Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Parçalı bulutlu
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Gazetecin | Diğer | Yüreğine Kurban!

Yüreğine Kurban!

Yüreğine Kurban!
Âlemin her sabah yeniden kuruluşunu ibretle izlemek ne güzel! Her şey değişiyor. Mevcut zamana bakıp zamane ya da geçmiş diye karşılaştırmalar yapıyoruz. Kâh beğeniyor kâh yeriyoruz. Bakın bakalım çocukluğunuzun şehrinde mi yaşıyorsunuz? Neleri zamanın sırtına yükleyip geçmişin hatıralar bölümüne sevk etmedik? Bu doğal sürecin en önemli öğesi insandır. Değişir, dönüşür, unutur, kabullenir… Bir yandan da değişmesin istedikleri vardır. İnandığı ya da kendini inandırdığı zaman üstü doğruları. Dostluk gibi, vefa gibi, sevgi gibi… Kimi kavramların hakikatine inanır samimiyetle iddiasında bulunursan ispatını görebileceğinden şüphen olmasın. Yeter ki farkında ol. Neden bu kadar emin konuşuyorum? İşte ispatı. Çocuktuk, bir okulun sıralarında bir araya gelmişiz. O zamanlar her sınıf bir aile ortamı gibiydi. Kardeşçe büyüdük biz. Tertemiz bakışlarımız vardı. İnsan bu, her biri ayrı bir kaderin kahramanı. Vakti gelince yollar ayrıldı. Zihinlerde, gönüllerde hoş sâdâlar yankılanırken tam olarak ne olduğunu anlamadığımız ayrılığın hüznünü bile çocukça yaşadık. “Her giden memnun muydu yerinden”* bilinmez ama “Dağın dağa değil de insanın insana kavuşacağı” mucizesini gördüm. Hem de otuz yıl sonra. Kocaman kocaman yaşlarımızı bir kenara bırakıp çocukluğumuzla sohbet ettik. Çocuklar bir yanımız da oyunlar oynarken. Konuştuk; geçmişten, olanlardan, ayrılıktan, insandan, dostluktan, vefadan ve sevgiden. Bunca zaman sonra bizi bir bardak çayın deminde buluşturanın ne olduğunu düşündük. Anladık ki, küçücük yüreklerimizin kocaman inancının bir sonucuydu. O muhabbeti veren bu buluşmayı murat etmişti. Anladık ki, muhabbeti kaynağına bağlarsanız zamanın değiştirmeye gücü yetmiyor. Her şey değişiyor. “Hayy, hayat veriyor.” Eyvallah. Lakin, insana “yürek” diye bakıp Sahibi’ni unutmadan muhabbeti özüne bağlarsan, zaman burada aciz kalıyormuş. İşte bu durumda dostluk, vefa, sevda “Baki” sıfatını kuşanıyormuş. Zamanenin sahte dostluklarını, menfaatin bitişiyle yok olan vefalarını, ömürsüz sevgilerini temaşa ettikçe söylemekten kendimi alamıyorum. “Ey bu mucizenin şahsiyeti, inandığım doğruların ispatı, o kocaman yüreğine kurban.” İyi yolculuklar Ağustos! Muhabbetle.. *Sessiz Gemi, Y.K. Beyatlı
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız