Aile, okul ve toplum üçlüsü yolsuzlukların kaynağı mıdır?
Bu sistemde aile, okul ve toplum üçlüsü toptan yolsuzluk, usulsüzlük ve dolandırıcılık mı üretiyor? Soru bu. Bu soruyu sorarken elbette, her aileyi, her okulu ve toplumdaki her kişiyi tenzih ederim. Benim kastım, en önemli üç kurumu, aile, okul ve toplumu dikkatlerinize sunmak.
Feministler! Evlilikleri de menfaat birliği yaptınız ya yatacak yeriniz yok sizin
Sosyal medyada bir video dolaşıyor. O Videoyu izledim. Konuşan tesettürlü ve dindar görünümlü bir Hanımefendi. Ve o Hanımefendi videoda baştan sona evli kadınlara sesleniyor ve kadın yemek yapmak, ütü yapmak, çamaşır yıkamak zorunda değildir falan filan diyor.
İstanbul’da sel, göründü kel
Eski bir Milli Eğitim Bakanına atfen bir söz vardır: “Şu okullar olmasa ben Milli Eğitim Bakanlığını ne güzel yönetirdim. ”Tabi bu söz bir ironi içerir. İroni demek, “söylenen sözün, yapılan eylemin veya yaşanan bir durumun tam tersinin kastedilmesi ya da beklenenin aksine gerçekleşmesi durumudur.
En büyük savaşlar ülkeler arasında değildir!
Yalnızca Ülkeler savaşmaz. Ve en büyük savaş Ülkeler arasında değildir! İnsanlar arasındadır. En büyük savaş “bir toplumun kendi içinde yavaş yavaş, sinsi sinsi, her gün her gün her an her an devam eder. ” Şaşırdınız değil mi? Öyleyse maksadımı ve ne demek istediğimi biraz daha açayım.
Biraz da biz ölek kardeş!
Yazımıza bir fıkra ile başlayalım. Nasreddin Hoca bir gün, bir panayır, bir festival gibi halka açık bir eğlence yerine gitmiş. Meydanda toplanan bir kalabalığın yanına yaklaşmış ki ne görsün, on-onbeş kişi bir hoşaf kazanın etrafında toplanmış ve hiçbir kimseye müsaade etmeden ve aralarına...