OSTİM Teknik Üniversitesi Cezeri Teknoloji Araştırmaları Merkezi’ni de ziyaret eden Kacır, projeleri yerinde inceleyerek, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Programdaki konuşmasında; zirvenin tam bağımsız Türkiye yürüyüşünde ön saflarda yer alan KOBİ’lerin üretim ve tedarik kapasitelerinin gelişimi için yeni kapılar açacağına, savunma sanayinin yerlilik ve millîlik hedeflerine önemli katkılar sunacağını belirten Bakan Kacır, şunları söyledi: “Küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı ve çatışmaların hız kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Diplomasi kanallarının terk edildiği; askerî güç kullanımının giderek sıradanlaştığı, hukukun ve meşruiyetin geri plana itildiği bir uluslararası iklimle karşı karşıyayız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; bölgemizi saran ateş çemberinin ülkemize sirayet etmemesi için gereken her türlü tedbiri kararlılıkla anbean almaya devam ediyoruz. Özellikle İran merkezli çatışmaların dindirilmesi için diplomasiyi ve müzakereyi esas alan aktif ve kararlı bir dış politika yürütüyoruz. Elbette Dünya’nın adeta yangın yerine döndüğü bu dönemde, ülkeler caydırıcılıklarını artırmak ve savunma ihtiyaçlarını karşılamak için çok daha yüksek maliyetleri göze alıyor. Ancak başkalarının teknolojisine dayanan güvenlik mimarileri, ne bağımsız bir savunma politikası yürütülmesine imkân tanır ne de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir caydırıcılık kapasitesi oluşturabilir.
Güçlü ve tam bağımsız Türkiye
Maalesef, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla sınandığı 2002 öncesinde; en temel savunma ihtiyaçlarımızın dahi ülkemize karşı birer koz olarak kullanılmak istendiği bir tabloyla karşı karşıyaydık. Ancak bizler, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir söz verdik. Özgüveni törpülenmek istenen, dar kalıplara mahkûm edilmeye çalışılan bu toprakları yeniden ayağa kaldıracağız, ülkemizi dünya sahnesinde hak ettiği konuma taşıyacağız dedik. “Büyük, güçlü ve tam bağımsız Türkiye” idealimizi gerçekleştirmek üzere savunma sanayiinde her daim milli ve özgün üretimi önceliklendirdik. Geleceği bugünden tasarlayan uzun dönemli Ar-Ge, yatırım ve tedarik planlamalarını hep birlikte hayata geçirdik. İnsan kaynağımıza yatırım yaptık.
Savunma sanayi
Nihayetinde, ülkemizin güvenlik ihtiyaçlarına en üst düzeyde cevap veren, dost ve kardeş ülkelerin de ihtiyaç duyduğu sistemleri karşılayabilen; rekabetçi ve ihracat kapasitesi yüksek bir savunma sanayii ekosistemini hep birlikte inşa ettik. Yerli ürünlerin savunma tedarikimizdeki payını, 23 yıllık süreçte yüzde 20’lerden yüzde 80’lerin üzerine çıkardık. Savunma ürünleri ihracatında dünyanın en büyük 11. Ülkesi haline geldik. Artık vatan toprağında, mavi vatanda, gök vatanda ve siber vatanda hak ve menfaatlerini koruyan; sahada da masada da etkin, kendine karşı kurulmaya çalışılan oyunları bozan; huzurun, adaletin ve merhametin sancaktarı; caydırıcılığı yüksek bir Türkiye var.
AR-GE projelerini destekliyoruz
Her biri iftihar vesilesi savunma ürünlerimizin ardında 4 bini aşkın şirketimizde araştırma kurumlarımızda ve üniversitelerimizde gece gündüz demeden alın ve akıl teri döken 100 binden fazla çalışma arkadaşımız var. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; kamu kurumlarımızın, özel sektör girişimlerimizin ve üniversitelerimizin savunma sanayi alanındaki yatırımlarını ve Ar-Ge projelerini güçlü şekilde desteklemeye devam ediyoruz. Son 23 yılda bin 112 savunma sanayi yatırımını teşvik ettik, 456 milyar lira yatırımın önünü açtık. 2002’den bu yana, TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla 2 bin 142 savunma sanayi projesine ve 4 bin 300 bilim insanı ile gencimize 64 milyar lira katkı sunduk. Biliyoruz ki, teknolojiyi sahada en etkin şekilde kullanan; bunu yerli üretim ve Ar-Ge kapasitesiyle gerçekleştiren ülkeler geleceğin dünyasında söz sahibi olacak. Bunun için de olmazsa olmazlardan biri; savunma sanayi ekosistemimizin paydaşı KOBİ’lerimizin yetkinlik ve kapasitelerini daha ileri düzeylere taşıyabilmek.
KOBİ destekleri
Savunma sanayimizin bugün sahip olduğu üretim çevikliğinde, teknolojik derinlikte ve ihracat performansında; yenilikçi çözümler geliştiren, sahanın ihtiyaçlarını doğru analiz eden KOBİ’lerimiz çok önemli bir pay sahibi. Savunma sanayimizin yakaladığı ivmeyi Türkiye Yüzyılı’nda sürdürülebilir kılmak adına KOBİ’lerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Son yıllarda KOBİ’lerimizin finansmana erişimini artırmak, kapasitelerini geliştirmek, ikiz dönüşümlerini hızlandırmak ve rekabetçiliklerini artırmak üzere KOSGEB eliyle önemli adımlar attık. “Küresel Rekabetçilik Destek Programı” ile KOBİ’lerimizin yenilikçi ve rekabetçi ürünler geliştirmesini, inovasyon odaklı çözümler üretmesini destekliyoruz. “Kapasite Geliştirme Destek Programı” ile üretimden pazarlamaya, insan kaynağından belgelendirmeye geniş bir yelpazede KOBİ’lerimizin ihtiyaçlarını karşılıyoruz. KOBİ’lerimizin kapasite genişletme yatırımlarını hızlandıracak program kapsamında; 36 aya kadar vadeli finansman için 20 puana kadar geri ödemesiz finansman desteği sunuyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz ay imalat sanayi firmalarımızın yararlanması için 100 milyar liralık yeni bir finansman paketini de içeren İmalat Sanayi Finansman ve İstihdamı Koruma Programının müjdesini verdi. Finansman programı kapsamında; KOBİ’lerimize ve büyük ölçekli firmalarımıza; bir aylık istihdam maliyetleriyle orantılı olarak 50 milyon liraya kadar uygun koşullarda finansman sağlıyoruz. Ayrıca KOBİ’lerimize kefalet desteği veriyoruz. Biliyorsunuz, emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmelere çalışan başına istihdam desteğini bu yıl 3 bin 500 liraya çıkarmıştık. Destek kapsamı dışında kalan sektörlerde faaliyet gösteren KOBİ’lerimizin de 2025 yılı Kasım-Aralık dönemindeki ortalama istihdam seviyelerini muhafaza etmeleri şartıyla, kullandıkları kredilerin finansman maliyetinin 10 puanını KOSGEB eliyle karşılıyoruz. Böylelikle yıllık finansman maliyetini KOBİ’lerimiz için yüzde 23’e kadar indirmiş oluyoruz.
Yeni teşvik modeli
Yeni teşvik modelimizin temel sütunları arasında yer alan Teknoloji Hamlesi programıyla da teknoloji seviyesi yüksek ve katma değerli ürünlere yönelik yatırımlar için Ar-Ge’den seri üretime, uçtan uca bütüncül bir destek sağlıyoruz. Tabii yenilikçi teknolojiler savunma paradigmalarını kökten değiştirirken, teknoloji girişimleri savunma sanayinde yazacağımız yeni başarı hikayelerinin ana kahramanları arasında olacak. TÜBİTAK BİGG Programıyla, filizlenme aşamasındaki savunma sanayii girişimlerini destekledik. NATO DIANA hızlandırma programıyla hem sivil hem askeri sahada kullanılabilecek teknolojiler geliştiren teknoloji firmalarımıza; NATO üyesi ülkelerdeki son kullanıcı ve test altyapılarına erişim imkanı sunuyoruz. Ortağı olduğumuz NATO İnovasyon Fonu’yla, derin teknoloji alanlarında çalışan girişimcilerimizin uluslararası yatırım ağlarıyla buluşmasını, stratejik ortaklıklar kurmasını ve küresel ölçekte büyümesini temin ediyoruz. Oluşturduğumuz fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla, teknoloji girişimlerinin başarı yolculuklarda ihtiyaç duydukları finansmana hızlı erişimini teminat altına aldık. Kuşkusuz bu yolculukta sektörümüzün en büyük sermayesi, insan kaynağımız.
Savunmada uzun soluklu iş birliği
Burada savunma sanayii firmalarımızdan beklentimizi de hatırlatmak isterim. Ana yüklenici firmalarımızın KOBİ’lerimizle çok daha yakın, çok daha derinlikli ve uzun soluklu iş birlikleri kurmalarını bekliyoruz. Ana yüklenicilerimizin KOBİ’leri birlikte büyüdükleri, birlikte güçlendikleri stratejik paydaşlar olarak görmesi, onlara bir anlamda hamilik yapması; savunma sanayimizin yenilik üretme kabiliyetini çok daha ileri bir seviyeye taşıyacaktır. Elbette savunma sanayimizin gelişiminde ve dönüşümünde KOBİ’lerimize de önemli sorumluluklar düşüyor. KOBİ’lerimizin yarının ihtiyaçlarını öngören bir anlayışla hareket etmelerini bekliyoruz. Üretim kabiliyetlerini güçlendirmelerini, kalite standartlarını daha yukarı taşımalarını, ikiz dönüşümü hızlandırmalarını, Ar-Ge ve inovasyona daha fazla yatırım yapmalarını son derece önemsiyoruz.”