Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Açık
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Gazetecin | Diğer | Türkiye'nin ilk İslamofobi ile mücadele merkezi açıldı

Türkiye'nin ilk İslamofobi ile mücadele merkezi açıldı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde gerçekleştirilen, Ankara Bilim Üniversitesi bünyesinde kurulan Türkiye'nin ilk İslamofobi ile Mücadele Merkezi ve Enstitüsünün (CENTERCIF) açılış töreninde önemli açıklamalarda bulundu.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde gerçekleştirilen, Ankara Bilim Üniversitesi bünyesinde kurulan Türkiye'nin ilk İslamofobi ile Mücadele Merkezi ve Enstitüsünün (CENTERCIF) açılış töreninde önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin ilk İslamofobi ile mücadele merkezi açıldı

Kahramanmaraş, 23 Mayıs 2025-

Irkçılık, ayrımcılık ve ötekileştirme ile mücadelenin dünyanın geleceği için hayati öneme sahip olduğunu dile getiren Ersoy, Batı’nın binlerce yıllık üstün ırk anlayışının günümüzde İslamofobi söylemi altında siyasi, ekonomik ve sosyal araç haline getirildiğini belirtti. Ersoy, bu anlayışın etkisiz hale getirilmemesi durumunda çatışmasız bir dünyanın mümkün olmayacağını ifade etti.

İslamofobinin tarihsel kökenlerine değinen Ersoy, Roma İmparatorluğu döneminde inancın iktidarı güçlendirme aracı olarak kullanıldığını ve bu durumun farklı inançları benimseyen toplumlara yönelik zulümlere yol açtığını anlatarak şöyle konuştu: “Bu anlayışın nasıl sonuçlar doğurduğuna baktığımızda ilk başta Hristiyanlara yönelik akıl almaz bir kıyım yapıldığını görüyoruz ki dehşetin büyüklüğünü anlamak için Kapadokya coğrafyasındaki muazzam yer altı şehirlerine bakmak; hayatta kalmak için toprağın altına girmek zorunda kalan insanların hikâyelerini bilmek yeterlidir. Maalesef mağdurlar gücü eline geçirdiğinde de zulüm durmamış, yön değiştirmiş ve çok daha geniş bir coğrafyada farklı inançlara sahip toplumları da içine alan bir harekete dönüşmüştür. Burada detaylandırmaya gerek yok ama örneğin Germen ve İskandinav coğrafyasındaki pagan toplumların Hristiyanlığa uzanan tarihleri çok acı bir yolculuktur. Sonrası ise Avrupa’nın ve sömürgeciliğin kayıt altına alınmış, dehşete düşüren tarihidir.”

Asya’dan Afrika ve Amerika’ya uzanan sömürgecilik tarihinin de zulüm ve vahşetle dolu olduğunu kaydeden Ersoy, “Görülüyor ki inanç her zaman insanları hedefe yönlendirmek ve karşı tarafı ötekileştirerek ortadan kaldırmak için bir araç; siyasi, ekonomik ve sosyal güç elde etmek ise asıl ve tek amaçtı. Karşı taraf yobazdı, cahildi, barbardı, ilkeldi… Bu çarpık zihniyete göre yok edilmeleri insanlığın faydasınaydı.” dedi.

Dün farklı inançlara yapılan zulümler, bugün müslümanlara uygulanıyor

Ersoy, farklı inanç ve kültürleri, aralarında yüzlerce yıl olan çok farklı dönemleri, birbirlerine binlerce kilometre uzaklıktaki coğrafyaları zikrettiğini ifade ederek şöyle devam etti: “Bunlar için ortak olan tek şey söz konusu inançları, toprakları, kültürleri hiçbir şekilde umursamayan ve onları kendi çıkarlarına göre kullanan zihniyettir. Bunlardan güç devşiren, o gücü ekonomik çıkara, dünyayı kendi vizyonuna göre biçimlendirmeye ve her daim kendi istediği doğrultuya yönlendirmeye çalışan seçkinci bir azınlık. Farklılığı, özgünlüğü, özgürlüğü; herkesten üstün ve önemli olduğuna inandıkları kendi varlıklarına tehdit olarak görenler. İşte o zihniyetin bugünkü hedefi İslam dünyası, kullandıkları araç İslamofobi’dir. Hocalı, Karabağ, Srebrenitsa, Arakan, Gazze… Dün Hristiyanlara, Yahudilere, Paganlara, yerlilere reva görülenler bugün Müslümanlara reva görülmektedir.”

Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Suçu İslam’a ve Müslümanlara atmak, İslamofobi’ye bahane üretmek, çatışmalardan beslenenlerin ekmeğine yağ sürmektir. Asıl odaklanılması gereken nokta bu çevrelerin yaydıkları, destekledikleri, fonladıkları ve bu yolla güç devşirdikleri konu ve olguları tartışmak, onları ortadan kaldırmaktır. Sekülerleşme, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, siyasi ve jeopolitik yaklaşımlar, dini algı ve anlayışlar… Mücadelemiz bu ve bunlar altında açılabilecek doğrudan ve dolaylı ilişkisi bulunan konular olmalıdır."

Filistin’in asil halkına, Gazze’nin kahramanlarına baksınlar

İslamofobi ile mücadelede toplumların bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Ersoy, toplum dışı kalan mücadelelerin başarısız olacağını ifade etti. Filistin halkının direnişini örnek gösteren Bakan Ersoy, “İslamofobi aslında insanlığa düşmanlıktır. O halde maskelerin düşürülmesi, insanların düşmanlarını görmesi sağlanmalıdır. Bu yapılabilir mi diye şüphe duyanlar Filistin’in asil halkına, Gazze’nin kahramanlarına baksınlar.” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak kamu diplomasisi sahasında aktif çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Ersoy, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün projeleri aracılığıyla dünyada farkındalık oluşturduklarını söyledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız