Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Gazetecin | Kahramanmaraş | Kahramanmaraş’ta Malazgirt Zaferi’nin Türk tarihi açısından önemi konferansı düzenlendi

Kahramanmaraş’ta Malazgirt Zaferi’nin Türk tarihi açısından önemi konferansı düzenlendi

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Samet Alıç’ın, Malazgirt Zaferi’nin 954. Yılında Türk Tarihi Açısından Önemi konulu konferansı, Cahit Zarifoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Samet Alıç’ın, Malazgirt Zaferi’nin 954. Yılında Türk Tarihi Açısından Önemi konulu konferansı, Cahit Zarifoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Kahramanmaraş’ta Malazgirt Zaferi’nin Türk tarihi açısından önemi konferansı düzenlendi

Konferansa Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hafize Öksüz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Program, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun “Malazgirt Marşı”nın okunmasıyla başladı.

Doç. Dr. Samet Alıç, Malazgirt Meydan Muharebesi hakkında bilinenleri, savaş öncesinde Anadolu’nun durumunu ve zaferden sonra meydana gelen gelişmeleri katılımcılara aktardı.

Alıç, Türklerin savaş öncesinde bölgede hem ticari, hem askerî, hem de sosyal faaliyetler yürüttüklerini belirtti. Zaferin ardından Anadolu’nun hızlı bir şekilde Türkleştiğini ve İslamlaştığını vurguladı. Son 10 asırdır Anadolu’nun “Türkiye” olarak anıldığını, “Türk ili” ve “Türk yurdu” olarak bilindiğini ifade etti.

Konuşmasında Selçukluların kuruluş ve yükseliş sürecini de aktaran Alıç, Oğuz Yabgu Devleti Subaşı Dukak Bey’in ardından Selçuk Bey’in tahta geçtiğini ve Kınık boyuna bağlı bu Türkmen topluluğunun 960 yılında Selçuk Bey önderliğinde Cend şehrini başkent yaparak İslamiyet’i kabul ettiğini anlattı.

Selçuk Bey’den sonra Arslan Yabgu ve onun yeğenleri Tuğrul ile Çağrı Bey’in uyumlu çalışmaları sayesinde Selçuklular 1063 yılına kadar önemli bir siyasi ve askerî güç hâline geldi. Daha devlet ilan edilmeden önce Selçuklular, 1015 yılından itibaren Doğu Anadolu’ya seferler düzenleyerek bölgede 5 yıl boyunca kaldı ve burayı yakından tanıdı. Çağrı Bey, ağabeyi Tuğrul Bey’e Van Havzası’ndan Diyarbakır’a kadar olan bölgede güçlü bir otoritenin bulunmadığını tavsiyelerinde dile getirdi.

1035-1040 yılları arasında Selçuklular ile Gazneliler arasında beş büyük savaş yaşandı ve nihayet 1040 yılında Dandanakan Savaşı ile Büyük Selçuklu Devleti resmen kuruldu. 1041’den 1046’ya kadar her yıl Doğu Anadolu seferleri düzenlendi. 1048 yılında Bizans ile yapılan Pasinler Savaşı’nda Selçuklu ordusu üstünlük sağladı.

1063’te Sultan Tuğrul’un ölümü üzerine Çağrı Bey’in oğlu Alparslan tahta çıktı ve Anadolu seferlerini sürdürdü. Oğlu Melikşah’ı Ani civarına yönlendirirken kendisi de Gürcistan’a seferler düzenledi. 1064’te Ani’yi fetheden Sultan Alparslan, Abbasi Halifesi tarafından “Ebü’l-Feth” unvanı ile onurlandırıldı.

1064-1068 yılları arasında düzenlenen seferlerle Kilikya, Adana, Malatya ve Kızılırmak’a kadar ulaşıldı. Alparslan’ın siyasî hedefi, Sünni Abbasi hilafetini destekleyerek Şii Fatımi yönetimini yıkmak ve İslam dünyasının tek lideri olmaktı. 1070’te Malazgirt Kalesi’ni ele geçiren Alparslan, Erciş üzerinden Halep’e geldi ve Mısır seferi için 100 bin kişilik bir ordu hazırladı.

Ancak Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes, Selçukluların Anadolu’dan çekilmesini istedi. Bunun üzerine Alparslan ordusunun yarısını Halep’te bırakarak 50 bin kişilik kuvvetle Ahlat’a geçti. 200 bin kişilik Bizans ordusunu, 26 Ağustos 1071 Cuma günü Malazgirt Ovası’nda 53 bin kişilik ordusuyla karşıladı.

Savaş öncesinde orduda hutbe okutularak Allah’tan İslam’ın sancağını yükseltmesi için dualar edildi. Alparslan da askerleriyle birlikte dua ederek savaşa hazırlandı. Türk ordusu, ricat ve turan taktiğiyle Bizans ordusunu bozguna uğrattı ve İmparator Romanos Diogenes’i esir aldı.

Sultan Alparslan, imparatora iyi davrandı ve yapılan anlaşmayla Bizans’ın yıllık vergi ödemeyi, fethedilen toprakların Selçuklularda kalmasını ve gerektiğinde askerî destek vermeyi kabul etti. Ancak Bizans, İstanbul’a dönen imparatoru tahttan indirerek gözlerine mil çektirdi ve anlaşmayı geçersiz ilan etti. Bunun üzerine Alparslan, Anadolu’ya akın düzenleyen her komutana fethettiği toprakların kendi mülkü olacağını duyurdu. Bu fetih hareketleri sonucunda Anadolu’da beylikler kuruldu ve Türkiye Selçuklu Devleti’nin temeli atıldı.

Malazgirt Zaferi, yaklaşık yarım asır süren keşif ve seferlerin birikimiyle kazanılmış, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasının önünü açmıştır. Zaferden sonra Türkmen beylikleri hızla Anadolu’da yurt edinmiş, harap şehirler onarılmış, yeni tarım teknikleri uygulanmış ve hayvancılık geliştirilmiştir. Türkistan coğrafyasından getirilen zanaat ve ticaret anlayışı Anadolu’ya yerleşmiş, İslamî kimlik ve kültürle birlikte bölge yeni bir medeniyetin merkezi hâline gelmiştir.

Doç. Dr. Samet Alıç konuşmasını, “Buralarda yaşayan kadim Türk milletini yad eder, ilelebet bu topraklarda birlik ve beraberlik içinde yaşamayı Cenab-ı Allah’tan dilerim.” sözleriyle tamamladı.

Konferans, günün anısına toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız