Prof. Dr. Gülçelik, AA muhabirine, meme kanserinin dünyada ve Türkiye'de kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirterek, tedavi sürecinin yalnızca tümörün alınmasıyla sınırlı olmadığını, hastanın biyolojik özellikleri ve genetik riskine göre kapsamlı şekilde planlandığını söyledi.
Gülçelik, "Her iki memeyi ameliyat ettikten sonra aynı seansta protez de yerleştiriyoruz. Dünyada literatüre de katkı sağladık. Süre olarak da çok iyiyiz. Ekibimiz içinde bir kadın doğum hocamız da var. Aynı seansta memeyi yaptıktan sonra laparoskopik (kapalı) olarak yumurtalıklarını da alıyoruz. Yaş grubu biraz ilerlediyse, kadın doğum hocamızın önerisi ve hastamızın da kabul etmesi durumunda yalnızca yumurtalık ve tüpleri değil, aynı zamanda rahmini de alıyoruz. Bütün işlem kapalı yöntemle kadın doğum hocamız tarafından yapılıyor. Tüm bu işlemleri ortalama 120-140 dakika içerisinde tamamlayabiliyoruz. Bu süre, hem hasta konforu hem de cerrahi başarı açısından önemli bir avantaj sağlıyor." dedi.
Kadınlar korkmasın, muayenelerini mutlaka yapsınlar
Söz konusu yöntemle tedavi gören ve Ankara'da yaşayan 41 yaşındaki Nazlı Esemenli, kendi kendine yaptığı muayenede fark ettiği kitle sonrası başvurduğu sağlık kuruluşunda erken tanı aldı. Esemenli, genetik riskinin yüksek çıkması üzerine koruyucu cerrahi kapsamında aynı seansta birden fazla operasyon geçirdi.
Zorlu tedavi sürecini geride bırakan Esemenli, şöyle konuştu: “Genetik yatkınlığım çok yüksek çıktığı için bu sefer koruma amaçlı iki göğüs, rahim ve yumurtalıklarımı aldırmak üzere tekrar ameliyata alındım. Onun üzerine radyoterapilerimi gördüm. Tüm tedavilerim bitti ve ilaçla hormon tedavisindeyim. Şu an düzenli olarak kontrollerime gidiyorum. Kadınlar korkmasınlar, muhakkak elleriyle muayenelerini yapsınlar. Senede bir kez kadın doğumda muayene olsunlar. Erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor. Çok hızlı ilerliyor bazılarında. Benimki çok erken bulunduğu için şu an sağlıklıyım.”