COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Antalya’da TRT Haber’in canlı yayınına konuk oldu. Haber spikeri Canan Yener Reçber’in gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Bakan Kurum, 9 Kasım’da başlayacak dünyanın en önemli iklim zirvesi BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) hazırlıklarına, Eylem Gündemi ve hedeflerine ilişkin bilgi verdi. Bugüne kadar COP31 Liderler Zirvesi için 102 ülke liderinin katılım bildirdiğini açıklayarak, “102 ülke lideri geliyor. 300'ü aşkın bakan geliyor” dedi.
Türkiye'nin çevre alanındaki etkinliği, liderliği bizi bugüne getirdi
COP31 Mavi Bölge’de en büyük genel kurul salonu olan Anadolu Salonu önünde gerçekleşen canlı yayında konuşan Bakan Kurum, Türkiye’nin COP Başkanlığını elde etme sürecini şöyle anlattı: Bugün geldiğimiz noktada 2053 yılına ilişkin Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu Net Sıfır Emisyon Hedefi, Sayın Hanımefendinin Sıfır Atık anlayışını artık bir marka haline getirip, tüm dünyada Birleşmiş Milletler nezdinde artık gününün kutlandığı, 81 ilimizde 86 milyon vatandaşımızın benimsediği ve dalga dalga tüm dünyaya yayıldığı bir süreci yaşadık. Çok çetin bir müzakere süreci oldu ve COP Başkanlığı sürecini Türkiye'ye getirdik. Burada gerçekten Sayın Cumhurbaşkanımızın dış politikada göstermiş olduğu etkin diplomasisi, bizlerin yine muhataplarımızla yapmış olduğumuz görüşmeler, Türkiye'nin çevre alanındaki etkinliği, liderliği bizi bugüne getirdi. Antalya hazır, Türkiye hazır. Burada açıkçası sözleri, kararlara dönüştüreceğimiz bir uygulama COP’u gerçekleştirelim istiyoruz. Misafirlerimizi bekliyoruz.
Antalya'da bir şeyler değişti diyebilmek bizim için bir başarıdır
“COP'ta hangi kararlar alınırsa, başarılı bir COP gerçekleştirdik diyebileceksiniz?” sorusuna Bakan Kurum, şöyle cevap verdi: Kararlardan ziyade burada çıkan sonuç bir insanın hayatına dokunuyorsa, bir gencin geleceğini değiştiriyorsa, bir çiftçinin ürününü, hasadını arttırıyorsa, şehre yaşadığımız afetlerde daha az zarar vermeye imkan sağlıyorsa bizim için bu başarıdır. Antalya'da, burada bir şeyler değişti diyebilmek, bunu tüm dünyaya söyletebilmek bizim için bir başarıdır. Eylem Ajandası’nın hayata geçmesi, fosil yakıt kullanımının azalması, hedefleri yine ortaya koyup o taahhütlerin gerçekleşmesi bizim için bir başarıdır. Biz ilk günden beri bu kararlılıktayız ve son güne kadar da böyle olacağız. Antalya'da 20 Kasım'da organizasyon bitecek ama (katılımcılar) Antalya'dan ayrıldığında tüm dünya şunu söyleyebilmeli; ‘evet Antalya'da bir şeyler değişti, Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler'de ifade ettiği gibi; barıştan, güvenden, adaletten yana olan o dış politikasını COP31'de de gösterdi ve ‘COP tarihi için, Paris Anlaşması için, çerçeve sözleşmesi için ‘COP31 tarihi bir milat oldu’ dedirtebilmeliyiz.
Sıfır atık yaklaşımını bütün COP alanında görebilirsiniz
Bakan Kurum, COP31 Eylem Gündemi’nin 10 maddesinden biri olan Sıfır Atık yaklaşımının zirve sürecinde nasıl yer tutacağına ilişkin de şunları söyledi: Sıfır Atık yaklaşımını bütün COP alanında görebilirsiniz. Organizasyonda hemen hemen her şey geri dönüştürülecek şekliyle tasarlandı. Buraya tedarik zincirini Türk markalardan seçtik. 80 kilometreyi geçmeyecek şekilde yani daha az emisyon üretsin diye düşündük. Bir taraftan da Antalya esnafına kazandırmış oluyoruz ki doğrudan 2 milyar dolar dolaylı 4 -5 milyar dolarlık bir ekonomik hareketlilikten bahsediyoruz. Yani Antalya'nın böyle de bir kazancı olacak. Sıfır Atık köylerimizde Sıfır Atık yaklaşımını sergileyeceğiz. COPArt kısmımız var sanatçılarla. Orada yine Sıfır Atık ile üretilmiş, yani geri dönüşümü, sürdürülebilirliği esas alan eserlerimizi hayata geçireceğiz. Çocuklarla alakalı yine alanlarımızda Sıfır Atık eğitimi olacak. Startup alanlarımız var. Burada gençlerimize iklim değişikliğiyle ilgili projelerine destek vereceğimiz çalışmalarımız olacak ve alanın tamamında geri dönüşümü esas alan Sıfır Atık anlayışını tüm dünyaya aktaracağız.
Emine Erdoğan hanımefendi ile, First Lady'lerle programlar yapılacak
Emine Erdoğan Hanımefendi’nin Sıfır Atık Projesi’ni COP31’de de dünya vitrinine taşıyacağını belirten COP31 Başkanı Kurum, “Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendiye şükranlarımı ifade ediyorum. Gerçekten bu konuya sahiplendi. Tüm dünya hayranlıkla izliyor. Saygıdeğer Hanımefendi ile lider eşleriyle first lady'lerle programlar yapılacak. Onlara Sıfır Atık tecrübesi aktarılacak. Sıfır Atık yaklaşımlı köylerimiz gezdirilecek. Sıfır Atık Müzemiz var. Yedi bölgede Sıfır Atık mutfağı var. Akdeniz, Kayseri, Gaziantep ve Konya mutfakları var. 7 bölgenin tatlarını hem misafirlerimiz burada denemiş olacaklar. Hem de oradaki Sıfır Atık kültürünü, yaşayarak tecrübe edecekler” diye konuştu.
İzmir Körfezi’nde de temizlik çalışmalarına başlayacağız
Bakan Kurum, Sıfır Atık Projesi kapsamında müsilajla mücadeleden dip çamuru temizliğine kadar yürütülen çalışmaları da şöyle anlattı: İstanbul'u, Marmara'yı içine alan müsilajla mücadelede hedeflerimizi ortaya koyduk. İzmit Körfezi'ni temizliyoruz. 2.2 milyon dip çamuru çıkardık İzmit Körfezi'nden. Şimdi Körfez nefes alıyor. Bu tecrübeyi burada aktaracağız. 16 milyon dip çamurunu Fethiye Körfezi'nden çıkarıp atacağız. Körfez nefes alacak. Yani oraya gelen vatandaşımız, insanımız rahat bir şekilde gezebilecek, eğlenebilecek. İzmir Büyükşehir Belediye'mizle birlikte İzmir Körfezi'nin yanından geçerken maalesef rahatsız olduğumuz, canlıların artık hayatlarını yitirdiği, denizin nefes alamaz hale geldiği körfezde de temizlik çalışmalarına başlayacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Cemil Tugay Başkanımız görüştü, Cumhurbaşkanımız çok yakın zamanda bunu da müjdeleyecek.
Tüm dünya Türkiye'nin sesini duyacak
Bakan Kurum, COP31 ev sahipliğinin kazanımlarını da şöyle sıraladı: Antalya'da, Türkiye'de bu organizasyonun düzenlenmesinin şöyle bir kazanımı var; tüm dünya Türkiye'nin sesini duyacak. Her sektörde, her alanda. Türkiye bu konuya liderlik edecek. Yani ben şöyle düşünüyorum; 2050 yılına kadar tüm dünya için aslında en önemli konulardan bir tanesi. Neden? Evet, savunma harcamalarına ülkeler karar alıyor. Diyorlar ki bütçemizi arttıralım. Yüzde 5'e çıkaralım. Peki; çıkardık. Ne için çıkarıyoruz? Sınırlarımızı koruyabilmek, ülke güvenliğini sağlayabilmek için değil mi? Evet. Peki iklim değişirse, aşırı yağışlar, seller, hortumlar, heyelanlar artarsa koruyabilecek bir toprağınız kalmadıktan sonra savunma harcamasına arttırmanın ne anlamı var? Değil mi? Siz aynı kararlılığı, iklim değişikliğiyle mücadelede de göstermek zorundasınız. Daha yaşanabilir bir dünya için, ortak evimiz için bunu yapmak mecburiyetindeyiz. İşte biz Türkiye olarak diyalog, uzlaşı ve aksiyon prensipleriyle üç kelimeyle organizasyonumuzu ifade ediyoruz.
Türkiye’nin uygulama COP’u vizyonu
Türkiye’nin ‘Uygulama’ kararlılığının altını çizen COP31 Başkanı Kurum, “Ben açıkçası yaptığım işlerde, görev aldığım tüm kurumlarda hep icraatla, işle, eylemle öne çıkmaya çalıştım. Sayın Cumhurbaşkanımız 25 yıldır bu memlekette bir şey söylediyse olmuştur. Gerçekleşmiştir. Biz de bu düsturla çalıştık. Sellere gittik, yangınlara gittik, depremlere gittik. Orada söz verdik vatandaşımıza ve bu sözümüzü gerçekleştirdik. Dolayısıyla bizim karakterimiz de ülke olarak duruşumuz da bunu gerektiriyordu” dedi.
Hemen yanı başımızdaki krizlerin sebebi aslında enerjidir
Bakan Kurum, COP31’in öncelikli 10 eylem gündemini sıralayarak elektrifikasyon başlığına vurgu yaptı: 2035 yılına kadar yüzde 35 elektrifikasyon yakalayalım dedik. Yani sanayide, tarımda, turizmde, şehirde, ulaşımda 2035'e 35 elektrifikasyon hedefini ortaya koyduk. Bu çok önemli bir hedef. Fosil yakıtlardan uzaklaşmayı, enerji bağımsızlığını sağlayacağız. Bugün dünyanın yaşadığı krizlere bakın; işte hemen yanı başımızdaki krizlerin sebebi aslında enerjidir. Biz aslında dünyanın her ülkesinin bu anlamda kendi kendine yeten ülke olmasını hedefliyoruz. O yüzden gelişmişle gelişmekte olanı, az gelişmişle bu beklentileri karşılayacak bir eylem gündemini ortaya koymak zorundaydık. Adalet, adalet, adalet. Dolayısıyla bu önemli bir hedefti. Yine binalardaki enerji yoğunluğunu azaltmamız lazım. Enerji yoğunluğunu yüzde 25 azaltmaya yönelik 2035 yılına ilişkin bir hedef koyduk. Atıkların yüzde 50 azaltılması hedefini koyduk. Döngüsel malzeme kullanım oranını 2035 yılına kadar yüzde 15 yapma hedefi koyduk. Yani giydiğimiz kıyafetteki ürünün, ipliğin yüzde 15'i geri dönüştürülmüş malzemelerden olacak.
Millet Bahçeleri için 2030 yılına kadar 100 milyon metrekare hedefi
Bakan Kurum 81 ilde millet bahçeleri projelerinin de hızla sürdüğüne dikkat çekti: Cumhurbaşkanımız 81 ilde 81 milyon metrekare hedef ortaya koydu. Bu kapsamda 526 millet bahçesi projelendirildi. 50 milyon metrekareden fazla alan bitirildi, vatandaşımızın hizmetine açıldı. En son açılanlardan bir tanesi Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi. Biz orayı yapacağız dediğimizde ‘burayı otel yapacaklar, AVM yapacaklar’ diye eleştirenler oldu. Ama biz burayı İstanbul'a açacağız dedik ve sözümüzü tuttuk. 2030 yılına kadar yine 100 milyon metrekareye çıkarma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
İstanbul'un depreme karşı dirençli olması, bir milli güvenlik meselesi
COP31 Başkanı Kurum, COP31’in Dirençli Şehirler başlığında Türkiye’nin sosyal konut ve kentsel dönüşüm çalışmalarının dünyaya örnek olacağını anlattı: Türkiye genelinde 2 milyon 300 bin konutun dönüşümünü sağladık ve bunun yarısı İstanbul'da. Yani Türkiye'de her iki kentsel dönüşüm projesinden bir tanesini Aziz İstanbul'umuzda yapıyoruz. Niye? İstanbul'un depreme karşı dirençli olması, güvenli olması hep söylüyoruz bir milli güvenlik meselesi. Yani biz 11 ili ayağa kaldırdık. 86 milyon vatandaşımız bir oldu. Gittik 11 ile el ele verdik, ayağa kaldırdık. Ama İstanbul'da Allah korusun bir deprem olursa yani bu bizim yıllarımıza, 10 yıllarımıza mal olur. Milli güvenlik meselesi haline gelir. O yüzden bu işi çok önemsiyoruz. Sadece Yarısı Bizden projesi kapsamında dönüştürdüğümüz konut sayısı 540 bini buldu. İstanbul'un 39 ilçesinde nereye gitseniz bir yarısı bizden dönüşümünü görürsünüz. Vatandaşımızla, devletin tüm birimleriyle birlikte bu alanda hep birlikte mücadele etmeliyiz. Hep birlikte aynı kararlılığı ortaya koymalıyız. ‘Evim küçüldü’ demeyeceğiz, ‘evim başka bir alana taşındı’ demeyeceğiz, dere güzergahı üzerinde oturmayacağız. Hep birlikte gelin başvurun, el birliğiyle konutlarımızı dönüştürelim ve İstanbul'umuzu güvenli hale getirelim. Gençlerimize, çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakalım.