Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Parçalı az bulutlu
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Gazetecin | Teknoloji | Bakan Kacır, “Teknoloji, girişimciliği dönüşüm hikâyesinin lokomotifi”

Bakan Kacır, “Teknoloji, girişimciliği dönüşüm hikâyesinin lokomotifi”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, teknoloji girişimlerinin kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlandıracak dijital şirket uygulamasını hayata geçirdiklerini belirtti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, teknoloji girişimlerinin kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlandıracak dijital şirket uygulamasını hayata geçirdiklerini belirtti.

KAYNAK: Gazetecin
Bakan Kacır, “Teknoloji, girişimciliği dönüşüm hikâyesinin lokomotifi”

Bakan Kacır, İstanbul’da Boğaziçi Vakfı tarafından Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen, “İlham Verici İyi Yönetim Uygulamaları Forumu”na katıldı. Burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yüksek teknoloji ve girişimcilik alanında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirterek, “Teknoloji girişimciliğini Türkiye’nin dönüşüm hikâyesinin lokomotifi olarak görüyoruz.” dedi.

Teknoloji üretiminin yalnızca ekonomik kazanç odaklı olmaması gerektiğini vurgulayan Kacır, “Dünyanın daha fazla teknolojiye değil, adalet ve merhameti büyüten teknolojilere ihtiyacı var.” ifadelerini kullandı.

Kacır, konuşmasında şunları kaydetti: “Dünya derin bir yapısal dönüşümün ve çok katmanlı krizlerin eşiğinden geçiyor. Küresel ekonomide serbest ticaret yaklaşımı terk ediliyor. Yerelde üretim, dostlardan, komşulardan tedarik günden güne yaygınlaşıyor. Stratejik gördükleri sektörleri korumak ve öz yeterliliğini sağlamak için tüm dünyada kamu otoriteleri etkin daha aktif bir sanayi politikaları yürütüyor. Yapay zekâ, yarı iletkenler, uzay, kuantum gibi yenilikçi teknolojilere yön verenler; bu alanlarda oluşturdukları kapasite ve kabiliyeti uluslararası ticaretin ve diplomasinin yeni kurallarını belirlemek adına kaldıraç olarak kullanıyor. Türkiye olarak bu büyük dönüşümün işaretlerini erken dönemde okumuştuk.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; planlı sanayileşme hamlelerimizle, katma değerli üretimi önceleyerek, Ar-Ge kültürünün özel sektör tarafından benimsenmesini sağlayarak, nitelikli insan kaynağına daha fazla kaynak ayırarak ülkemizi küresel üretimin merkez üsleri arasına taşıdık. 2002’de 41 milyar dolar olan sanayi katma değerimiz şimdi 250 milyar dolara yaklaştı.  Bugün askerî insansız hava aracı üretiminde dünyada; ticari araç, güneş paneli, otobüs, beyaz eşya, çelik ve ağaç ürünlerinde Avrupa’da lider üreticiyiz. Alüminyum, düz cam, seramik, plastik mamuller, motorlu taşıtlar, rüzgâr türbini üretiminde Avrupa’nın önde gelen üreticileri arasındayız.

Elbette etkin Ar-Ge teşviklerimizle oluşturduğumuz inovasyon altyapısıyla; 2002’de 1,2 milyar dolar olan Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarını müteşebbislerimizin öncülüğünde 19,9 milyar dolara yükselttik. 2002’de 29 bin olan Ar-Ge personeli sayımız bugün 310 bini aştı. Kendi insansız hava araçlarını, füzelerini, mühimmatını, jet motorlarını, uçaklarını, helikopterlerini, uydularını, radar ve elektronik harp sistemlerini kendi imkânları ile geliştiren ve üreten bir ülke haline geldik. Eş zamanlı devrimlerle büyük bir dönüşüm geçiren otomotiv sektöründe, fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen bize ait olan Togg ile küresel sahnede yer almamızı sağladı. Elektrikli, bağlantılı, otonom ve akıllı mobilite teknolojilerini ülkemiz adına yeni bir atılım sahasına dönüştürüyoruz.

Teknoloji, girişimciliği dönüşüm hikâyesinin lokomotifi

Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizi yüksek teknolojide üst lige taşımak üzere destek enstrümanlarımızı güncelliyor, peşi sıra yeni programları devreye alıyoruz.  Geçtiğimiz yıl uygulamaya aldığımız yeni teşvik sistemimizle Millî Teknoloji Hamlesi ve bölgesel kalkınmayı hızlandıracak yatırımlara kapsamlı destekler sunduk. Tarihimizin en büyük ölçekli teşvik programı HIT-30‘la, stratejik alanlarda büyük ölçekli teknoloji yatırımlarını ülkemize kazandırmak için önemli adımlar attık.  Program kapsamında mobilite, güneş enerjisi, sağlık teknolojisi gibi alanlarda yatırımların önünü açtık. “Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi” programları gibi uygulamalarla kritik ve stratejik alanlarda gerçekleşen yatırımlara ayrıcalıklı imkânlar sunuyoruz.

Üretimde yakaladığımız yükseliş ivmesini korurken üretimi Anadolu’ya yaymak da önceliğimiz. Bu doğrultuda; planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak kapsamlı bir “Sanayi Alanları Planı” hazırladık. Bu planın ilk aşamasında Orta Anadolu’da Samsun-Mersin hattında; 13 ilimizde 60 bin hektara yakın büyüklükte 17 yeni Mega Endüstri Bölgesi inşa edeceğiz. Çalışanlar için yaşam alanları, sanayi ve teknoloji kolejleri gibi sosyal imkânlara sahip olacak; demir yolları ile limanlara bağlanacak bu bölgeler, döngüsel ekonomiyi ve yeşil üretimi esas alacak. Sahip olacakları büyük ölçekli veri merkezi yatırımları ile dijital dönüşümümüzü hızlandıracak. Bu planın sonraki aşamalarında Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak hatlarında yeni yatırım alanları oluşturacağız. Biliyoruz ki; Türkiye’nin potansiyeli, bugün bulunduğumuz noktanın çok çok daha ötesinde.

Önümüzdeki dönemde nükleer reaktörlerden kuantum teknolojilerine, yarı iletkenlerden yapay zekâya pek çok alanda atacağımız adımlarla, ülkemizi yüksek teknolojili üretimde daha ileri seviyelere birlikte taşıyacağız. Fiber iletişim, 5G ve bulut bilişim altyapı yatırımlarımız, yerli ve millî siber güvenlik çözümlerimizle, güvenli dijital ekonominin merkezi hâline geleceğiz. Bu dönem; Türkiye’yi yüksek teknolojide bölgesinde merkez, dünyada oyun kurucu bir güç hâline getirmek için her zamankinden daha kararlı adımlar attığımız bir dönem olacak. Teknoloji girişimciliğini; bu dönüşüm hikâyesinin lokomotifi olarak görüyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 23 yılda; girişimcilerimizi fikir aşamasından küresel ölçeğe uzanan yolculuklarında yalnız bırakmayan bütüncül bir destek mekanizması oluşturduk. Toplumumuzun her kesiminden yeteneklerin “sadece ağzında gümüş kaşıkla doğanların” değil, girişimcilik yolculuğuna katılmasını sağlayan adımlarımızla Türkiye bugün teknoloji girişimciliğinde Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri haline geldi. 2019’da ülkemizde bugünkü başlığa atfen de kullanmış olduk milyar dolar değeri aşan tek bir teknoloji girişimi bulunmazken; bugün 8, bizim tabirimizle 8 Turcorn’umuz var. Teknoloji girişimlerimiz; yapay zekâdan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden oyun teknolojilerine pek çok alanda küresel sahnede büyük başarılara imza atıyor. Teknoloji girişimlerimize gerçekleştirilen yatırımların ivmesi de ekosistemin ulaştığı yüksek olgunluk seviyesini teyit ediyor. Ülkemizde teknoloji girişimlerine yapılan yatırımlar, 2011-2015 döneminde 280 milyon dolar, 2016-2020 döneminde 515 milyon dolardı. Son beş yılda ise bu tutar 5,6 milyar doları aştı. 2030 yılına dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını ve Turcorn’larımızın değerlemesinin 100 milyar doları aşmasını hedefliyoruz.

Bu yolculukta her ölçekteki girişimcinin ihtiyacına yanıt veren programları hareket geçiriyoruz.  Milyar dolar değerlemeye ulaşma potansiyeline sahip girişimlerimizin ihtiyaçlarına yanıt veren “Turcorn 100 Programı”nı hayata geçirdik. Teknoloji alanında profesyoneller ve yenilikçi girişimler için ülkemizi çekim merkezi haline getiren Türkiye Tech Visa Programıyla 97 ülkeden 5 binden fazla teknoloji profesyonelini Türkiye’ye çekmeyi başardık. Atatürk Havalimanı’nın terminal binalarını "Terminal İstanbul" projesiyle dünyanın en büyük girişimcilik merkezi hâline getiriyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımız 24 Nisan’da, Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke kılma hedefiyle atacağımız yeni ve tarihi nitelikte adımları kamuoyuyla paylaştı. Bu kapsamda, teknoloji girişimlerimizin kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlandıracak dijital şirket uygulamasını hayata geçiriyoruz. Sanal ofis hizmeti ile kuluçka aşamasındaki girişimcilerimizin üzerindeki mali yükleri hafifletirken, girişimcilik ekosisteminin tabana yayılmasını sağlıyoruz. Kuracağımız bu dijital platform sayesinde girişimciler fiziken olarak Türkiye'de bulunma zorunluluğu olmaksızın, pasaport temelli kimlik doğrulama süreciyle tamamen uzaktan Türkiye’de şirket sahibi olabilecek. Bu alanda dünyada en ileri ve en modern uygulamayı ülkemize kazandıracağız

SAFE olarak bilinen paya dönüştürülebilir borçlanma sözleşmelerinin ve benzeri esnek finansal araçların yaygın ve etkin şekilde kullanılmasını sağlayacak düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Bunların yanında, 2024’te uygulamaya aldığımız çalışanlara hisse opsiyonu düzenlemesinden girişimlerimizin daha etkin yararlanabilmeleri için bu uygulamada yenilikler yapıyoruz. Teknoloji girişimlerinin çalışanlarına verdikleri pay senetlerinin vergiden tümüyle istisna edilebilmesi için gerekli süreleri kısaltıyoruz.

Kuşkusuz girişimlerin büyümesi ve ölçeklenmesi için finansmana erişim önemli bir unsur. Müteşebbislerimizin finansmana erişiminin önünü açmak adına 2007’den bu yana devreye aldığımız fon ve fonların fonu mekanizmalarıyla 5,8 milyar liralık kaynağı girişim ekosistemine yönlendirdik. Bu kaynak; oluşturduğu kaldıraç etkisiyle 130 milyar liralık bir fon hacminin gerçekleşmesini sağladı.

Türkiye’den daha fazla başarı hikayesi çıkarmak, girişimlerimizin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak için bu hafta başında da 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağımızı duyurduk. Bu taze kaynak, oluşturacağı kaldıraç etkisi ile 750 milyon dolardan fazla bir imkânı girişim sermayesi ekosistemine kazandıracak. Bu kaynağı yönlendirirken yalnızca finansman hacmini büyütmeyi değil; aynı zamanda girişimcilik ekosistemini yapay zekâ, biyoteknoloji gibi stratejik alanlarda derinleştirmeyi hedefliyoruz. İnanıyoruz ki, Türkiye bu yeni adımlarla, startup’lar ve yetenekler için gelecekte çok daha güçlü bir merkez haline gelecek.

Elbette ülkemizi Türkiye Yüzyılında daha müreffeh ve daha güçlü bir konuma taşımak üzere hayata geçirdiğimiz programlarda gerçek anlamda değer oluşmasını sağlayacak olan insan kıymetimiz. Türkiye’nin gerçek potansiyeli gençlerinde saklıdır. Yeter ki biz genç arkadaşlarımıza inanalım, yeter ki biz onların önündeki engelleri kaldıralım, yeter ki Türkiye’nin öz evlatlarına imkân ve alan açalım. Tarih yazan işlerin öznesi olmak için hazır olan; milletimiz ve memleketimizin yılmadan, pes etmeden yorulmadan çalışmaya hazır Türk gençliğini ihtiyaç duydukları imkân ve fırsatlarla buluşturalım.

Kuşkusuz gençlerimizin geleceğin yetkinlikleriyle buluşmasında, bilimsel düşünceyle, araştırma kültürüyle, girişimcilik cesareti ve üretme iradesiyle donanma yolculuklarında en önemli adreslerden biri üniversitelerimiz. Son 23 yılda kurduğumuz altyapılarla, araştırma ekosistemimize sağladığımız desteklerle üniversitelerimizin bilimsel bilgi üretme kapasitesi önemli ölçüde güçlendi. Ancak günümüzün dinamik dünyasında kalkınma yolculuğumuza daha fazla katkı sunmaları için üniversitelerimizin; yenilikçi iş fikirlerinin olgunlaşması ve hayata geçmesi için uygun zemin oluşturmaları, girişimcilik ruhuna sahip, risk alabilen bireyler yetiştirmeleri çok önemli.

Boğaziçi Üniversitesi, sahip olduğu köklü akademik geleneği, bilimsel merakı teşvik eden kültürü ve yetiştirdiği insan kaynağıyla araştırmacı ve yenilikçi üniversite anlayışının ülkemizdeki en güçlü temsilcilerinden biri. Boğaziçi’nin ruhunda; soru sormak, araştırmak, farklı disiplinleri buluşturmak, dünyayı takip etmek ve üretilen bilgiyi insanlığın ve ülkemizin faydasına sunmak var. Bu yönüyle Boğaziçi Üniversitesi, yalnızca akademik başarılarıyla değil; kamudan özel sektöre, girişimcilikten teknolojiye, finans dünyasından sivil topluma pek çok alanda liderlik rolü üstlenen nitelikli insan kıymetiyle Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna eşsiz katkılar sağladı ve inanıyorum ki önümüzdeki dönemde sağlamayı sürdürecek.

Üniversitemizin sahip olduğu akademik birikimi, araştırma kapasitesini ve nitelikli insan kaynağını Millî Teknoloji Hamlemizin hedefleriyle daha güçlü şekilde buluşturmayı çok önemsiyoruz. Bu doğrultuda, 2002’den bu yana; TÜBİTAK’ın bilim insanlarına ve öğrencilere yönelik burs programları kapsamında; üniversitemizde 8 bin 500’e yakın öğrenci ve araştırmacıya 5 milyar liranın üzerinde kaynak sağladık.  Özel sektöre, akademiye ve kamuya yönelik programlar kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nin 688 projesine 3 milyar lira finansman sunduk. Uluslararası Lider ve Genç Araştırmacılar Programı’yla, ülkemize gelen 13 öncü araştırmacının çalışmalarını Boğaziçi Üniversitesinde sürdürmesine imkân tanıdık. Üniversitemiz bünyesinde Finans Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Hedefli Tanı ve Tedavi Teknolojileri Merkezlerine ulusal araştırma altyapısı statüsü verdik.

Tabi Boğaziçi Üniversitesi, öğrencilerine girişimcilik ruhunu aşılayan; mezunlarının ise küresel ölçekte başarı hikâyelerine imza attığı, teknoloji girişimleri kurduğu çok seçkin bir müessese. Üniversitemizin paydaşı olduğu 3 teknoparkta Boğaziçi Üniversitesi’nin girişimcilik dünyasındaki güçlü konumunu pekiştiriyor. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl, Üniversitemizin Uçaksavar Kampüsü’nde yer alan bir büyük alanı Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıyla teknopark ilan ettik. Boğaziçi Teknopark’ın, üniversitemizin eğitim ve araştırma kampüslerinin hemen yanında konumlanacak bu yeni girişimcilik üssü; akademik bilginin teknolojiye dönüşmesinde, yenilikçi fikirlerin girişime evrilmesinde ve araştırma çıktılarının yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesinde önemli bir rol oynayacak

Diğer yandan öğrencilerin teorik bilgiyi pratiğe dönüştürmesi, takım ruhuyla yenilikçi projeler yapmaları için üniversitemiz bünyesinde rektörümüzün öncülüğünde bir Millî Teknoloji Atölyesi kurmak için de harekete geçtik. Yapay zekâdan robotik sistemlere, elektronik tasarımdan yazılım geliştirmeye pek çok alanda gençlerimizin proje üretmelerine, araştırma yapmalarına imkân tanıyacak atölyemizi inşallah önümüzdeki akademik yılı başından önce hayata geçirmiş olacağız. Bizler; yatırım yapan, üreten, geliştiren, araştıran ve teşebbüs eden herkesin yanında olmaya devam edeceğiz. İnanıyorum ki; bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde de, yetiştireceği nitelikli insan kıymeti, yürüteceği öncü araştırmalar ve geliştireceği yenilikçi projelerle Boğaziçi, ülkemizin kalkınma yolculuğuna kıymetli kazanımlar sağlayacak.

Boğaziçi Üniversitesi’nin en önemli paydaşlarından biri Boğaziçi Yöneticiler Vakfı… Benim eğitim hayatıma da çok kıymetli katkılar sunduğu için şükran borçlu olduğum BYV’nin Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu kapsamında ’değerleme öncesi değer’ temasını seçmiş olmasını çok anlamlı buluyorum. Zira, bütün bu hikâyenin, kurulacak girişimlerin ne amaçla ne uğruna inşa edileceği sorusunun yanıtını aramak bizler için aslında bir vazife. Dünyanın daha fazla teknolojiye mi, yoksa adalet ve merhametin çoğalmasını sağlayacak teknolojilere mi ihtiyacı var? Öncelikle ve hatta çoğu zaman sadece kazancını artırmak için çalışan girişimciler dünyaya iyilik getirebilir mi? Fırsat eşitliği sağlanmamışsa kalkınma adil ve sürdürülebilir olabilir mi? Teknolojik üstünlük, ahlaki üstünlükten uzak ise, insanlık için çok daha büyük felaketler yaklaşmıyor mu? Yapay zekâ tekelleri dünyanın geleceği için hangi tehditleri beraberinde getiriyor? Çok teknolojik ama hukuksuz bir dünyada yaşamak istiyor muyuz gerçekten? Dünyanın en ‘değerli’ şirketleri, dünyaya hangi ‘değerlerin’ terk edilmesini teklif ediyor? Tüm bu makro soruların derininde, girişimcinin kendi yolculuğunda arayışları, tutkuları neler olmalı? Vazgeçilmez ilkelerle parlak fikirler arasında kalmış bir girişimcinin çıkış yolunu bulmasını sağlayacak olan nedir? Sorulacak çok fazla soru, üzerinde düşünülecek çok fazla konu var. İnanıyorum ki, bugün bu salonda yapılacak samimi konuşma ve istişareler, tüm katılımcılar için aydınlatıcı ve ufuk açıcı olsun.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız