Müslümanlar ve kısır döngü
Yazıma önce bugün (24/09/2026 tarihinde) sosyal medyada, Facebook’ta, Instagramda, LinkEdin’de, X’te (Twitter’da) ve Whatsapp’ta Durumumda şu paylaştıklarımı (şu 3 hususu) buradan da paylaşarak başlıyorum.
1-
Siyonizmin merkezi ABD'nin bir şehri New York'ta kurulu bulunan BM'de her yıl müteaddit defa bir araya gelerek zirvelere katılan Müslüman Ülke Liderleri "siyonizmi müteaddit defa kınayıp tekrar Ülkelerine dönerler." Bu kısır döngü böyle devam eder. Dünya'nın en büyük Devrimcileri "kısır döngüyü kırdıkları için Devrimcidir." Kısır döngü içinde hareket edenler, o döngüyü kıramaz. Ancak o döngüye hizmet ederler.
2-
Kusur Kısır Döngü'de değil.
Kusur Kısır Döngü içinde kalanlarda.
Kusur Kısır Döngü'de değil.
Kusur Kısır Döngü içindeki yalanlarda.
Kusur Kısır Döngü'de değil.
Kusur Kısır Döngü içine dalanlarda.
Kusur Kısır Döngü'de değil.
Kusur Kısır Döngü içinde huzur bulanlarda.
3-
Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed aleyhisselatu vesselam hayatının hiçbir safhasında cahiliye ile aynı çatı altında ve aynı statüde hareket etmemiştir. Onları her daim karşı taraf yani Cahiliye görerek hareket etmiştir. Sevgili Peygamberimiz (asm) Cahiliye tarafı ile iki zıt kutup olarak anlaşma yapmış, ancak aynı kutupta yer almamıştır. Cahiliye olarak gördükleriniz ile aynı çatı altında aynı taraf olarak yer alıyorsanız, onlardan farkınız yoktur.
Evet, bu üç paylaşımdan sonra şu hususu açık yüreklilikle haykırıyorum.
Bir Müslüman için İslami Yönetim şeklinden gayrısı “Cahiliye’dir.”
Cahiliye denildiğinde başka şey akla gelmesin.
İsterseniz Cahiliye’nin ne olduğunu bir de Türkiye Diyanet Vakfı’nca çıkartılan İslam Ansiklopedisinden açıklayalım.
Cehl kökünden türetilmiş olup eski sözlüklerde bu kelimeye ilmin zıddı olarak genellikle “bilgisizlik” anlamı verilir. Râgıb el-İsfahânî cehlin üç değişik anlamından söz ederek “nefsin bilgiden yoksun olması” şeklindeki ilk anlamın kelimenin asıl mânası olduğunu ifade eder. Diğer iki anlamı ise “bir konuda doğru olanın tersine inanma” ve “bir konuda yapılması gerekenin tersini yapma”dır. Ancak İslâm’dan önceki dönemi ifade etmek üzere Kur’an ve hadislerde, diğer İslâm literatüründe yaygın olarak kullanıldığı şekliyle cahiliye, câhil kelimesine -iyyet ekinin ilâvesiyle elde edilen yapma bir masdardır. Bu durumda tek başına veya isim tamlaması içinde kullanılabilir. İslâmî dönemde ortaya çıkmış bir terim olan cahiliye, gerek Kur’ân-ı Kerîm’de gerekse hadislerde Araplar’ın İslâm’ dan önceki inanç, tutum ve davranışlarını İslâmî devirdekinden ayırt etmek için kullanılmıştır. Bu sebeple genellikle Araplar’ın İslâm’dan önceki dönemine “Cahiliye” veya “Cahiliye çağı” (asrü’l-cahiliyye), o dönemde yaşayan şairlere de “Cahiliye şairleri” (şuarâü’l-câhiliyye) denilir. Hz. Peygamber’in ashabı cahiliye kelimesiyle İslâm öncesini, yani milâdî 610 yılında vahyin inmeye başlamasından önce yaşadıkları devri kastediyorlardı. Onlar Müslüman olduktan sonra bu devirle ilgili hâtıralarını, inançlarını, tutum ve davranışlarını anlatırken veya Hz. Peygamber’e o dönemde yaptıkları işlerin İslâm’daki hükmünün ne olduğunu sorarken çoğunlukla bu kelimeyi kullanmışlardır. Kur’ân-ı Kerîm’de, Mekke devrinde nâzil olan âyetlerde cahiliye kavramının kullanılmamış olmasına bakarak bu terimin o devirde henüz yerleşmemiş olduğu düşünülebilir. Buna karşılık Medine döneminde inen dört âyette cahiliye kelimesi geçmektedir. Nüzûl sırasına göre bu kelimenin ilk defa içinde geçtiği Âl-i İmrân sûresinin 154. âyetinde, bazı münafıkların Allah hakkındaki yanlış düşüncelerinin “Cahiliye zannı”na benzediği belirtilerek cahiliye kelimesi İslâm öncesini ifade eden bir kavram olarak kullanılmıştır. Araplar’ın İslâm’dan önceki tarihlerinin câhiliye kelimesiyle ifade edilmesinin sebepleri araştırılırken onların hayat tarzına bedevîliğin hâkim olması, çevrelerinde yaşayan insanlara göre medeniyet bakımından geri kalmaları, bilgisizlik ve gaflet içerisinde göçebe ve yarı göçebe hayatı yaşayan kabile topluluklarından oluşan, kayda değer önemli bir tarihleri olmayan, puta tapan, kötülük yapmalarını önleyen bir dine, bir peygambere ve semavî bir kitaba sahip bulunmayan insanlar olmaları gibi hususlar üzerinde durulmuştur. Bazı ilim ve fikir adamları da Cahiliye devrini yalnızca Araplar’ın putperestliğine, kan davalarına ve diğer ahlâkî bozukluklarına inhisar ettirmenin, Cahiliye tezahürlerini Cahiliyenin kendisi diye kabul etmenin yanlış olduğunu belirtmişlerdir. Buna göre insanların nefsânî ve keyfî arzularına köle oldukları, ilâhî kitaba tâbi olmayı reddettikleri, zulüm, sömürü ve ırkçılık gibi yaygın kötülüklerle beslenip ayakta duran sistem ve rejimlerin hâkim olduğu her zaman ve mekânda cahiliye varlığını sürdürmektedir.
Evet, cahiliye hakkında ansiklopedik açıklamalar böyledir. Ben de şu son görüşteyim yani, “insanların nefsânî ve keyfî arzularına köle oldukları, ilâhî kitaba tâbi olmayı reddettikleri, zulüm, sömürü ve ırkçılık gibi yaygın kötülüklerle beslenip ayakta duran sistem ve rejimlerin hâkim olduğu her zaman ve mekânda cahiliye varlığını sürdürmektedir.”
Bu görüşten hareket ederek, İslam’ın hüküm sürmediği bir sistemde yaşayan insanlar Kısır Döngü içerisinde yaşayan insanlardır.
Ve bir Müslüman bu şuurda olmalıdır. Kısır Döngü olan sisteme yardımcı olmamalı ve onun içinde destekçi ve sistemi sürdürücü olarak yer almamalıdır.
Elbette, bir Müslüman ya da bütün Müslümanlar, eğer yaşadıkları ve içinde bulundukları sistem kendi, sistemleri değilse, onun farkında olarak yaşarken, o sistemin kurallarına kendi inanç ve değerlerine aykırı olmamak üzere tabi olabilirler. Cahili Sistem içerisinde yaşamak zorundalarsa o sisteme uygun şekilde hareket ederler. Fakat o sistemi yüceltmezler ve ona tabi olurken, bir de destek olmazlar. Bu durum, hem Devlet ölçeğinde yani Ülke ölçeğinde böyledir, hem de Devletler arasındaki uluslararası ilişkilerde böyledir.
Ben bu cahiliye sistemini uygulayan bir yerde yaşıyorsam, onun bir kısır döngü ve hiç de makul bir durum olmadığı bilince olmalıyım. Kısır döngüyü içinde bulunulan bir kapan ve tuzak gibi görüp ondan kurtulmanın yollarını aramalıyım. Kısır Döngüyü bir arızi (gelip geçici, eğreti) yönetim ve bir uygunsuz hal olarak nitelemeli, ona göre davranmalıyım.
Bir insan bir kapana, bir tuzağa düşerse orada öylece durmayı ve orada öylece kalmayı asla düşünmez. Biz de cahiliye kapanındayız, cahiliye tuzağındayız ve bundan kurtulmanın yollarını aramaktayız. Bir Müslüman İslami olmayan bir sistemi Kısır Döngü görmezse, “kapana ve tuzağa razıdır” demektir. Bu da bir Müslümana yakışmaz. Müslüman İslami bilinç sahibi kişi demektir. İslami bilinç yoksa Müslümanlık da yoktur.
Ve bu bilinçte olan bir Müslüman Kısır Döngünün devamlı sürmesi şeklindeki bir görüşte olamaz.
Ve ben de zaten şu anda Ülke ölçeğinde kapitalizmi ve Uluslararası Ölçekteki emperyalizm ile siyonizmi “Kısır Döngü” olarak görüp bunlardan kurtulmaya odaklanmışım.
İnşallah hep birlikte insanlık olarak kurtulacağız.