Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı:
2 PKK’lı terörist daha teslim oldu
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzur, güvenlik ve istikrarı için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetler kapsamında geride bıraktığımız hafta içerisinde; 2 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmaları etkin şekilde icra edilmiştir.
Hudutlarda mücadele sürüyor
Kademeli güvenlik sistemi ve teknoloji destekli tedbirlerle yasa dışı geçiş ve kaçakçılıkla mücadelenin aralıksız devam ettiği hudutlarımızda hafta boyunca; 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 171 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.695 olmuş, engellenen 1.968 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 18 bin 897’ye ulaşmıştır.
Savaşın bölgeye yayılma tehlikesi devam ediyor
Ortadoğu’daki gelişmeler kapsamında; İsrail ve ABD tarafından İran’a yapılan saldırılarla başlayan ve İran’ın üçüncü ülkeleri hedef almasıyla şiddetlenen savaşın, bölgeye daha da yayılma tehlikesi devam etmektedir.
Tüm ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki kararlı tutumumuz ve bu yöndeki çabalarımız sürmektedir. Bölgemizin huzur ve istikrarına zarar veren çatışmaların en kısa zamanda sonlandırılması temennimizdir.
Öte yandan İsrail’in; Lübnan’daki uluslararası hukuk ve insancıl hukukun ihlali niteliğindeki saldırılarıyla üç Birleşmiş Milletler barış gücü personeli hayatını kaybetmiştir.
İsrail ayrıca, Suriye’nin güneyindeki saldırılarıyla ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeye, Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim faaliyetlerine ve Gazze’yi hedef alan saldırılarına da devam etmektedir.
Uluslararası sistemin meşruiyetinin ve uluslararası hukuka olan inancın daha fazla zedelenmemesi amacıyla, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası toplumu, İsrail’in bu saldırganlıklarının önlenmesi için sorumluluk almaya bir kez daha davet ediyoruz.
Sayın Bakanımız, İran Savunma Bakan vekili ile telefonda görüştü
27 Mart’ta, taziye ziyareti kapsamında ülkemize gelen Katar Emiri’nin kardeşlerini kabul eden Sayın Bakanımız, 28 Mart’ta, İran Savunma Bakan Vekili ile ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir.
Sayın Bakanımız, 31 Mart’ta Tiran Büyükelçimizi, 1 Nisan’da, Romanya’nın Ankara Büyükelçisini kabul etmiştir.
30 Mart’ta, NATO Askerî Komite Başkanı (CMC) ile bölgesel savunma ve güvenlik konularının ele alındığı bir video konferans görüşmesi gerçekleştiren Sayın Genelkurmay Başkanımız, Bugün (2 Nisan), Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımızın resmî davetlisi olarak Ankara’ya gelen Libya Kara Kuvvetleri Komutanı’nı kabul edecektir.
ASFAT, Senegal hava kuvvetleri ile sözleşme imzaladı
ASFAT yükleniciliğinde; 2’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğümüzde, Senegal Hava Kuvvetlerine ait CN-235 tipi uçağın bakım ve onarımına yönelik sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu uçak, bakım-onarım için Kayseri’ye intikal etmiştir.
Bahse konu proje; uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi ile bakım-onarım kabiliyetlerimizin küresel ölçekte etkin şekilde sunulması açısından önem arz etmektedir.
Yerli ve millî savunma sanayimizin kıymetli kuruluşlarından ASPİLSAN Enerjinin kuruluşunun 45’inci (2 Nisan 1981) yıl dönümünü kutluyor; tüm personeline çalışmalarında başarılar diliyoruz.”
Basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı
Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde:
Bir siyasi parti genel başkanının düşen c-130 uçağımız ile ilgili asılsız iddiaları
Bir siyasi parti genel başkanı tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan ve siyasi saiklerle yapılan açıklamalar, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir dezenformasyondur.
Hiçbir somut veriye dayanmayan söz konusu ifadeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi kamuoyunda yıpratmaya yönelik asılsız iddialar içermekte, yapılan resmî açıklamalar kasten çarpıtılmaktadır.
Özellikle Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen ve 20 kahraman silah arkadaşımızın şehit olduğu olayla ilgili, şehit sayımızın dahi yanlış ifade edildiği vahim ve dayanaktan yoksun ifadeler art niyetli bir yaklaşımın ürünüdür.
Düşen C-130 uçağımız ile ilgili olarak derhâl başlatılan teknik inceleme tüm boyutlarıyla ve titizlikle yürütülmektedir.
Hazırlanacak nihai rapor, ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır.
Konuya ilişkin suç duyurusunda bulunulmuş ve yasal işlem başlatılmıştır.
Millî güvenliğimizi ilgilendiren konularda somut delillere dayanmayan mesnetsiz iddia ve ithamlara, spekülatif ve manipülatif açıklama ve yorumlara itibar edilmemesi, yapılacak resmî açıklamaların dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı ve NATO karargâhları
Son dönemde bazı basın-yayın organları ile sosyal medya mecralarında; ülkemizin NATO’ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz’de yürütülen faaliyetlere ilişkin hususlarda eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığı ve bazı kavramların karıştırıldığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle Bakanlığımız tarafından kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesi esas alınmakta; bu kapsamda her hafta düzenli olarak basın bilgilendirme toplantısı icra edilmekte ve basın mensuplarının soruları cevaplandırılmaktadır. Savunma ve güvenlik konularında yapılan çalışmalar ilgili makamlarla koordineli olarak yürütülmekte, süreç tamamlandıktan sonra gerekli bilgiler millî güvenliğimizi zafiyete uğratmayacak şekilde kamuoyuyla şeffaf olarak paylaşılmaktadır.
Bu kapsamda; Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik temel stratejisi ve bu strateji çerçevesinde inisiyatif alarak kurduğumuz NATO ve NATO dışı çok uluslu Deniz Karargâhları ile Adana’da kurulum çalışmaları devam eden Çok Uluslu Kolordu Karargâhı hakkında bilgiler şu şekildedir:
Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik temel stratejisi
Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır.
Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz’de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz’in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir.
Ukrayna gönüllüler koalisyonu deniz unsur komutanlığı (mcc)
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın anlaşmayla sona ermesi durumunda alınacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların yürütüldüğü ve hâlihazırda 33 ülkenin katılma isteğini beyan ettiği “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu”, NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişimdir.
Bu girişim kapsamında oluşturulan Çok Uluslu Ukrayna Kuvvetinin (MNF-U), Fransa’da (Paris) çekirdek personel ile teşkil edilen operatif karargâh üzerinden yönetilmesi planlanmaktadır.
Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevi güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla ülkemiz tarafından yürütülecektir.
Bu doğrultuda, 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeyi sürdürmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu hukuki çerçevenin planlamalarda esas alınması hususlarında mutabakata varılmıştır.
Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edilmiştir. Deniz Unsur Komutanlığına 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır.