Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Marşı'nın vatanın umumi manzarası açısından nasıl bir ahvalde yazıldığını, devrin maarif vekili Hamdullah Suphi Bey'in, "'O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskişehir'in sükutu hatta Ankara'nın istilası gün meselesiydi. Hükümetin Sivas'a kadar çekilme hesabı vardı. Ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derecede sarsılmıştı'." ifadeleriyle anlattığını anımsattı.
İstiklal Marşı'nın aynı zamanda milletin bağımsızlık beyannamesi ve hürriyet iradesinin manifestosu olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bunun için İstiklal Marşı'mız, peygamber efendimizin çetin ve çileli hicret günlerinde yol arkadaşı Hazreti Ebubekir'e seslenişinden ilhamla 'Korkma' diye başlar. 'Korkma. Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak. Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak. O benimdir o benim milletimindir ancak'. Evet, millet olarak hiçbir zaman korkmadık, korkmuyoruz ve korkmayacağız. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız. Kendisi muazzam bir şair olmasının yanı sıra hayatı daha muhteşem bir şiir olan Mehmet Akif, İstiklal Marşı ile ilgili şunları ifade etmişti: 'O şiir bir daha yazılmaz, onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın'. Ben de bugün Cenabıallah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar göstermesin diyorum.
Bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkasının kesilmediğini, kuzeyden güneye mevcut çatışmalar sona ermeden bunlara her gün bir yenisinin eklendiğini söyledi.
İsrail'in tahrikleriyle İran'a karşı başlatılan savaşın hem Türkiye'nin yer aldığı coğrafyada hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturduğunun altını çizen Erdoğan, sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken, yanlış hesapların, yanlış değerlendirmelerin ve gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgenin yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandığını vurguladı.
Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda 175 kız öğrencinin katledildiğini, İran'da hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bine ulaştığını, dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlıların suikast yoluyla öldürüldüğünü aktaran Erdoğan, İran'ın altyapısına ağır zayiat verdirildiğine, ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkının şimdi de her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi verdiğine dikkati çekti.
Biz, bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhu sükunun hakim olmasından yanayız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Başta mezhep kavgası olmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz. Bu millet namahremine uzanacak eli geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da çelik gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak güçte, azimde, kudret ve kuvvettedir.
Türkiye edilgen konumdan çıkmış, bölgesinde denklem, oyun kurucu rol üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar, dil uzatanın dili yanar. Biz macera peşinde değiliz, gerilim peşinde asla değiliz. Biz, bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhu sükunun hakim olmasından yanayız.
Kim olursa olsun hiçbir ülkenin egemenliğinde gözümüz yok ama topraklarımıza göz diken ve macera arayan olursa ona da 'hodri meydan' demekten çekinmeyiz."
Topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kasteden olursa evelallah ona da 'hodri meydan' demekten çekinmeyiz
Erdoğan, konuşmasında en son 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle sadece içlerindeki hainleri değil, milletin gücüyle onların ipini tutanları da rezil rüsva edip, bozguna uğrattıklarını söyledi.
"Bu millet, namahremine uzanacak eli, geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da çelik gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak güçtedir, azimdedir, kudret ve kuvvettedir" ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugünün Türkiye'si dünden çok farklıdır. Türkiye iç cephesini güçlendirmiştir. Türkiye, 'Terörsüz Türkiye' projesiyle gücüne güç katmıştır. Savunma sanayindeki atılımlarla ordumuzun caydırıcılığı daha da artmıştır. Türkiye edilgen konumdan çıkmış, bölgesinde denklem kurucu, oyun kurucu rol üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar. Türkiye'ye dil uzatanın dili yanar. Tekrar söylüyorum, biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhu sükunun hakim olmasından yanayız. Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bizim gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kasteden ve dahi macera arayan olursa evelallah ona da 'hodri meydan' demekten çekinmeyiz.”