Teslimiyetin adı: Kurban
Kurban Bayramı’nın; gönüllerimize merhamet, sofralarımıza bereket ve hayatlarımıza gerçek teslimiyet bilinci getirmesin İBBi diliyorum. Hayırlı bayramlar…
Bayramlar yaklaştığında sokaklar hareketleniyor. Kurbanlık pazarları doluyor, insanlar hazırlık yapıyor, sofralar konuşuluyor. Fakat bütün bu kalabalığın içinde unutulan çok önemli bir hakikat var: Kurban, sadece kesilen bir hayvan değildir. Kurban, insanın Allah’a olan bağlılığının en ağır sınavlarından biridir.
Çünkü kurbanın özü, paylaşmaktan önce vazgeçebilmektir.
Bugün birçok insan kurbanı sadece bir gelenek gibi yaşıyor. Et dağıtılıyor, fotoğraflar çekiliyor, bayram tamamlanıyor. Oysa kurbanın asıl mesajı, binlerce yıl öncesinde bir baba ile oğul arasında yaşanan o büyük teslimiyette gizlidir.
İbrahim aleyhisselam yıllarca evlat hasreti çekmişti. Nihayet Allah ona İsmail’i verdi. Bir baba için evlat sadece çocuk değildir; gelecektir, umuttur, duadır. İsmail, İbrahim aleyhisselamın kalbindeki en kıymetli emanetti.
Tam da bu yüzden imtihan ağırdı.
Allah, İbrahim aleyhisselamdan en sevdiğini istedi.
Bugünün insanı için bu olay sadece anlatılan bir kıssa gibi gelebilir. Ama aslında her çağın insanına sorulan soru aynıdır: “Sen Allah için neyden vazgeçebilirsin?”
Çünkü herkesin hayatında bir “İsmail” vardır.
Kiminin makamı… Kiminin parası… Kiminin tutkuları… Kiminin rahatlığı… Kiminin bağımlılıkları… Kiminin ise kendi nefsi…
İnsan Allah’a yakın olmak ister ama çoğu zaman dünyaya olan bağlılığını bırakmak istemez. Dil teslimiyetten bahseder fakat kalp vazgeçmeye yanaşmaz. Çünkü modern çağın insanı sahip olmaya alışmıştır; fedakârlığa değil.
Oysa İbrahim aleyhisselamın elindeki bıçak yalnızca oğluna yönelmiş bir bıçak değildi. O bıçak; dünya sevgisine, korkulara, bağımlılıklara ve Allah’tan başka her şeye duyulan aşırı bağlılığa yönelmişti.
İşte kurbanın ruhu tam olarak budur.
Allah’ın istediği şey et değildir. Allah’ın istediği şey, insanın sadakatidir. Çünkü gerçek iman, zor olanı Allah için yapabilmektir.
Bugün dönüp kendimize baktığımızda acı bir gerçekle karşılaşıyoruz. İnsanlar kurban kesiyor ama öfkesini kesemiyor. Paylaşıyor ama kibirinden vazgeçemiyor. Sofralar büyüyor fakat merhamet küçülüyor. İnsanlar ellerindekini dağıtıyor ama kalplerindeki bencilliği bırakamıyor.
Belki de bu yüzden kurban ibadeti her yıl yeniden geliyor. İnsan unuttuğu hakikati yeniden hatırlasın diye…
Çünkü kurban; bir hayvan kesiminden önce, insanın kendi nefsine yönelttiği bir sorudur:
“Allah benden en sevdiğim şeyi istese, ben gerçekten teslim olabilir miyim?”
İbrahim aleyhisselam bu soruya sessiz bir sadakatle cevap verdi. İsmail aleyhisselam ise korkunun değil teslimiyetin yanında durdu.
Bugünün insanı ise hâlâ elindekileri korumaya çalışırken, Allah’a yakın olduğunu sanıyor.
Oysa bazen insanın Rabbine en çok yaklaştığı an; sahip olduklarını değil, vazgeçebildiklerini gösterdiği andır.
Kurban Bayramı’mız mübarek olsun. Rabbim bizlere sadece paylaşmayı değil, gerektiğinde Allah için vazgeçebilmeyi ve gerçek teslimiyeti de nasip etsin. Hayırlı bayramlar…