Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Parçalı az bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Daha ne zaman utanacağız?

YAYINLAMA:

Daha ne zaman utanacağız? Daha ne zaman suskunluğumuzu bozacağız? Daha kaç çocuğun açlıktan gözleri kararacak, kaç annenin yüreği yanacak, kaç masumun feryadı gökyüzüne yükselecek de biz kendimize geleceğiz?

İşgalci İsrail, açlığı bir silaha, susuzluğu bir cezaya, yaşamayı ise bir mücadeleye dönüştürürken; biz hâlâ neyi bekliyoruz? İnsanları açlıkla terbiye etmeye çalışan bir zihniyetin karşısında, insanlığımızı ne zaman ayağa kaldıracağız?

İsrailli aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in Filistinlilere yönelik aşağılayıcı ve insanlık onurunu hedef alan tutumları, vicdanlarımızı sarsmaya yetmiyor mu? Daha ne kadar kötülük karşısında şaşırıp birkaç gün sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam edeceğiz?

Peki, biz Müslümanlar neden bu kadar sessiziz?

Bir zamanlar mazlumun ahı karşısında titreyen yüreklerimiz, bugün neden bu kadar suskun? Gazze'de çocuklar açlıkla mücadele ederken sofralarımızdaki ekmeğin, evlatlarımızın yüzüne bakarken içimizdeki huzurun hesabını kendimize ne zaman soracağız?

Sınır kapıları ne zaman açılacak? İnsani yardımların önündeki engeller ne zaman kaldırılacak? Diplomatik açıklamalar ne zaman gerçek bir iradeye dönüşecek? Kınamalar ne zaman somut adımların yerini alacak?

Elbette her insanın yapabileceği şey aynı değildir. Ama herkesin yapabileceği bir şey vardır. Kimi sesini yükseltir, kimi yardım ulaştırır, kimi boykot eder, kimi mazlumun sesi olur. Mesele, herkesin aynı şeyi yapması değil; hiç kimsenin hiçbir şey yapmamayı normalleştirmemesidir.

Peki, bizim kırmızıçizgilerimiz nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Bir çocuğun açlıktan ölmesi mi gerekiyor? Bir annenin evladının cansız bedenine sarılması mı? Bir hastanenin kapısında son nefeslerin verilmesi mi? Daha ne yaşanmalı ki insanlığımızın incindiğini anlayalım?

Kur'an'da anlatılan Musa'nın cesaretiyle Harun'un desteğini düşünün. Musa'nın karşısında Firavun'un zulmü vardı; yanında ise kardeşi Harun'un desteği. Biri hakikati haykırırken diğeri onun yanında duruyordu.

Bugün içimizden Musa gibi zulmün karşısında duracak insanlar ne zaman çıkacak? Musa'ya kardeş olan Harunlar ne zaman çoğalacak?

Burada mesele yalnızca bir kişinin cesareti değil; o cesaretin arkasında duracak bir topluluğun varlığıdır. Çünkü hakikati dile getirenlerin yalnız bırakıldığı, mazlumun sesini yükseltenlerin susturulmaya çalışıldığı bir dünyada zulüm, en çok da sessizliğimizden güç alır.

Unutmayalım: Herkesin elinde bir güç vardır. Kiminin sözü, kiminin kalemi, kiminin imkânı, kiminin makamı… Önemli olan, o gücü kimin için kullandığımızdır.

Biz Gazze için ne yapıyoruz? Yalnızca üzülüyor muyuz, yoksa bu üzüntüyü bir sorumluluğa dönüştürüyor muyuz?

Çünkü vicdan, yalnızca acıyı hissetmek değil; acıyı dindirmek için harekete geçmektir.

Artık kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz ne zaman duyarsızlıktan kurtulacağız? Ne zaman mazlumun acısını kendi acımız bileceğiz? Ne zaman sözlerimizi davranışlarımızla destekleyeceğiz?

Daha ne zaman utanacağız?

Belki de asıl utanmamız gereken, bütün bunları gördüğümüz hâlde hiçbir şey yapmamayı kendimize yakıştırdığımız gündür.

Gazze bugün yalnızca bombalarla değil, açlıkla, çaresizlikle ve dünyanın vicdanıyla da mücadele ediyor.

Ve tarih bir gün yalnızca zulmedenleri değil, zulüm karşısında ne yaptığımızı da soracak.

O gün geldiğinde verecek bir cevabımız olsun.

Çünkü mesele yalnızca Gazze'nin ne zaman kurtulacağı değil; bizim insanlığımızı ne zaman kurtaracağımızdır.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız