Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Açık
36°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Gazetecin | Teknoloji | Sağlık teknolojilerinde AR-GE ve inovasyona 13 milyon avroluk dev yatırım

Sağlık teknolojilerinde AR-GE ve inovasyona 13 milyon avroluk dev yatırım

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ankara Yenilikçi Teşhis ve Tedavi Ürünleri Geliştirme Merkezi’nin (AnkaTheraHub) açılışında yaptığı konuşmada, merkezin Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki Ar-Ge ve inovasyon kapasitesine önemli katkı sunacağını söyledi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ankara Yenilikçi Teşhis ve Tedavi Ürünleri Geliştirme Merkezi’nin (AnkaTheraHub) açılışında yaptığı konuşmada, merkezin Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki Ar-Ge ve inovasyon kapasitesine önemli katkı sunacağını söyledi.

KAYNAK: Gazetecin
Sağlık teknolojilerinde AR-GE ve inovasyona 13 milyon avroluk dev yatırım

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında hayata geçirilen AnkaTheraHub: Ankara Yenilikçi Teşhis ve Tedavi Ürünleri Geliştirme Merkezi Açılış Etkinliği Bakan Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Kacır, Ankara Üniversitesi bünyesinde hayata geçirilen merkezin, girişimcilerin, araştırmacıların ve sanayicilerin yenilikçi sağlık teknolojilerini geliştirebileceği güçlü bir Ar-Ge ve inovasyon platformu olarak tasarlandığını belirtti. Merkezin küresel sağlık ekosisteminde yankı uyandıracak girişimlere ev sahipliği yapacağını ifade eden Kacır, konuşmasında şunları kaydetti: “İnsanoğlu, tarih boyunca sağlığını korumanın, hastalıkları yenmenin yollarını aradı. Şifa arayışı, zaman içinde yalnızca bireysel bir çaba olmaktan çıkarak; bilimsel bilgiye, kurumsal yapılara ve teknolojik gelişmelere dayanan ortak bir insanlık birikimine dönüştü. Özellikle son iki asırda; bilginin sistematik hale gelmesi, üretimin ölçeklenmesi ve teknolojinin tıbbın hizmetine girmesi, sağlığı sınırlı imkânlarla yürütülen bireysel bir uğraş olmaktan çıkararak toplumun tümünü kucaklayan kitlesel bir hizmet hâline getirdi.

Hastalıkları yenilgiye uğrattı

Aşıların geliştirilmesinden antibiyotiğin keşfine, görüntüleme teknolojilerinden moleküler biyolojinin açtığı ufuklara kadar atılan her adım; bir zamanlar çaresiz kaldığımız hastalıkları teker teker yenilgiye uğrattı. Bakınız 19. asrın başında ortalama insan ömrü dünyanın hiçbir coğrafyasında 40’ı aşmıyordu. Doğan her dört bebekten biri, ilk yaş gününü göremeden hayatını kaybediyordu. Aşılamadan temiz suya, modern hekimlikten gelişmiş beslenme ve sanitasyon koşullarına kadar atılan adımların neticesinde; küresel ortalama yaşam beklentisi şimdilerde 73 yıla ulaştı, bebek ölüm oranı ise her bin canlı doğumda 25 seviyesine kadar geriledi. Bilimi ve teknolojiyi insanlığın hizmetine sunma yürüyüşü, insan bedenini, hastalıkların kaynağını ve tedavi süreçlerini çok daha başarılı biçimde kavrama imkânı sundu.

İnsan genom projesi

Kuşkusuz insan bedenini ve hastalıkların kaynağını daha derinden anlama yolculuğunda en önemli eşiklerden biri 1990’da başlatılan “İnsan Genom Projesi” oldu. 2,7 milyar dolar maliyetle 13 yıl sürede gerçekleştirilen bu tarihi çalışma; 3 milyar baz çiftinden oluşan insan DNA’sının dizilenmesini ve genetik haritamızın çıkarılmasını sağladı. Yeni nesil dizileme teknolojilerindeki olağanüstü ilerleme, hesaplama gücünün katlanarak artması, yapay zekâ ve büyük veri analitiğinin tıbla buluşması ile birlikte; gen haritamıza bugün 1000 doların altında maliyet ve bir gün kadar kısa süre içerisinde ulaşabiliyoruz. Bu gelişme de tıpta öngörücü ve kişiselleştirilmiş uygulamaların önünü açıyor. Özellikle kanser, kalıtsal hastalıklar ve nadir genetik bozukluklar gibi her hastada farklı seyreden durumlarda; daha erken tanı, daha isabetli tedavi seçimi ve hastaya gereksiz yük bindirmeyen daha etkin bir sağlık hizmeti anlamına geliyor.

Diğer yandan, yenilikçi teknolojilerin sağlık sistemlerine entegrasyonu ve dijital dönüşüm; sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini, etkinliğini ve sürdürülebilirliğini artıran yeni bir dönemi beraberinde getiriyor. Sağlıkta yaşanan bu dönüşümü milletimizin refahı ve insanlığın ortak iyiliği için bir fırsat penceresine dönüştürmeye inşallah hep birlikte hazırız. Zira Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 23 yılda; Millî Teknoloji Hamlesi'ni vizyondan gerçeğe dönüştürmek üzere çok güçlü bir Ar-ge ve inovasyon altyapısı kurduk.  “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla; yüksek teknolojiye sahip şehir hastaneleriyle, yaygın aile sağlığı merkezleriyle, dijital sağlık uygulamalarımızla ve nitelikli sağlık insan kaynağımızla muazzam bir sağlık altyapısı inşa ettik. Sağlıkta ülkemizin ihtiyaçlarını yerli ve millî çözümlerle karşılamaya imkân tanıyan bir teknoloji geliştirme altyapısını da eş zamanlı olarak ülkemize kazandırdık.

AR-GE ekosistemimizi seferber ettik

Nitekim yakın geçmişte yaşadığımız pandemi süreci, sağlıkta attığımız bu adımların ne kadar isabetli, ne kadar stratejik olduğunu çok açık şekilde ortaya koydu. Bu dönemde Türkiye; sahip olduğu sağlık altyapısı, üretim kabiliyeti ve krizlere hızlı yanıt verme kapasitesiyle dünyadan pozitif şekilde ayrıştı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak bu süreçte; sağlık sistemimizin ihtiyaç duyduğu kritik ürün ve teknolojiler için sanayi altyapımızı ve Ar-Ge ekosistemimizi seferber ettik. Tüm dünya çaresizce yoğun bakım solunum cihazı ararken; bizler BAYKAR, Arçelik ve ASELSAN’ın destekleri ile BİOSYS’in geliştirdiği yerli solunum cihazını sadece 14 günde seri üretime geçirdik.

Yerli kalp akciğer makinesi

Savunma sanayii ve yüksek teknolojide elde ettiğimiz kazanımların, sağlık teknolojilerine transferini hızlandırıyor, adım adım başarılı neticeler alıyoruz. Geçtiğimiz hafta, ASELSAN tarafından üretilen yerli kalp akciğer makinesi kullanılarak ilk klinik ameliyat başarıyla tamamlandı. Biliyoruz ki, stratejik bir sektör olarak gördüğümüz sağlık endüstrilerinde atacağımız Millî Teknoloji Hamlesi adımlarıyla çok daha büyük başarılara erişmek mümkün.  Bu doğrultuda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, sektördeki özgün üretim kapasitemizi güçlendirecek yeni teşvik mekanizmalarını hayata geçiriyor, program ve projelerimizi devreye alıyoruz.

Teknoloji odaklı sanayi hamlesi programı

Nitekim sadece son 1 yılda sağlık endüstrisinde 161 yatırıma teşvik belgesi düzenleyerek 70 milyar lira yatırımı harekete geçirdik ve 5 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Katma değerli üretimi teşvik etmek ve cari açığı azaltmak üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında; Biyobenzer ilaçlardan kanser ve otoimmün ilaçlara, ortopedik cihazlar ve protezlerden yenilikçi eşdeğer ilaçlara toplam büyüklüğü 23 milyar lirayı aşan 36 projeyi destekliyoruz. Bildiğiniz üzere Sayın Cumhurbaşkanımız, ülkemizi yüksek teknoloji yatırımlarının adresi hâline getirecek, tarihimizin en büyük ölçekli teşvik programı olan HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nı ilan etti.  Programla; biyoteknolojik ilaçlardan yenilikçi sağlık teknolojilerine, akıllı tıbbi cihazlardan teknolojik gıdalara uzanan geniş bir alanda sağlık ekosistemimize büyük ölçekli ve nitelikli yatırımlar kazandırma gayretindeyiz. Şunu çok iyi biliyoruz; Ar-Ge ile beslenmeyen bir üretim anlayışının sağlık sektöründe katma değer sunması, dünya ile rekabet edebilir ürün ve hizmetler ortaya çıkarması mümkün değildir.

Sağlık gibi hata payının sıfır olduğu, doğrudan insan hayatına dokunan bir alanda; Ar-Ge ve üretim, birbirinden ayrı düşünülemez. Bu anlayışla; TÜBİTAK burs ve destek programlarında sağlık alanında teknoloji geliştirme kabiliyetimizi yükseltmek üzere son 23 yılda 14 bin 344 proje ve 18 bin den fazla bilim insanı ile gencimize 82 milyar lira destekte bulunduk. Ülkemizde ilaç ve aşı geliştirme çalışmalarına yönelik İyi Üretim Uygulamaları (GMP) standartlarında üretim ve İyi Laboratuvar Uygulamaları (GLP) koşullarında Ar-Ge çalışmalarının yapılabileceği TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü’nü hizmete aldık.  Bugüne kadar 75 Ar-Ge merkezinin ve teknoparklarımız bünyesinde çalışmalarını yürüten 900’ün üzerinde teknoloji girişiminin araştırma projelerine destek sunduk. Ülkemizin biyoteknoloji araştırma üsleri arasında yer alan Boğaziçi Üniversitesi Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezine 6550 sayılı kanun kapsamında araştırma altyapısı statüsü kazandırdık.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız