Gençler ve şiir
Gençler ve Şiir bağlamında çok şey ve çok anı ve gözlem anlatılır.
Önce dün bizzat yaşadığım bir diyalogumu ve ardından da bir gözlemim ile söze gireyim.
Bu iki hususu sosyal medya paylaşımımdan aynen alıyorum:
1-
Gençlere şiiri sevdirmeliyiz.
Bugün bir PTT'de gişede işlem için beklerken, Gişe Memuru 50 yaşlarındaki Hanımefendiye "şiir sever misiniz" diyerek Dergimizi hediye ettim. O anda sırada bekleyen gençler vardı. Onlara aynısını söyledim. Hiçbirisi Dergiyi almadı ve 'şiir sevmeyiz" dediler. Gençlerin almadıkları Dergileri Gişe Memuru Hanımefendi "ben alabilirim miyim" dedi ve aldı. "Arkadaşlarına hediye edeceğini" söyledi.
Ben gişeden ayrılırken elini uzatarak minnetle elimi sıktı.
Çok duygulandım.
Bir taraftan sevindim. Bir taraftan hüzünlendim.
Gençleri şiirle buluşturmalıyız.
2-
Ankara'da yıllardan belli dernekler, vakıflar ve çeşitli edebiyat çevreleri şiir geceleri, şiir günleri düzenler. Birçoğunu gözlemliyorum. Bu şiir günlerine, şiir gecelerine katılanlar genelde %90 oranında 50 yaşın üzerindeki insanlar.
Gençler şiire niye iltifat etmiyor?
Soru bu. Sorun bu.
Durun, durun, madem anı ve gözlemlerden başladık. Bir üçüncü anım ve gözlemimi de anlatayım, yine Gençler ve Şiir bağlamında.
3-
Geçen sene Kahramanmaraş Kitap Fuarındayım.
Bir stantta yayınladığım kitaplarımı okuyucularımla buluşturuyorum. Maksadım elbette İnsan, Kitap ve Toplum bağlamında, kitaba, ilme ve irfana ve özellikle de gençlerimizin kendilerini bilemelerine, geleceğe güvenle bakmalarına dair bir karınca misali, yardımcı olmaktır. Karınca demiş ya, “başarmazsam da bu yolda, bu uğurda ölürüm” diye. Biz de “gençlerimizin tamamını, tüm çocuklarımızı ilim ve irfanla, kendilerini bilme noktasında kitaplarla buluşturamazsak da bu uğurda çabalayıp çalışırız.”
Kahramanmaraş Kitap Fuarında yaşadığım bu anımı diğer Kitap Fuarlarında da yaşadım.
O gerçek şu: “Kitap fuarlarında çocuklarımız, gençlerimiz, “şiir kitaplarına hiç ilgi göstermiyor.” Benim şahsen yayınlamış olduğum 35 kitabımın belki yarısından fazlası şiir kitabı. Çocuklarımıza ve gençlerimize şiir kitaplarımı parasız hediye etiğim halde, almıyorlar. Sırf benim değil hiçbir şairin şiir kitabına ilgi duymuyorlar.
Halbuki şiir güzellik ve ruhların kanatlanması ve ferah bulmasıdır.
Şiir, ufuklara ve uzaklara bakıştır. Ufuklara ve uzaklara bakan elbette bir hedef ve bir maksat belirlemiştir.
Şiir bir açı işidir. Şiir geniş bir açı çizer ve o açıdan daha rahat ve daha geniş görüş imkanına sahip olursunuz.
Şiir bu özelliğini insanlara yaşadıkça, yaşlandıkça mı anlıyor?
Doğrudur.
Şöyle güzel bir söz vardır:
“Yaşlılar yapabilse, gençler bilebilse.”
Bu veciz söz anonim ve genel olarak söylenen bir söz vardır. Kimin söylediği belli olmayan ve genellikle bilinen ve söylenen sözlere anonim söz denir.
Bir de şöyle bir söz vardır. Bu sözü söyleyen bellidir. İsveçli oyun yazarı ve film yönetmeni Ingmar Bergman tarafından söylenen bir sözdür: "Yaşlanmak bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır, ama görüş açınız genişler."
Bir kişi yaşlanmadan da görüş açısının genişlemesini istiyorsa şiir okusun ve şiir düşünsün. Ve hatta şiir yazsın.
Ben gençleri şiire teşvik ediyorum. Gel gör ki, şiir, gençler tarafından çok ilgi görmüyor.
Bu sorunun cevapları elbette bu küçük köşe yazısı hacminde açıklanacak değildir.
Çünkü bu sorunun cevapları fazladır ve konu oldukça geniş bir konudur. Bu soruyu uzmanlar ele alsın ve cevap versin.
Ben yine de bu soru kapsamında birkaç görüşü açıklayayım.
Şiir neden okunmuyor ve gençler neden şiire ilgi göstermiyor.
1-Türkiye’de şiirin kalitesi düşmüştür. Son zamanlarda bir Necip Fazıl Kısakürek, bir Mehmet Akif Ersoy, bir Nazım Hikmet yetişmiyor. Uyduruk-kaydırık sözler söylenerek şiirler yazılıyor ve şiir kitapları yayınlanıyor. Ne hece, ne aruz ve ne de serbest şiir yazanlar, bırakın Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Akif Ersoy ve Nazım Hikmet, bunların yanına kalite ve değer açısından yaklaşacak şair yok Türkiye’de.
2-Diğitalleşme, internet, sanal Dünya, TV’lerdeki popüler, harc-ı alem (sıradan-basmakalıp) programlar ve sosyal medya ortalığı kasıp kavurdu ve insanlar sırf şiir değil, birçok sanattan koptular ve adeta basit, gündelik ve değersiz şeyleri tercihe ettiler. Şiir ağır ve ciddi iştir. İnsanlar sıradan ve basit şeylere yöneldiler.
3-Aile, toplum, okul ve Devlet, gençleri şiire yeterince teşvik etmedi ve onları kültür ile sanat noktasında yetiştirmedi.
4-Her şey maddiyat oldu ve her yere kaba-saba düşünceli insanlar doldu. Halbuki şiir maneviyat ile ince, kibar ve nazik düşüncedir. Bu düşüncede insanlar gölgede bırakıldı ve perde arkasında tutuldu. Perdenin önüne Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve bunlar gibiler çıkarıldı. Müzikte de aynı durum geçerlidir. Arabesk kültürü dediğimiz insanı adeta sarhoş yapan, uyuşturan kültür, İbrahim Tatlısesler yaygınlaştırıldı, öne çıkartıldı. Gençlere, Cem Yılmaz’ların, Şahan Gökbakar’ların, İbrahim Tatlıses’lerin sanatçı diye gösterilip onların izlenmeleri için bütün imkânların (youtube’ların, TV’lerin ve diğer medyanın) seferber edildiği bir toplumda şiir değer görmez.
Gençlerin şiire ilgisizliği konusunda onlarca neden sayılabilir. Ben dört nedeni belirttim. Bundan sonrası artık konunun yetkili ve sorumlularına ait. Bu hususta düşünsünler ve çözüm bulsunlar.
Gençler şiiri sevmeli ki, toplumda huzur ve güven olsun. Yoksa bu toplum daha da kötüye gider.
Son söz: “Şiiri seven, nazik, kibar, kültürlü ve umut dolu, şuurlu bir gençliğin yetişmesini” diliyorum.