Ziyaret kültürünü yeniden düşünmeli miyiz?
Bugün ekonomi dışında farklı bir başlıkla birlikteyiz. Kimi zaman ekonomik göstergeler kadar, iş yapma kültürünü ve üretim anlayışını şekillendiren sosyal alışkanlıkları da konuşmak gerekir düşüncesinden yola çıktım.
Günümüzde iş dünyasında, siyasette, sivil toplumda hatta sosyal hayatın birçok alanında yeni bir alışkanlık her geçen gün yaygınlaşıyor. Birbirini ziyaret etmek…
Takvimler ziyaretlerle doluyor, fotoğraflar çekiliyor. Akabinde sosyal medya paylaşımları yapılıyor. Altına nezaket dolu güzel cümleler ekleniyor. İlk bakışta görünen, hareketli, yoğun ve güçlü bir iletişim. Fakat bu noktada şu soruyu sormadan edemiyor insan…
Bunca ziyaretin ardından geriye ne kaldı ya da kalıyor? Kime ne faydası oldu bu ziyaretin?
Aslında tam da bu noktada, “görünürlük” ile “üretkenlik” arasındaki dengeyi yeniden düşünmek gerekiyor…
Görünür olmak, orada olmak, bir karede de olsa yer almanın popülaritesi yüksek. Hatta kimi zaman yapılan işin önüne geçmişliği var. Bazılarımız artık sadece toplantıya katılmakla yetinmeyerek, o toplantının fotoğrafını paylaşmayı da işin tamamlayıcı unsuru olarak görüyor. Hal böyle olunca bazen içerikten çok görüntüler konuşuluyor demek yanlış olmaz herhalde…
Yanlış anlaşılma olmasın!
Elbette birbirini ziyaret etmek iletişim ağlarını güçlü tutmak önemlidir. İnsan ilişkileri iş dünyasının da toplumsal hayatında vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak ziyaretler bir amaç değil araç olmalıdır. Bir görüşme yeni bir işbirliği oluşturmalı, bir projeye dönüşmelidir. Eğer ziyaret bir yatırım, fikir ya da çözüm üretmiyorsa geriye kalan çoğu zaman bir fotoğraf karesinden öteye geçemiyor.
Günümüzde sahnede olmanın yolu yalnızca görünür olmaktan geçmiyor. Önemli olan görünür olmayı anlamlı hale getirecek bir etki ve sonuç ortaya koyabilmek. Kalıcı bir etki bırakmak için de üretmek, geliştirmek ve neticede sonuç ortaya koymak gerekir. Çünkü insanlar bir süre sonra kimlerin nereleri ziyaret ettiğini değil, kimlerin neyi değiştirdiğini daha çok hatırlıyor.
Bugünün en büyük yanılgılarından biri hareket etmek ile ilerlemenin aynı şey olduğunu sanmak olabilir mi?
Sürekli bir yerlere gitmek, sürekli toplantılar yapmak, sürekli görünmek...
Bunlar her zaman üretim anlamına gelmez. Bazen sessiz çalışanlar, “görünür olmak” girdabına katılmayanlar en büyük işleri ortaya koyanlar olabiliyor.
Günümüzde sosyal medyada fotoğraflar ekleyerek görünür olmak kolay. Zor olan ise, gerçek bir eserle, bir projeyle, bir başarı hikayesinde yer alabilmektir. İhtiyaç, daha fazla ziyaret değil, daha fazla sonuçtur.
Görüntü anlıktır, eserler kalıcıdır.
Sözüm bir fotoğraf karesiyle kalıcı olmaya çalışanlara…