Keleş, son dönemde çevre ülkelerde gerçekleşen çatışmaların doğurduğu "yakın hava savunma sistemi" ihtiyacı doğrultusunda MKE tarafından üretilen TOLGA yakın hava savunma sistemine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın ardından asimetrik bir tehdit olarak dronların çok ön plana çıktığını belirten Keleş, bu tür dronların elde edilmesi ve kullanılmasının sağladığı kolaylık nedeniyle çok yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığını söyledi.
Keleş, bu süreçte mühimmatın nihai ürüne ulaşana kadarki tüm parçalarını uçtan uca üretebilen, silah üretiminde de yıllara yayılan bir deneyime sahip firma olarak, dron saldırılarına karşı bir sistem geliştirilmesi üzerine çalışmaya başladıklarını ve nihai ürün olarak TOLGA yakın hava savunma sisteminin üretimine başladıklarını ifade etti.
Hedefin önünde dağılarak çelik parçacıklarından bir bulut oluşturuyor
Keleş, TOLGA'nın menzile göre çok farklı çapta mühimmat kullanabilen silah sistemi olduğuna dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı: "Halihazırda 12.7 milimetrelik revolver silahlarımız var. Yine 12.7 milimetrelik QCB silahlar var. Bunlar en yakından başlayarak müdahale edeceğimiz silahlar. Bunun bir üst segmentinde 20 milimetrelik silahımız var ve onun da üst segmentinde 35 milimetrelik silahlar var. Bu silah sistemleri tamamen 'hard-kill'e yani vurarak düşürmeye dönük sistemler. Burada mühimmata hakimiyetimiz bizi dünyadaki emsallerimize göre bir tık öne çıkardı. Mühimmata hakim olmamız hasebiyle 12.7 milimetreden başlamak üzere 35 milimetreye kadarki bütün çaplarda, 'hedefin önünde dağılarak çelik parçacıklarından bir bulut oluşturan mühimmat' yapısıyla ön plana çıktık."
TOLGA'da yer alan sistemden ateşlenen çeşitli çaplardaki mühimmatların, hedefin önünde dağılarak oluşturduğu "çelik bulut" sayesinde hedefi daha etkili bir şekilde etkisiz hale getirdiğine dikkati çeken Keleş, şöyle devam etti: "Hem 12.7'likte hedefin önünde dağıtıyoruz mühimmatı hem 20'likte hedefin önünde dağıtıyoruz hem 35 milimetrede dağıtıyoruz. Bütün bunları da tapasız yapıyoruz. Tapalı çözümü de var ama çok pahalı bir çözüm. Biz bunu tapa kullanmaksızın yapmayı başardık. Bu yönüyle hem sistemin tamamı özelliğinde bakıldığında hem mühimmat özelliğinde bakıldığında bunlar da tıpkı hedefler gibi 'ucuz, etkili ve basit.' Bizim şirket olarak formülümüz, üretim politikamız EBU yani 'etkili, basit, ucuz.' TOLGA da bu konsepte uygun olarak geliştirilen bir sistem. Bu yönüyle de dünyada eşleniklerine göre çok daha önde olan bir sistem. Bu haliyle de Çelik Kubbe'nin alt segmentini yani çok alçak irtifayı kapatan bir yapısı var."
Silahların atım hızları çok yüksek
Keleş, TOLGA'nın halihazırda bulunan kabiliyetleri sayesinde üzerinde bulunan AESA radarı aracılığıyla hedefi 10 kilometre menzilden yakaladığını ve jammer adı verilen sinyal karıştırıcı sistemler vasıtasıyla müdahale edebildiğine dikkati çekti.
Özellikle Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşta kullanılan ve fiber optik kablolar ile yönetilen kamikaze dronlara da değinen Keleş, bunlara sinyal karıştırıcı sistemler ile müdahale edilemediğini hatırlattı. Keleş, "Hedef yaklaştığı andan itibaren 4 kilometreden 300 metreye kadar, hatta 100 metreye kadar bütün mesafelerde müdahale imkanımız var. Burada da şöyle yapıyoruz, 4 bin metreden itibaren bir metal bulutunun içerisine alıyoruz. Çünkü silahların atım hızları çok yüksek. Mesela bir 35 milimetrelik, en ağır silah o, onun bile dakikada 1100 atım hızı var ve atılan her bir mühimmat parçacıklara bölünüyor. Dolayısıyla orada tam bir bulut oluşuyor." ifadelerini kullandı.
Keleş, TOLGA'nın üzerinde yer alan radarlardan alınan görüntülerin bir komuta kontrol merkezine iletildiğini, orada tahsis edildiğini ve silahlara aktarılarak silahların otomatik angajman sağlamasına olanak tanıyan otonom sistemin de bulunduğunu söyledi.
TOLGA'ya iki yeni ünite ekleniyor
TOLGA'ya iki ünite daha ekleyeceklerini, onların da SAHA Fuarı'ndan önce tamamlanmasını planladıklarını belirten Keleş, şöyle devam etti: "Burada bizim eksik olan iki tane ünitemiz daha var. Nedir bunlar? Birisi lazer. Lazerle hedef imha edilmesi de bu sistemin parçası haline geliyor. İnşallah SAHA Fuarı'nda o sistem de testleri yapılmış olarak oraya yetişiyor olacak. Şu anda sistemin bir parçası değil. TOLGA'ya entegre edilecek yeni bir sistem de lazer. Bir diğer sistem ise mikrodalga hava savunma sistemi. İnşallah yetiştirebilirsek SAHA Fuarı'nda onu da eklemiş olacağız. Dolayısıyla uçtan uca bütün yetenekleriyle tek merkezden yönetilebilen, etkili, basit, ucuz bir konseptle bunu ortaya çıkardık."
Uluslararası ilgi de yüksek
Dron saldırılarının hedef ülkeye kendi sınırları içerisinden kalkan dronlarla da yapılabildiğine dikkati çeken Keleş, bu kapsamda özellikle kritik ve kıymetli alanların korunması için doğrudan bu alanlara sistemlerin yerleştirilmesinin gerekli hale geldiğini, bu noktada da TOLGA'ya ilginin yoğun olduğunu söyledi.
MKE Genel Müdürü Keleş, şunları kaydetti: "Uluslararası ilgi de yüksek oldu. Hatta bu kapsamda malumunuz Mısır'la bir sözleşmeyi imzaladık. Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerle imzaladık. Hatta şimdi stokumuzda olsaydı fiilen isteyen ülkeler de var ama tabii bir üretim süreci var. Dolayısıyla hemen şimdi rafta olan bir ürün olmaması hasebiyle böyle bir durum da var ama ilgi çok yoğun, onu anlatmaya çalışıyorum. Yine aynı şekilde Baltık ülkeleri. Oralarda da benzer çalışmaları yapıyoruz. İnşallah oralarda da ortak üretim, yerinde üretim gibi hususları değerlendiriyor olacağız. Yani yetenekleriyle, etkisiyle TOLGA, uluslararası seviyede ciddi bir marka olma yolunda."
Denizde hem savunan hem de taarruz eden ürünlerimiz olacak
Buluşların ihtiyaçlardan doğduğuna dikkati çeken Keleş, yeni ürünlerin tamamen yeni taktik ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıktığını belirtti. Keleş, özellikle su üstü sistemlerin de son dönemde önem arz etmeye başladığına işaret ederek, "Denizde bu sefer hem savunan hem de taarruz eden tarafta ürünlerimiz olacak. Bunun için mesela 'PİRANA' bizim en önemli, ülkenin en önemli ürünlerinden birisi. Şöyle ki çevikliğiyle, hassas vuruş kabiliyetiyle, uydudan ve TB3 gibi insansız platformlardan yönetilebilme kabiliyetiyle ve sürü yeteneğiyle PİRANA bu anlamda çok proaktif bir ürün olarak sahada. Öbür konvansiyonel ürünlerde de çok ciddi kapasite artışları söz konusu." ifadelerini kullandı.