Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Az bulutlu
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Bir takvim meselesi değil, bir taraf meselesi: Mekke’nin fethi ve yılbaşı

YAYINLAMA:

Yeni bir yılın eşiğindeyiz. Takvim yaprakları değişiyor, vitrinler süsleniyor, geri sayımlar başlıyor. Ama dünyanın başka bir yerinde çocuklar hâlâ sayamıyor: Kaçıncı bombanın düştüğünü, kaçıncı kardeşini toprağa verdiğini, kaçıncı gecedir aç uyuduğunu…
Tam da bu günlerde, biz Müslümanların hafızasında çok daha derin bir tarih duruyor: Mekke’nin Fethi.
Bu, bir şehrin ele geçirilmesi değil; zulmün diz çöktüğü, merhametin ayağa kalktığı gündür.
Bu, kılıcın değil ahlakın kazandığı; intikamın değil affın hüküm sürdüğü bir dönüm noktasıdır.
Bugün yılbaşı ile Mekke’nin Fethi’ni karşı karşıya koymak meseleyi eksik anlatır. Asıl mesele şudur: Biz neyi hatırlıyoruz, neyi unutuyoruz?
Yılbaşı; tüketimi, eğlenceyi, bireysel hazları hatırlatır.
Mekke’nin Fethi ise; sorumluluğu, adaleti, mazlumu ve hakkı…
Mekke fethedildiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yıllarca kendisine zulmedenlere bile şu sözü söyledi:
“Bugün size kınama yoktur.”
İşte bu cümle, insanlık tarihinin en büyük devrimlerinden biridir. Çünkü güç, intikam üretmedi; merhamet üretti.
Bugün ise güç, çocukları öldürüyor.
Bombalar oyuncakların yerini almış, göç yolları oyun alanlarına dönüşmüş durumda.
Ve biz, yılbaşı gecesi “iyi dilekler” dilerken, dünyanın başka bir yerinde bir çocuk “sabah olur mu?” diye dua ediyor.
Mekke’nin Fethi bize şunu öğretir:
Adalet; güçlü olanın değil, haklı olanın yanında durmaktır.
Merhamet; sadece sözle değil, tavırla, bedelle ve duruşla olur.
Zafer; susturmak değil, yaşatmaktır.
Bu yüzden mesele yılbaşı kutlamak ya da kutlamamak değildir.
Mesele; hangi bilinci yaşattığımızdır.
Bir Müslüman için yeni yıl, sadece takvimin değişmesi değildir.
Yeni yıl; zulme karşı daha net, mazluma karşı daha yakın, adalete karşı daha kararlı olabilmektir.
Yeni yıl; alışmamak, duyarsızlaşmamak, unutmamaktır.
Mekke’nin Fethi’ni hatırlayan biri; çocukların öldüğü bir dünyada rahat eğlenemez, zulüm sürerken “bana ne” diyemez, adalet ayakta değilken vicdanını susturamaz.
Bugün ihtiyacımız olan şey; havai fişekler değil, dirilmiş bir vicdan.
Geri sayım değil, hesap bilinci.
Eğlence değil, istikamet.
Çünkü dünya; çocukların ölmediği, annelerin ağlamadığı, adaletin ayakta olduğu bir yer olana kadar Mekke’nin Fethi sadece bir tarih değil, bir sorumluluktur.
Yeni yıla girerken sorumuz şu olsun:
Takvim mi değişiyor, yoksa biz mi?
Ve cevabımız Mekke’nin Fethi gibi olsun:
Zulmün karşısında, mazlumun yanında, adaletin izinde…
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız