Niyazi Kara

Böyle bir hayalimiz yoktu

Niyazi Kara

39 Nisan. Ya da size göre farklı olabilir. Yıl mı? 1. yıldayız. 100’den sonra… Şimdi bir de milat gerekir bu takvim bilgilerine: Cumhuriyetin ilanı.

İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özelliklerden biri de hayal kurabilme yeteneğine sahip olmasıdır. Bütün insanlığın ortaklaştığı temel nimetlerden  birisidir. Şimdi aklıma geliyor da Hz. Adem neyin hayalini kurmuş olabilir? Dünyada kendilerinden başka kimsenin olmadığını ve bütün yeryüzünün emirlerine verildiğini biliyor muydu acaba? Biliyor olmalı çünkü “Kelimeler Kitabı” diye bir kitaptan bahsedilir. Hâl böyle olunca ilk soruya geri dönelim. Acaba neyin hayalini kurmuş olabilir? Bence cevap sorudan daha kolay: Geldiği yerin, cennetin.

Henüz yaşayan insanlık da hayallerden payına düşeni kuruyor olmalı. Kendisinden başlamak üzere bütün dünyayı içine alan hayallere sahip insanlar vardır. Hiçbir insan kötü bir geleceğin hayalini kurmaz. Bu ancak gerektiğinde ilgilileri uyarmak amacı ile sadece onlara ifade edilmek üzere  bir kurgudan (distopya) ibaret olur. Hayal, geleceğin gelmeden yapılandırılmasını sağladığı için kıymetlidir. Mevcut şartlardan daha ileriye daha güzele ulaşmanın gayretini bir ideale bağlaması açısından önemlidir. Son zamanlarda dilimize giren “vizyon” kelimesi işte o görüntüyü anlatır. Hayali dar ya da hayal kurmada yoksunluk sınırına yakın kimseler için “vizyonsuz” denildiğini işitmiş olmalısınız. 

Binlerce yıllık tarih, bu milletin, bir kez daha yeniden doğuş hayallerini test etmesinin sonucunu 29 Ekim 1923’te  görmüştür. O gün bir kez daha yeniden başlayanlar gerçekleştirdikleri hayalleri vatan toprağına adım başı dikerek ortaya çıkacak gelişmişlik düzeyini anlatabildikleri ölçüde hayallerinin tam manası ile gerçekleşmiş olacağını biliyorlardı. İşte bunun için ülkü birliği oluşmalı ve hedef olarak “muasır medeniyet” çizgisinin ötesi gösterilmeliydi. Küllerinden doğmakta  Tuğrul kuşu ile yarışmaktan çekinmeyen bu  milletin yüksek hayal kurucuları,  bu hayallerini “yine milletin azim ve kararlılığına” şüphesiz güvenerek gerçekleşmesini sağlamışlardır.
Yine bir sorunun zamanıdır. Böylesine bir ülküye giden hayalleri millete nasıl ulaştırabilmişlerdi? O günlerin teknik şartları herkesin malumudur. Bu işin sırrını taşıyıp Anadolu’nun her karış toprağına adım başı dikerek gösterilen hedefin gerçekleştiğini görmeye ömrü yetmeyeceğini bile bile taşıyanlar kimlerdi? 

“Öğretmenler!” 

En büyük meziyetleri, küçücük ve tertemiz beyinlere güzel geleceğin hayallerini nasıl kuracaklarını öğreten öğretmenler. Kendi çocuklarından çok öğrencilerinin başarılarına sevinç gözyaşı döken öğretmenler. Adım adım hedef gösterilen insanlığa ışık tutacak medeniyet yolunun taşlarını bir bayrak yarışı gibi amacından sapmadan, yılgınlığa düşmeden döşeyen öğretmenler.
Her iki cihanı birden fethetmenin hayallerini sinesinden eksik etmeyen öğretmenler. 
Yeter ki durdurulmasın. Haberlerde duydum okulunda vurulan öğretmeni.

Böyle bir hayalimiz yoktu! 
 

Yazarın Diğer Yazıları