Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Kapalı
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Gazetecin | Diğer | Çocuk Kalabilmek!

Çocuk Kalabilmek!

Çocuk Kalabilmek!
Ah çocukluğum, çocukluğumuz, ne güzel zamanlardı! Bu serzenişin kaç tane sahibi var diye sormak çok akıllıca olmasa gerek. “Ben, ben, ben!” diye parmaklar görür gibiyim bütün yeryüzünde. Öyle anlaşılıyor ki çocukluğun dili yeryüzünde tekdir. Büyüdükçe farklılaşıyor her şey. Diller, renkler, dinler ve insan… Çocuk masumdur, temizdir. Dünyası da öyle. Her türlü zamansız gibi görünen taleplerine karşılık rıza üzeredir. Yetinmeyi – kavram olarak bilmese de- bilir. Çocuk, yetişkinlerin hep sözünü edip bir türlü başaramadığı “anı yaşamak” kavramının hakkını verir. Ne düne takılı kalıp geçmişinde yaşar ne de yarının kaygılarını şimdiye taşır. Oyunuyla,  dondurmasından aldığı lezzetiyle, bir oyuncağa sevinciyle ânı yaşamayı bilir. Biz yetişkinler onun an içindeki haline bakıp kendimize bir pay çıkaramadan “çocukluk işte” diyerek biraz küçümseme biraz da derin imrenme haliyle geçiştiririz. İnsan, tanıma ve bilme konusunda her halde en iyi kendisini bilir. İkinci şahısları tanımakta söylenmiş her söz bir yerden sonra sadece iddia olarak kalmaya mahkûmdur. Kısacası ben kendimden biliyorum. Peki, neden çocukluğumu özleyip, onlar gibi ânı yaşama becerisi gösteremiyorum. Baştan söyleyeyim: “Nankörüm ben!” Çocuklar içinde bulundukları zamanda ve o an için ellerinin altında ne varsa onlarla mutlu olmayı becerebiliyorlar. Hiç hesap etmediğimiz bir eşyayı hiç düşünemeyeceğimiz bir biçimde anlamlandırarak kendilerine bir oyun çıkarabiliyorlar. Bunda büyük pay, çocuk zihninin uçsuz bucaksız hayal genişliğinin yanı sıra, geçmişe takılı yaşamaktan ve geleceğin kaygısından azade olmalarındadır. Çocuk, bunu doğal olarak başarabilmektedir. Ama daha önemli bir şey var ki, o da nankörlük bilmemeleridir. Bana kalırsa işin sırrı buradadır. Yetişkin dünyası  “hep daha fazlası” üzerine kurulu oldukça, peşinden koştuklarını elde eder etmez kendisini şikâyet eder buluyor. Umduğu mutluluk ve doyum hissi bir türlü hayal ettiği seviyeye ulaşamıyor.  Hiçbir imkân ve kazanç hayal kırıklığını bitiremiyor. Ne mal, ne servet ne statü ne de makam… Düşünüyorum da, aslında çocukluğumuzu özlemin altında rıza üzere, nankörlük bilmediğimiz anların hazzı, doyumu ve rahatlığı olmasın! Ne kadar çocuk kalabilirsek o kadar iyidir. Değil mi? Muhabbetle...
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız