Işıkhan, Öz Sağlık-İş Sendikası tarafından Antalya'nın Kemer ilçesindeki bir otelde düzenlenen "Genişletilmiş Başkanlar Kurulu ve Kamu Çerçeve Protokolü ve Toplu İş Sözleşmesi Sistemi: Kazanımlar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri Paneli"ne katıldı.
Programdaki konuşmasında, Türkiye olarak sendikacılık alanında özellikle son çeyrek asırda katedilen mesafeyi bugünlere ulaştıran
kamu-sivil toplum iş birliğinin, ortak hareket kültürü ve sosyal diyalog anlayışları olduğunu belirten Işıkhan, bu yapının aynı zamanda çalışanların haklarını koruyan ve geliştiren söz konusu toplu sözleşme kültürünün de en büyük itici gücü olduğunu söyledi.
Temelleri 2017 yılında atılan kamuda toplu sözleşme sürecinin her yeni dönemde, çeşitlenen ihtiyaçlar, oluşan şartlar ve içerisinde bulunan pek çok etkene bağlı olarak değişim ve dönüşüm geçirdiğini ifade eden Işıkhan, ancak zaman ve koşullar ne olursa olsun, değişmeyen yegane kriterin kamu çalışanlarının refahı olduğunu vurguladı.
Geçen yıl yaklaşık 600 bin kamu işçisini ilgilendiren 2025-2026 Dönemi Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü'nü sosyal taraflarla yürüttükleri müzakereler neticesinde imzaladıklarını hatırlatan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu kapsamda bugüne kadar kamu çalışanlarımızın özellikle sosyal ve mali hakları konusunda pek çok kazanım elde ettik. Bu protokolle, aylık brüt taban ücretlerini öncelikle 42 bin liraya yükselttik. Taban ücretin üzerinde kalan çalışanlarımıza da seyyanen artış sağladık. Ayrıca 2025 yılının ilk 6 ayında yüzde 24, ikinci altı ayında seyyanen artışa ilave yüzde 11, 2026 yılı için ise sırasıyla yüzde 10 ve yüzde 6 oranında ücret artışları öngörerek, enflasyon farkına ilişkin düzenlemelerle çalışanlarımızın ücretlerini fiyat artışlarına karşı desteklemeyi amaçladık. Önümüzdeki dönemde de yine çalışanlarımızın haklarını gözetmeye, onların çalışma hayatlarındaki kaliteyi artırmaya, refahlarını yükseltmeye devam edeceğiz."
Hizmet anlayışımızı, adil, tarafsız ve kapsayıcı şekilde yürütmek en temel gayemizdir
Bakan Işıkhan, bu panelde geçmişin tüm yönleriyle tartışılacağını ve yeni talepler, ihtiyaçlar ve beklentilerin ortaya çıkacağını belirterek, geçmiş dönemlerin muhasebesinin yapılacağını aktardı.
Sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan emekçilerin, insan hayatına doğrudan dokunan son derece kıymetli bir sorumluluk üstlendiğine işaret eden Işıkhan, "Hastanelerimizde, bakım merkezlerimizde ve sosyal hizmet kuruluşlarımızda büyük bir özveriyle görev yapan çalışanlarımızın emeği, güçlü bir sosyal devlet anlayışının vazgeçilmez unsurlarından biridir. Bu emeğin karşılığının gözetilmesini ve çalışma şartlarının iyileştirilmesini son derece önemsiyoruz, son derece önemsiyorum." diye konuştu.
Uzun yıllar sosyal hizmetler alanında çalışmış bir akademisyen olarak özellikle sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının ihtiyaçlarını, taleplerini ve beklentilerini yakından bildiğini aktaran Işıkhan, bu kapsamda çalışma koşullarının iyileştirilmesi için elinden gelen desteği vereceğini ifade etti.
Kamu özel fark etmeksizin tüm çalışanlar için en iyi çalışma koşullarını sağlamanın hükümet olarak en büyük hedef ve arzuları olduğunun altını çizen Işıkhan, şöyle devam etti: "Mesleğinizi huzurla icra edebilmeniz, hem ruhsal hem de bedensel anlamda daha müreffeh bir çalışma ortamına kavuşabilmeniz için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Özellikle sağlık ve sosyal hizmet camiası olarak sizlerin huzuru bizim de huzurumuzdur. Önümüzdeki dönem, 2027 ve 2028 yılları için çerçeve protokolüne yine inşallah sizlerle imza atacağız. Gerçi kıymetli başkanım şimdiden başlattı toplu sözleşme (Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü) sürecini. Bu süreçte yapılacak tüm istişareleri çok değerli bulduğumuzu ve çalışma barışını tesis edecek, sosyal diyalog mekanizmalarımızı güçlendirecek her türlü adımı desteklediğimizi özellikle vurgulamak isterim."
Çalışma hayatının tüm tarafları olarak geçmiş dönemlerde olduğu gibi gelecek sözleşmelerde de emeği, alın terini önceleyen, kamu yararını gözeten ortak bir zeminde buluşulacağına yürekten inandığını vurgulayan Işıkhan, "Devlet olarak bilhassa çalışma hayatında, hangi kimlik ve görevde olursa olsun, 86 milyon vatandaşımızın tamamını, aynı ailenin birer ferdi olarak değerlendirdiğimiz hizmet anlayışımızı, adil, tarafsız ve kapsayıcı bir şekilde, hassasiyetle yürütmek en temel gayemizdir." ifadesini kullandı.
Işıkhan, Bakanlık olarak kimseyi geride bırakmadan, tüm çalışanların haklarını korumaya, gözetmeye ve geliştirmeye devam edeceklerini belirtti.
Hiçbir kamu çalışanı ve işçiyi mağdur etmeyecek ve aynı zamanda millete hizmetle görevli kamunun genel menfaatini sekteye uğratmayacak en makul çözümleri birlikte geliştirmeye devam edeceklerine dikkati çeken Işıkhan, bu hususta öncelikle emekçilerin temsilcisi sendikaların taleplerini, sivil toplum kuruluşları ve akademi camiasının görüşlerini rehber edinmeye devam edeceklerini anlattı.
HAK-İŞ, Kamu Çerçeve Protokolü sürecinin en büyük aktörüdür
HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Devlet Sert de Türkiye'de farklı iş kollarında görev yapan 600 bin kamu işçisi olduğunu hatırlattı.
Kamu Çerçeve Protokolü imzalanmadan diğer sözleşmelere imza atılamadığını anımsatan Sert, "Konfederasyonumuz HAK-İŞ, Kamu Çerçeve Protokolü sürecinin en büyük aktörüdür. Çünkü Konfederasyon olarak kamuda çalışan 350 bin üyemiz bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, söylenecek sözlerin, geliştirilecek yöntemin ve süreç sonundaki kazanımların en büyük tarafı HAK-İŞ üyesi kamu işçileri olacaktır." sözlerini sarf etti.
Bakan Işıkhan'a "Yeni Kamu Çerçeve Protokolü sürecini bir an önce başlatalım Sayın Bakanım" diyen Sert, "Bir an önce başlatalım ki bir an önce de hayırla neticelensin. İşçi kesimi değerli kazanımlarla kendi toplu sözleşmelerini bir an önce imzalayabilsin." değerlendirmesinde bulundu.
Sert, işçinin, emekçinin sesi olan sendikalara, konfederasyonlara daha çok itibar edilmesinin sorunların ortak çözüm yolları konusunda herkesin önünü açacağını dile getirdi.