü insan, kendisini gerçekten anlayan bir kalbe denk geldiğinde farkında olmadan oraya bağlanır.
Sen onun yarasını sardığında, düştüğünde kaldırdığında, karanlığında yanında durduğunda bunu bir görev sandı. Çünkü senin sevgine, desteğine ve fedakârlığına alışmıştı. Sürekli akan bir nehir gibi gördüğü için, suyun bir gün çekileceğini hiç düşünmedi.
Ama sen geri çekildiğinde hayatındaki eksiklik görünür olmaya başladı. Eskiden huzur bulduğu yerde sessizlik vardı artık. Kalabalıkların içinde bile eksik hissediyordu kendini. Çünkü bazı insanlar hayatımıza sadece gelmez; bizi tamamlar. Ve insan, tamamlayanını kaybettiğinde içindeki boşluğu hiçbir şeyle dolduramaz.
İşte tam da burada insanın en büyük kırgınlığı ortaya çıkar. Çünkü çoğu zaman başkalarını ayağa kaldırırken kendi yorgunluğunu unutursun. Bir başkasının iyiliği için kendinden vazgeçersin. Ve sonra bir gün dönüp kendi içine şu soruyu bırakırsın:
“Söylesene, kendini harap ettiğin hangi insanın umurundasın?”
Bu soru ağırdır… Çünkü insan bazen en çok emek verdiği yerde değersizleşir. Sen bir kalbi ayakta tutmaya çalışırken, kimse senin kırılmış taraflarını görmez. Sen geceni gündüzüne katıp bir insanın eksiklerini tamamlamaya uğraşırsın ama sen yorulduğunda dönüp hâlini soran çok az olur.
Fakat hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır:
Gerçek kıymet, yoklukta anlaşılır.
İnsan bazen bir mesajın eksikliğinde, bazen bir sesin suskunluğunda, bazen de alıştığı bir merhametin çekilmesinde anlar bazı insanların değerini. Çünkü gerçekten seven insan, sadece yanındayken değil; yokluğunda da hissedilen insandır.
Belki de bu yüzden bazı insanlar hayatımıza Allah’ın bir emaneti gibi girer. Yaralarımızı sarar, bizi kendimize getirir, yükümüzü hafifletir. Ve onlar gidince insan şunu fark eder:
Bir insanın değeri, yanında alıştığında değil; yokluğunda içini ne kadar acıttığında saklıdır.