Kacır, konuşmasında şunları kaydetti:” Küresel teknoloji liderlerini, iş dünyasını, akademiyi ve politika yapıcıları yapay zekânın bugününü ve yarınını konuşmak üzere bir araya getiren bu buluşmanın; ortak aklı büyüten, yeni iş birliklerine zemin hazırlayan bir platform olmasını temenni ediyorum. Zirvenin, ülkemiz ve milletimiz adına yeni ufuklar açmasını ve hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum.
Medeniyet tarihinde yeni bir eşik
İnsanlık tarihi; büyük zihinsel atılımların tetiklediği köklü dönüşümlerle şekillendi. Toprağın emek emek işlenerek berekete dönüştürülmesi, önce yerleşik hayatın sonrasında ise büyük medeniyetlerin doğmasını sağladı. Elektriğin icadı, ulaşımı ve iletişimi dönüştürdü; zamanın ritmini değiştirdi, mesafeleri kısalttı. Birbirini takip eden sanayi devrimleri üretimi ölçeklendirdi, verimliliği artırdı; ticaretin rotasını, rekabetin dilini ve güç dengelerini yeniden şekillendirdi. Bilgisayar ve internet; insanları, firmaları ve küresel pazarları ortak bir dijital ağda buluştururken, bilginin üretim ve paylaşım hızını muazzam bir seviyeye taşıdı.
Yapay zekâ çağı
Büyüyen veri hacmi, teknolojide yaşanan gelişmeler neticesinde yükselen hesaplama kapasitesi ve gelişen analiz kabiliyetleri ise; verinin öngörüye, akla ve stratejik avantaja dönüşme yolculuğunda bizleri yeni bir eşiğe, yapay zekâ çağına taşıdı. 'Düşünen makineler' tasavvurunu gerçeğe dönüştürdü. Yapay zekâ açtığı büyük fırsat penceresiyle; bugün yeniliğin, üretkenliğin ve küresel rekabetin yönünü tayin ediyor. Devletler için; daha akıllı kamu hizmetleri sunma, stratejik öngörüleri güçlendirme ve vatandaşın hayat kalitesini veriye dayalı kararlarla yükseltme imkânı tanıyor. İş dünyası için; maliyetleri düşüren, kaliteyi yükselten ve yeni iş modellerinin doğmasına olanak sağlayan büyük bir dönüşüm alanı açıyor.
Teknoloji jeopolitiği
Yapay zekanın vaat ettiği verimlilik ivmesi, katma değer artışı ve yeni sektörler oluşturma kapasitesi; küresel ölçekte sermaye, yetenek ve Ar-Ge yatırımlarının yapay zekâ ekosistemine yönelmesini hızlandırıyor. Bakınız; farklı çalışmalar, bu teknolojinin dünya ekonomisine her yıl 4,5 trilyon dolara varan bir katkı sunabileceğini ifade ediyor. Ancak yapay zekânın üretimden sağlığa, eğitimden ulaşıma kadar hayatın her sahasına nüfuz eden kuşatıcı gücünü yalnızca ekonomi penceresinden okumak kâfi olmayacaktır. Nitekim tanıklık ettiğimiz ‘çip savaşları’ ve kritik yazılımlara getirilen kısıtlamalar; bu alandaki teknoloji yarışının ‘teknoloji jeopolitiği’ zemininde ilerlediğini açıkça gösteriyor. Mevcut jeopolitik saflaşmanın yanında; veri hakimiyeti, kritik altyapı üstünlüğü ve devasa küresel platformları kontrol etme kapasitesine sahip bir avuç ülkenin dünyanın geri kalanıyla arayı hızla açması; küresel adaleti sarsan yeni ve derin bir kutuplaşmayı beraberinde getiriyor. Önlem alınmadığı takdirde; küresel eşitsizliğin derinleşmesi ve teknoloji üretemeyen toplumların bir 'dijital vesayet' düzenine mahkûm olması mukadder olacaktır.
Küresel rekabet gücümüzü zirveye taşıyoruz
Dünyada tam bağımsız bir aktör olarak küresel rekabet gücümüzü zirveye taşıyabilmek için; üretim modellerimizi, insan kaynağımızı ve girişimcilik ekosistemimizi bütüncül bir yaklaşımla yeniden şekillendiriyoruz. Bu doğrultuda; yapay zekâ alanında ulusal kapasitemizi kurumsallaştırmak, yapay zekâ ekosisteminin paydaşları arasında iş birliği ve koordinasyonu güçlendirmek üzere TÜBİTAK bünyesinde Yapay Zekâ Enstitüsü’nü kurduk. TÜBİTAK Yapay Zekâ Ekosistem Çağrılarıyla; yapay zekâ çözümlerine ihtiyaç duyan şirketlerin, araştırma merkezlerinin ve kamu kurumlarının projelerini destekliyoruz. Rekabet Öncesi İş birliği Programımızın ‘Türkçe Büyük Dil Temel Modeli Sektörel Uyarlama Projesi Çağrısı’yla; sektörlerimizin yapay zekâ dönüşümünü yerli teknoloji çözümleriyle hızlandırmak, Türkçe odaklı akıllı çözümleri yaygınlaştırmak üzere adım attık.
2030’a dek 10 milyar dolarlık veri merkezi ve yapay zekâ yatırımını harekete geçireceğiz
Bulut tabanlı altyapıların ülkemizde kurulmasını hızlandırmaya dönük 1,6 milyar dolar bütçeli HIT–Yapay Zekâ Çağrımızla; sanayiden sağlığa, finanstan kamu hizmetlerine tüm alanlarda dijital dönüşümü hızlandırmayı amaçlıyoruz. 2030’a dek 10 milyar dolarlık veri merkezi ve yapay zekâ yatırımını harekete geçireceğiz. HIT–Kuantum Çağrımızla da klasik hesaplama sınırlarını aşan ve geleceğin teknolojisi olarak görülen kuantum teknolojilerinde ulusal altyapımızı oluşturmayı amaçlıyoruz. Tüm bu adımlarla; veriyi güvenle işleyen, depolayan ve değere dönüştüren altyapımızı kuvvetlendirerek, ülkemizi dünyanın önde gelen dijital üsleri arasına taşıyacağız.
Yerli ve özgün çözümleri geliştiren, ticarileştiren ve küresel pazarlarda ölçekleyen yapay zekâ ekosistemimizi; nitelikli insan kaynağı, güçlü dijital altyapı, etkin kurumsal koordinasyon ve sürdürülebilir finansman mekanizmalarıyla bütüncül şekilde büyüteceğiz. Türkiye’nin, bu büyük teknolojik devrimin sunduğu ekonomik değerden ve çok yönlü fırsatlardan en üst düzeyde yararlanmasını sağlayacağız.
Diğer taraftan, bu yatırımların ve kurumsal yapılanmanın sahada somut sonuçlara dönüşmesini temin etmek üzere, milletimizin ve yapay zekâ ekosistemimizin paydaşlarının katkısıyla şekillendireceğimiz yeni Yapay Zekâ Eylem Planımızı da çok yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Attığımız tüm bu adımlarla, Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz.