Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Parçalı az bulutlu
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Boğaziçi’nde neler oluyor?

YAYINLAMA:

Aslında son günlerin flaş gündemi Boğaziçi’nde yaşanan öğrenci olayları ile ilgili daha önce birkaç kelam edecektim lakin bekledim… At izinin it izine karıştığı bu süreçte olaylar için kim ne diyor olaylara nasıl bakıyor görmek istedim.

Tabir yerindeyse bir bardak suda fırtına kopartılan Rektör atama olayında sürekli olarak belli bir kesim istemezük söylemleri ile ortalığı velveleye veriyor. Gerekçeleri ise tepkilerinden daha komik neymiş üniversiteden değilmiş… Neymiş seçilmemiş atanmış… Bu Boğaziçi’nde ilk mi? biraz geçmişe bakarsak 1982-1992 arası İTÜ hocası olan Ergün TOĞROL Boğaziçi’ne rektör olarak atanmış ve iki dönem rektörlük yatmış Melih BULU gibi Boğaziçi üniversitesi geçmişi olmamasına rağmen hiç tartışılmamış… Ayrıca Ahmet Necdet SEZER döneminde üniversiteler arasından YÖK’e bildirilen listelerde seçimlerde en çok oy alan yerine en az oyu alan kişiler rektör olarak atandığında gene o üniversitelerde hiç böyle olaylar yaşanmamış.

Aslına bakıldığında 2016 yılından itibaren seçim sistemi de kaldırılmış… Genel teamüle bakıldığında hiçbir zamanda seçimle rektör atanmamış hep YÖK’e ve siyasi iradeye yakın insanlar rektör yapılmış… 

Sistemde değişen bir şey yoksa o zaman sorun ne;

Sorun şu ki yüz yıldır salyangoz yiyip yalılarında şarap içen sörler kendilerinden olmayan muhafazakar birini yönetici olarak kabul etmek istemiyor,2000’ler den önce yaptıkları her türlü zulmü ve ahlaksızlığı Atatürkçülük ve Laiklik kisvesine sokan bu zihniyet, bunun artık kabul görmediğini anlayınca benzer ideolojilerini sözde demokrasi adı altında yapmaya çalışıyorlar. 2000’li yılların başında ordu göreve diye öğrencileri Ankara’da yürüten Doktorası tamamen şaibeli olan Kemal Alemdaroğlu’nu, kız çocuklarına ikna odaları kuran Nur Serter’i kendi zihniyetlerinden olduğu için tartışmayan bu zevat, Kendi alanında Türkiye’nin en iyisi olan Doktorasını Boğaziçi’nde yapmış Melih BULU’nun akademik yeterliliğini ve görevlendirilme şeklini tartışma konusu yapıyor. Ne yazık ki muhalif olmayı demokrat olmak gibi gören Z kuşağından belli bir öğrenci kesimi de farkında olmadan bu güruhun maşası oluyor. Bunu her türlü ideolojinin kendine yer bulduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesin havasını teneffüs etmiş fakültede öğrenci başkanlığı yapmış ve haksız ve adaletsiz uygulamalara karşı onlarca eyleme katılmış biri olarak söylüyorum ki bu yapılanların demokratik hak arayışı ile uzaktan yakından alakası yok…

Hülasa; Yüzyıldır ülkeyi kendilerinin malı gibi gören, yöneten bürokrasiye hâkim beyaz Türkler anlamalı ki kendileri gibi düşünmeyen, yaşamayan ülkenin asli ve çoğunluk unsuru olan muhafazakâr milliyetçi insanlar SİZ İSTESENİZDE İSTEMESENİZDE ülkenin tüm dinamiklerinde olacak…
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız