Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin evde sağlık hizmeti biriminde görev yapan 3 çocuk annesi 48 yaşındaki Yıldız, 6 yıl önce annesine Alzheimer teşhisi konulduğu süreçte meme kanserine yakalandı.
Kemoterapi sürecinde saçlarını kaybetmesine rağmen başına renkli boneler bağlayarak yaşama sıkıca tutunan, birçok ameliyat geçiren Yıldız, kemoterapi, radyoterapi başta olmak üzere zorlu bir tedavinin ardından meme kanserini yenmeyi başardı.
Tedavi sürecinde moralini hep yüksek tutmaya çalışan Yıldız, yöneticilerinin yorulmaması için daha rahat edebileceği servise geçmesi teklifini reddederek, evde sağlık hizmeti alan hastalarına koştu.
Kırsaldaki evleri dolaşıp bakımını yaptığı yatalak, engelli ve yaşlılar ile kanser hastalarına el uzatan Yıldız'a, Adana'da klimadan çıkan yangın sonucu annesini kaybettikten bir süre sonra şiddetli göğüs ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede akut miyeloid lösemi (AML) teşhisi kondu.
Görev yaptığı hastanede 6 sene sonra yeniden kemoterapi tedavisine başlayan Yıldız'a, kanseri yenebilmesi için doktorları kemik iliği nakli önerdi. Gerçekleştirilen tetkiklerde kardeşlerinin dokuları uyumlu çıkmayınca Yıldız'a, ilk etapta kök hücre nakli yapılamadı.
Bir tüp kan hepimiz için umut olacak
Fatma Yıldız, AA muhabirine, kanserden tamamen kurtulduğunu düşündüğü bir süreçte kalp çarpıntısı ve halsizlik şikayetiyle gittiği hastanede AML tanısı aldığını söyledi.
Hayata yeniden tutunmaya çalışan Yıldız, "Meme kanseri oldum, iyileştim. Çok güzel yaşarken, hastalarıma, evime, çocuklarıma bakarken bu yeni kanser bende ani şok yarattı. Hiç beklemediğim bir anda vurdu. Çok bilmediğim bir kanser türüydü." diye konuştu.
Yıldız, meme kanseriyle ilgili haziranda detaylı tetkik yaptırmasına rağmen temmuzda ikinci kez kanser teşhisi konulduğunu dile getirdi.
Kan değerlerinin bir anda düştüğünü anlatan Yıldız, şunları kaydetti: "Ben uygun ilik bekliyorum. Üç kardeşiz, abim ve kardeşimin ilikleri bana uyuşmadı. Donör arıyoruz. Donör bulmak için de şu an için son bir haftamız kaldı. Çözünürlük evrakımı bekleyip, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezine (TÜRKÖK) yönlendireceğiz. 18-35 yaş arasındaki sağlıklı tüm kişiler, Kızılaya gidip bir tüp kan vererek kök hücre için donör olabilirler. Sadece kendim için değil, tüm nakil bekleyen hastalar için bunu istiyorum. Sağlıkçı olmama rağmen çok bilmiyormuşum, donör bulunamadığında insanların nasıl çırpındığının farkına daha çok varmış oldum. Organ nakli için bilinçliyim, tüm organlarımı bağışlamıştım. Kan da vermiştim ama ciddiyetinin ve üstüne düşünülmesi gerektiğini başıma gelince daha iyi idrak ettim. Lütfen bir tüp kan belki benim için belki başkası için bir umut olacak. Bu o kadar önemli ki. TÜRKÖK'ümüz, Kızılayımız ve Sağlık Bakanlığımız o kadar hassasiyet ve incelikle çalışıyor ki."
Kanseri yenebilmek için kendisini mesai arkadaşlarına emanet ettiğini dile getiren Yıldız, kemik iliğindeki kötü hücrelerin baskılanması için uygun donör bulununcaya kadar kemoterapi almaya devam edeceğini söyledi.
Kanserin en büyük düşmanının yenilmemek olduğunu vurgulayan Yıldız, "Kemik iliği bulunana, nakil olana kadar kemoterapi tedavileriyle hayatta kalıyorum. Şu an zamanla yarışıyorum. Ne kadar erken bulursak vücudum o kadar kemoterapiye az maruz kalacak ve daha çabuk sağlığıma kavuşacağım. Kanserin birincisini yendim, bunu da yeneceğim. İnanıyorum, uyumlu donörlerim de çıkacak, ayağa kalkacağım." şeklinde konuştu.