Bakanlığa bağlı ekipler, 14 Eylül'de başlayacak yeni eğitim öğretim yılı öncesi ülke genelinde kırtasiye ve okul ürünlerine yönelik eş zamanlı denetimler yapıyor. Bu kapsamda çalışmalarını yoğunlaştıran ekipler, 10 Ağustos'tan bugüne kadar 26 bin 570 firmayı ve 4 milyon 958 bin 623 ürünü mercek altına aldı.
Ekipler, bu doğrultuda Ankara'da bir kırtasiye mağazasını denetledi, başta öğrencilerin sıklıkla kullandığı kalem, silgi, defter, çanta, suluk ve yapıştırıcı olmak üzere ürünlerin etiketlerini özellikle ürün güvenliği açısından inceledi.
Güvensiz ürüne karşı sıfır tolerans
Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber, gazetecilere yaptığı açıklamada, tüketicilerin sağlığı, güvenliği ve ekonomik çıkarlarını korumak amacıyla denetimlerin hızlandırıldığını söyledi.
Denetimlerin "güvensiz ürüne karşı sıfır tolerans" ilkesiyle yapıldığını dile getiren Dilber, ürünlerin güvensiz olması konusunun hem toplum sağlığını hem de "hassas tüketici" olarak nitelendirdikleri çocukları yakından ilgilendirdiğini belirtti.
Dilber, kırtasiye alışverişi yapılırken imalatçı veya ithalatçının açık adı ve adresi ile marka ve model bilgilerinin üzerinde yer aldığı ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Güvensizliği tespit edilen ürünler için ürünün toplatılmasından idari para cezasına kadar çeşitli yaptırımların uygulandığına işaret eden Dilber, "Ayrıca güvensizliği tespit edilen ürünler, Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi'ne kaydediliyor. Vatandaşlarımız ve çocuklarımız da güvensiz ürünleri buradan görebiliyor." diye konuştu.
Dilber, oyuncak niteliğindeki kırtasiye ürünlerinde ise CE işaretinin bulunması gerektiğini, bunun ürün güvenliği açısından önemli olduğunu ifade etti.
Güvensiz ürünlere yönelik 434 bin liradan başlayan cezalar uygulanıyor
Kırtasiye ürünlerinde güvensizlik oranlarında yıllar içinde yaşanan değişime ilişkin Dilber, "Kırtasiye ürünlerinde güvensizlik oranı 2011 yılında yüzde 50'nin üzerindeydi ve bu çok korkutucu bir rakamdı. Yani kırtasiyeden aldığınız herhangi bir ürünün yarısı güvensiz demekti. Yaptığımız sıkı denetimlerle bu oranı yüzde 1'in altına düşürmüş durumdayız. Bu da satın aldığımız ürünlerin çok büyük bir kısmının aslında güvenli olduğunun bir göstergesidir." dedi.