Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Parçalı az bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Türk toplum yapısına konan bomba… ‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’

YAYINLAMA:

Muhafazakar kimliğe sahip birkaç yazarın serzenişleri haricinde çok fazla gündeme gelmeyen toplumda kadının beyanı ile erkekler hapse atılabilir algısı üzerine kısır tartışmalar yapılan İstanbul sözleşmesi bir çok aileyi mağdur etmeye devam ediyor

 

Bu sözleşme Avrupa parlamentosu tarafından kadınları fiziksel, cinsel, psikolojik her türlü şiddetten korumak için oluşturulmuş, dünya çapında 44 ülke bu sözleşmeye imza atmıştır. Türkiye 2012 Yılında bu sözleşmeye taraf olmuş ( anlaşmaya imza atan ilk ülke)  kanunla yürürlülüğe sokmuştur. İlginçtir ki medeniyetin beşiği kabul edilen İngiltere ve birçok A.B. Ülkesi bu antlaşmayı hala imzalamamıştır.

 

Kadını korumak maksadıyla uygulamaya konulan bu yasanın kadın üzerindeki şiddeti azaltmadığı aksine toplum yapısının dejenere olmasına yol açtığı açıkça görülmektedir. Son altı yılda kadına şiddet, kadın cinayeti ve boşanmalar önceki yıllara göre neredeyse 100 de 100’e varan bir artış göstermiştir.

 

Son üç yılda kadınların beyanı ile bu kanun kapsamında yaklaşık bir milyon erkek evlerinden ailelerinden uzaklaştırılmış bu durum Türk toplum yapısında tamiri mümkün olmayan yaralar açmıştır. Aynı uygulamaları 2016 yılında hayata geçiren Rusya “erkekleri evden uzaklaştırılan ailelerde boşanma oranlarının hızla yükseldiğini fark edince 1,5senelik bir uygulamanın ardından bu kanun tasarısını geri çekmiştir.

 

Görülen odur ki kadını ve aileyi korumanın yolu erkeği Kadının karşısında tamamen savunmasız ve adil olmayan bir duruma düşürmek değil; aile üzerinde Türk toplum yapısına uygun bir anlayışın benimsenmesini sağlamak olmalıdır.

 

“Kadının beyanı esastır” ilkesi ile hukukun en temel ilkesi olan “suçu ispat edilene kadar herkes masumdur karinesi ” Ortadan kalkmış, tabir yerindeyse erkeğin onurunu haysiyetini tüm geleceğini kadının iki dudağı arasına bırakılmıştır. Erkeğin kadına karşı isnat edilen suçu gerçekte işleyip işlemediğinin Hukuk önünde bir önemi kalmayıp, Adalet dağıtanlar için kadının yaptı beyan yeterli görülmüştür. Sanki kadın denen varlık her türlü hasetten öfkeden kinden düşmanlıktan yada ahlaksızlıktan müstesna bir varlıktır. Asla yalan söylemez, iftira etmez, kimseye kin beslemez, haşa bir MELEK’tir. O yüzden söylediği sözler mutlak doğrudur birisini suçladığında şahide ispata delile gerek yoktur. Bu konuyla ilgili yazar Sema MARAŞLI bir yazısında şöyle demişti: Bu yasayı çıkaran onaylan Sayın Bakanların, Milletvekillerinin eşleri çocukları kardeşler bir kadının iftirası sonucu hapse girse, kadının beyanı doğrudur diyerek bu yasaya sahip çıkabilecekler mi?

 

Hülasa: Kadına şiddetin her türlüsüne elbette karşıyız kınıyoruz, ancak kadının hakkını savunmak erkeği tamamen bir adaletsizliğin pençesine atmayı gerektirmez. Türk toplum yapısına uygun olmayan bu yasa daha çok insan aile mağdur olmadan geri çekilmeli toplumun adalete olan güveni daha fazla zedelenmemelidir.

 

ADALET cinsiyetçi değil gerçekçi ve hakkaniyetli olmalıdır.

 

Saygılarımla…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız