Dijital platformlarda LGBT'ye ilişkin içeriklerin görünürlüğünün artması, bunların çocuklar ve aile yapısı üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. MSÜ Rektörü Prof. Dr. Afyoncu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, son yıllarda özellikle Batı'da dijital platformlar üzerinden ciddi bir LGBT propagandası yürütüldüğünü ifade etti.
LGBT propagandasını, toplumların geleneksel yapısının ve aile düzeninin bozulmasına yönelik bir süreç olarak nitelendiren Afyoncu, bunun Batı'da yaşandığını ve Türkiye'ye de taşınmaya çalışıldığını dile getirdi.
Kimliklerin cinsiyetsizleştirilmeye ve LGBT'nin normalleştirilmeye çalışıldığını belirten Afyoncu, şunları kaydetti: "Dünya çok ciddi bir LGBT propagandası altında. Ama ülkemizde Allah'a şükür devlet yetkilileri bugüne kadar buna izin vermedi. Bunun yayılmasına, topluma nüfuz etmesine bundan sonra da izin verilmemesi lazım. Çünkü aile en kutsal değerimizdir. Aileyi tehdit eden en önemli unsurlardan birisi LGBT'dir. Eğer aile ve toplum ortadan kalkarsa, toplumun bütün değerleri de ortadan kalkar. Onun için LGBT'yi toplumda yaymaya yönelik her türlü girişime devlet yetkililerinin engel olması lazım."
Afyoncu, LGBT propagandası yapılmaması ve toplumun bu tür içeriklere maruz bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, onur yürüyüşleri gibi etkinliklerle konunun görünür hale getirildiğini ve topluma dayatılmaya çalışıldığını ifade etti.
Batı dünyasını maalesef LGBT çok ciddi şekilde işgal altına almış durumda
Konunun bir diğer önemli ayağının da yabancı diziler olduğuna işaret eden Afyoncu, Netflix gibi dijital platformlardaki hemen hemen her dizide LGBT ile ilgili unsurlara yer verildiğini, bunların FBI ve polis temalı yapımlar gibi farklı türlerdeki dizilerde de görüldüğünü söyledi.
Afyoncu, dizilere LGBT içeriklerinin dahil edilerek normalleştirilmeye çalışıldığını anlatarak, "Orada iki kadını bir karı koca hayatında yaşar gibi gösteriyor. İki erkeği de böyle gösteriyor. Buradaki en büyük tehlike şu, bunun normal olduğuna insanlar inandırılmaya çalışılıyor. Bu normal değil. Bu toplum kodlarına aykırı. Türklerin de aykırı, bütün dünyanın da aykırı. Hristiyanların da aykırı. Fakat Hristiyan ve Batı dünyasını maalesef LGBT çok ciddi şekilde işgal altına almış durumda." diye konuştu.
Çocukların maruz kaldığı şey artık televizyon değil oyunlar
Prof. Dr. Afyoncu, bu hassasiyetin oyunlara da yansıması gerektiğine dikkati çekerek, "Çocukların maruz kaldığı şey artık televizyon değil, oyunlar. Oyunların içeriğinde şiddet ve benzeri unsurlar da var. Şimdi burada önemli olan kimliğin cinsiyeti. Erkek erkektir, kadın kadındır. Bunlar eşittir, hakları eşittir ama ayrı kimliklerdir. Bu iki kimlik bir araya geldiği zaman aile oluyor. Normal olan budur. Bunun topluma anlatılması ve eğitim camiasında da buna yer verilmesi lazım." dedi.
Bazı belediyelerin zaman zaman LGBT'ye yönelik faaliyetler yürüttüğünü ve bunların engellenmesi gerektiğini belirten Afyoncu, konunun doğrudan ders olarak ele alınmasına gerek olmadığını, normal toplum ve aile hayatının anlatılmasının yeterli olduğunu ve topluma aykırı unsurların dayatılmasına izin verilmemesi gerektiğini kaydetti.
Afyoncu, LGBT içeriklerinin dizilerin içine gündelik hayatın doğal bir parçası gibi yerleştirildiğini ve bunun çocukların algısını etkileyebileceğini belirterek, "Ailemizi ve aile hayatımızı korumamız lazım. Bunun da önündeki en önemli tehditlerden biri de LGBT'dir." diye konuştu.