ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, bir otelde düzenlenen toplantıda, COP31 Antalya Sivil Platformu'nda iş dünyası, sivil toplum, meslek odaları, akademi ve farklı paydaşları ortak bir hedef etrafında buluşturmayı amaçladıklarını söyledi.
Çalışma gruplarının yürüttüğü değerlendirmelerin ve ortaya koyduğu önerilerin bir rapor haline getirildiğini belirten Özbek, bunu Antalya'nın ihtiyaçlarına ve geleceğine yönelik öneriler içeren bir yol haritası oluşturma çabasının önemli bir adımı olarak gördüklerini dile getirdi.
Özbek, "Bizim için önemli olan COP sürecini yalnızca belirli bir tarihle sınırlı bir organizasyon olarak değil, Antalya'nın geleceğine değer katacak kalıcı bir işbirliği ve dönüşüm fırsatı olarak değerlendirebilmektir." diye konuştu.
Toplantı kapsamında ANSİAD Çevre ve İklim Değişikliği Masası Başkanı Cem Arüv moderatörlüğünde Doç. Dr. Güray Doğan, Prof. Dr. Ethem Karadirek ve Prof. Dr. İbrahim Atmaca'nın katılımıyla panel düzenlendi.
ANTALYA 2050: İklim Dirençliliği ve Yeşil Dönüşüm Raporu
Raporda, afetlere dirençli kentlerin oluşturulabilmesi için mevcut yapı stoğunun bilimsel yöntemlerle ortaya konulması, risk düzeylerinin belirlenmesi, gerekli güçlendirme veya dönüşüm uygulamalarının planlanması, Antalya Deprem Master Planı'nın tamamlanması gerektiği bildirildi.
Yeşil bina uygulamaları ve düşük karbonlu yapılaşma yaklaşımlarının desteklenmesi, projelerin parsel ölçeğinde değil, karbon nötr ve yeşil altyapı odaklı, en az ada veya mahalle bazında kurgulanması gerektiği belirtilen raporda, demir yolu, deniz yolu ve hava ulaşımını içeren modlar arası ulaşım sistemleri geliştirilerek afet dönemlerinde alternatif erişim olanaklarının oluşturulması gerektiği ifade edildi.
Raporda, kamu binaları, turizm tesisleri, sanayi alanları ve büyük ölçekli yerleşimlerde yağmur suyu toplama sistemlerinin yaygınlaştırılması, toplanan yağmur sularının peyzaj sulama, temizlik, yangın rezervi ve uygun koşullarda gri su sistemlerinde kullanılmasının teşvik edilmesine işaret edildi.
Yeni gelişme alanlarında ve kentsel dönüşüm bölgelerinde Su Duyarlı Şehir Tasarımı (Water Sensitive Cities) ilkelerinin zorunlu planlama kriterleri olarak uygulanması gerektiği vurgulanan raporda, şiddetli yağışların kanalizasyon sistemini çökertmesini önlemek amacıyla kent genelinde yağmur suyu drenaj hatları ile atık su kanalizasyon hatlarının tamamen birbirinden ayrılması önerisinde bulunuldu.
Oteller ve turizm tesisleri için karbon yoğunluğu ölçüm ve sertifikasyon sistemleri geliştirilmeli
Posidonia çayırlarının yayılım gösterdiği Lara, Konyaaltı ve Kaş kıyı şeridinde teknelerin çapa atarak dibi taramasını engellemek amacıyla kalıcı düşük etkili şamandıra ve demirleme teknolojileri (eko-tonozlar) kurulması gerektiğine işaret edilen raporda, 15 metreden büyük gemi ve yatların posidonia çayırları üzerinde demirlemesinin ulusal mevzuatla yasaklanması ve bu alanların dijital hidrografik haritalara "Demirlemeye Kapalı Hassas Deniz Koruma Alanı" olarak işlenmesi gerektiği ifade edildi.
Raporda, Antalya'da oluşan evsel atık sular, organik atıklar ve arıtma çamurlarının önemli bir enerji potansiyeli barındırdığı, atık su kaynaklı ısı geri kazanımı, biyogaz üretimi ve atıktan enerji uygulamalarının yaygınlaştırılması ile hem enerji üretimine katkı sağlanabileceği hem de sera gazı emisyonlarının azaltılabileceğine dikkat çekildi.
Özellikle turizm tesisleri, büyük ölçekli konut alanları ve atık su arıtma tesislerinde enerji geri kazanım uygulamalarının desteklenmesi gerektiği belirtilen raporda, oteller ve turizm tesisleri için karbon yoğunluğu ölçüm ve sertifikasyon sistemlerinin geliştirilmesi önerildi.