Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Parçalı az bulutlu
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Kırmızı dosya hikâyesi ve Kahramanmaraş gerçeği!

YAYINLAMA:

Bu soru zaman zaman yüksek sesle soruluyor, çoğu zaman ise şehir kendi içinde sessizce konuşup dağılıyor. Oysa mesele sadece yatırım almak, teşvik kazanmak ya da Ankara’dan bir hizmet koparmak değil. Asıl mesele; bir şehrin ne istediğini bilmesi, bunu ortak bir dille anlatabilmesi ve sonuna kadar takip edebilmesi.

Belki herkes katılmaz ama Kahramanmaraş ile Gaziantep arasındaki en büyük farklardan biri tam da burada başlıyor.

Yıllar önce dönemin milletvekillerinden bir ağabeyimizin anlattığı bir olay aslında meseleyi özetliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gaziantep programı olur. Gün boyu süren temasların ardından gece saatlerinde dinlenmek üzere odasına çekilir. Ancak o saatte Gaziantepli siyasetçiler ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir heyetin görüşme talebi gelir. Talep kabul edilir.

Heyet görüşmeye iki dosya ile gider.

Birisi kırmızı dosya… Gaziantep’in istemediği konular, karşı çıktığı meseleler, şehrin zarar göreceğini düşündüğü başlıklar.

Diğeri ise mavi dosya… Şehrin talepleri, beklentileri, yapılmasını istediği yatırımlar ve hedefler.

Net, sade ve ortak hazırlanmış iki dosya.

Rivayet odur ki Cumhurbaşkanı Erdoğan ertesi gün Kahramanmaraş programında bu örneği anlatır ve “Sizin de talepleriniz varsa iletin” der. Salonda sessizlik olur. Kimse net bir şey söyleyemez. Program bitiminde ise dosya hazırlanıp iletilmesi istenir. Cumhurbaşkanı salondan çıkarken bu kez bir anda 15-20 ayrı dosya uzatılır.

Belki de iki şehir arasındaki fark tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Bir taraf ortak akıl oluşturuyor, diğer taraf bireysel reflekslerle hareket ediyor.

Bir taraf ne istediğini tek cümlede anlatabiliyor, diğer taraf aynı konuda onlarca farklı ses çıkarıyor.

Bir taraf sürecin takipçisi oluyor, diğer taraf sorumluluğu birbirinin üzerine bırakıyor.

Bugün Kahramanmaraş’ın önünde duran en önemli örneklerden biri de Karma Sanayi Sitesi meselesi.

2500’den fazla iş yeri…

15 binden fazla çalışan…

Günlük hareketliliği 100 binlere yaklaşan bir ekonomik alan…

6 Şubat depremlerinde yaklaşık 1800 iş yeri ya yıkıldı ya ağır hasar aldı ya da yıkım kapsamına girdi. Aradan geçen zamana rağmen sorun hâlâ tam anlamıyla çözülebilmiş değil.

Bu mesele sadece esnafın sorunu değil. Bu mesele üretimin, istihdamın, ticaretin ve şehir ekonomisinin geleceğiyle ilgili.

Konuyu yakından takip edenler şunu çok iyi biliyor: Birlikte hareket edildiğinde süreç hızlanıyor. Kurumlar aynı masaya oturduğunda sonuç alma ihtimali artıyor. Ancak herkes farklı konuştuğunda, mesele sahiplenilmediğinde ya da “onun işi, bunun işi” anlayışı hâkim olduğunda süreç uzayıp gidiyor.

Belki artık Kahramanmaraş’ın kendisine şu soruları sorması gerekiyor:

Biz gerçekten ortak bir şehir refleksi oluşturabiliyor muyuz?

Bir konuda uzun soluklu takip mekanizması kurabiliyor muyuz?

Siyasi aktörler, yerel yöneticiler, kamu kurumları ve STK’lar aynı hedefte buluşabiliyor mu?

Kırmızı dosyamız var mı?

Mavi dosyamız hazır mı?

Daha da önemlisi, o dosyaların içeriği net mi?

Ve o dosyaların takipçisi olunuyor mu?

Çünkü şehirler bazen sahip oldukları imkanlarla değil, taleplerini organize etme becerileriyle büyür.

Kahramanmaraş’ın artık sadece konuşan değil; ortaklaşan, netleşen ve takip eden bir şehir kültürü oluşturup oluşturamayacağı ise önümüzdeki yılların en önemli sorularından biri olacak gibi görünüyor.

Sürçü lisan ettik ise affola! Vesselam.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız