Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Açık
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Aile, okul ve toplum üçlüsü yolsuzlukların kaynağı mıdır?

YAYINLAMA:

Bu sistemde "aile, okul ve toplum üçlüsü" toptan yolsuzluk, usulsüzlük ve dolandırıcılık mı üretiyor?

Soru bu.

Bu soruyu sorarken elbette, her aileyi, her okulu ve toplumdaki her kişiyi tenzih ederim.

Benim kastım, en önemli üç kurumu, aile, okul ve toplumu dikkatlerinize sunmak. Yoksa kastım bu önemli üç tüm kurumu toptan suçlamak değil.

Yani kimse sözlerimden alınmasın. Ve ben de baştan "sözüm Meclisten dışarı" diyorum. Bu sistemde yani Türkiye Cumhuriyetinde de elbette edep ve terbiye üzerine, Allah korkusu üzerine, Hak ve helal üzerine, Devlet malına saygı ve onları korumak üzere çocuklarını yetiştiren nice nice aileler vardır. Bu belirttiğim minval üzere öğrencilerini yetiştiren nice nice öğretmenler vardır. Toplumdaki fertlerden de bu minval üzere yaşayan nice nice insanlar vardır. Onlar baş tacıdır.

Ancak şurası da bir gerçektir ki, yolsuzluk, usulsüzlük, dolandırıcılık bu Ülkede had safhada ve "gelsin de nereden gelirse gelsin" , "helal-haram ver Allah'ım, bu kulun yer Allah'ım" diyenler de milyonlarcadır.

Hergün hergün yolsuzluk, usulsüzlük ve dolandırıcılık haberleri ile güne başlıyoruz. Bıktık vallahi!

Filanca Belediyede yolsuzluk, filanca kurumda yolsuzluk, fon yolsuzluğu, borsada manipülasyon vurgunu, "milyar TL'lik servetler”, o oradan çalmış, bu buradan çalmış, Devlet malından yemişler de yemişler. Kim gelirse gelsin, hangi partili olursa olsun yolsuzluk ve usulsüzlük yapmış.

Bir insanın yalnız Devlet memuru olup yalnız Belediye başkanı ya da Belediyede bir görevli olup ya da bir kurum yetkilisi olup başka da bir geliri olmadığı halde "banka hesaplarında milyarlarca TL parası olması" tek başına bir yolsuzluk ve usulsüzlük kanıtıdır. Başka kanıt aramaya gerek yok.

Banka hesapları deyince aklıma geldi.

Bu Ülkede banka hesaplarında "foyaları ortaya çıkar" diye, 3+1 normal bir ev kiralayıp sırf içine para dolduranlar da yakalandı. Şeytanın aklına gelmeyecek şey adamların aklına gelmiş. Adamlar evin içine, odalara milyonlarca TL, Dolar ve Euro'yı yığmışlar.

Başka bir haber: Küçücük bir kasaba mı, ilçe mi, bir Belediye'de imar müdürü mü, başka bir görevli mi, adamın tapuda binlerce kaydı ve sahip olduğu gayri menkul ortaya çıktı.

Hergün hergün karşımıza çıkan haber: Filanca Belediyede filanca kişilere gözaltı.

Herkes biliyor ki, Türkiye Cumhuriyeti'nde Belediye Başkanlarından ve etrafındakilerden nicesi içeride yani tutuklu yargılanıyor.

Fon vurguncuları çıktı bir de ortaya şimdilerde. Bir gariban insanının milyonlarca sene yaşasa biriktirmesi asla mümkün olmayan milyarlarca TL'yi, milyonlarca Dolar ve Euro'yı bir günde ceplerine indirmiş nice siyasi ve bürokratik yetkililer.

Akıl almaz soygun yapmış malum bayanlar ve malum baylar.

Kara para aklama, MASAK raporları, yolsuzluk, usulsüzlük ve benzeri haberler her gün bir kanalizasyondan pislik akar gibi TV'lerde, gazetelerde, sosyal medyada akıp gidiyor.

Bu kadar çirkin ve kara tabloyu böylece gözlerinizin önüne serdik.

Serdik serdik de gelin isterseniz bu tablonun yani bu kara tablonun asıl nedenine, yani meselenin kaynağına inelim.

Türkiye Cumhuriyeti'nde yani bu sistemde "aile, okul ve toplum üçlüsü" toptan yolsuzluk, usulsüzlük ve dolandırıcılık mı üretiiyor?

Gelin isterseniz biraz da bunu tartışalım.

Sorunun kaynağına inmeye ne dersiniz?

Sorunun kaynağına inmek mümkün. Ben iki örnek vererek sizi sorunun kaynağına inmenize yardımcı olmak istiyorum.

Rahmetli Dedem Osmanlı Devletinde yetişmiş Cumhuriyet Döneminde çalışma hayatına atılmış bir mübarek zat idi. Allah (cc) ondan ebeden razı olsun. Ruhu şad olsun.

Dedeme bir gün bir yerde görev veriliyor.  Görev şudur: Bir taş ya da kum ocağı gibi bir yerden malzeme satışı yapılmaktadır. Belediye'ye ya da başka bir kamu kurumuna satılan o malzemelerin kaydını tutmak görevi Dedeme tevdii edilmiştir. Oradaki patron Dedeme "bu kantarda malzemeleri tartarken, 100 kilo yazacaksın, ancak 90 kilo vereceksin" diyor. Dedem Rahmetli, orada çalışmamayı o anda kafasına iyice yerleştiriyor. Ancak o gençlik haliyle Dedem, "ben asla Devletime ihanet etmem, ancak bu adama da ders vermeliyim" diye düşünüyor ve o patronun dediğinin tam tersini yapıyor. Yani araca 110 kilo malzemeyi yüklüyor ve kaydını tutarken 100 kilo yazıyor deftere. Tabi patron bunu farkettiği anda Dedemi işten kovuyor. Dedem Hacı Murteza Sandal gönül rahatlığıyla işten ayrılıyor ve o genç haliyle patrona unutamayacağı bir ders veriyor.

Bu olay Osmanlı Toplumunda aile ve okul eğitimi almış bir kişinin davranışını anlatır ve Devlet malına saygıyı gösterir.

Bir de günümüzde Devlet malına saygısızlığı gösteren tek bir olayı anlatacağım.

Geçmiş yıllarda belki de 20 yıl önceydi, bir Bakanın en yakın Danışmanın yanına hayırlı olsun ziyaretine gitmiştim. Yeni görevine başlayan Danışmana, "eski Bakan Danışmanları, kurdukları ajans ve tanıtım şirketleri üzerinden yolsuzluk yaptılar, "iş yapmadıkları halde" iş yapmış gibi milyonlarca TL haksız kazanç sağladılar.  Onlar hakkında işlem yapmak gerekir" dedim. Aradan beş altı ay geçtikten sonra ne duyayım. Yeni Bakan Danışmanı da "yeni bir ajans ve tanıtım şirketi kurarak yolsuzluğa" başlamış.

Yani "gelen gideni aratır" derler ya, öyle bir durum yaşanmış.

Maalesef kim hangi göreve gelirse gelsin, değişmeyen tek şey yolsuzluk ve usulsüzlük. (Elbette sözüm yine Meclisten dışarı. Sözümden ahlaklı ve dürüst insanlar alınmaz. Onlar baş tacıdır.)

İşte bu Toplumun hal-i pür melali budur. Ve sorumlusu Sistemin kendisidir.

Son sözü Ünlü Şair İsmet Özel'e bırakıyorum: "Kadınlar, kocalarına veyahut oğullarına 'Ben senden yüksek gelir beklemiyorum, ben sadece senin helal para kazanmanı istiyorum' deseler, Türkiye'nin yüzü birdenbire değişir.”

Durum bundan ibaret.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız