Kadıoğlu, AA muhabirine, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün (MGM) mayıs ayı Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SPI) haritalarını değerlendirdi. SPI haritalarında kuraklığın yalnızca o ay yağan yağmura bakılarak değil, farklı zaman ölçeklerinde biriken yağışlar üzerinden değerlendirildiğini belirten Kadıoğlu, "Bir bölgede son haftalarda yağmur yağmış olabilir ancak uzun vadeli su açığı devam ediyorsa kuraklık etkileri sürer. Haritalar bize bu tabloyu gösteriyor." dedi.
Türkiye genelinde son aylarda yağışların etkisiyle birçok bölgede kuraklık şiddetinin azaldığını aktaran Kadıoğlu, buna rağmen bazı illerin halen dikkat çekici durumda olduğunu ifade etti.
Kadıoğlu, özellikle Tekirdağ'ın kuraklık açısından öne çıktığına işaret ederek, "Ülke genelinde son aylarda birçok alan yeşillenirken Tekirdağ'ın kısa vadeli ölçekte bile kurak görünümünü koruduğunu görüyoruz. Bu durum bölgenin yeterince toparlanamadığını gösteriyor. Trakya, tarımsal üretim açısından dikkatle izlenmesi gereken yerlerden biri." diye konuştu.
Konya'da asıl mesele yer altı suyu kullanımı
Konya'nın uzun yıllardır olduğu gibi su kaynakları bakımından hassas konumunu sürdürdüğünden bahseden Kadıoğlu, şöyle devam etti: "Konya Kapalı Havzası Türkiye'nin en kritik su bölgelerinden biri. Son yağışlarla koşullar kısmen iyileşmiş olsa da altı aylık ölçekte halen hafif kuraklık izleri görülüyor. Burada asıl mesele yalnızca yağış eksikliği değil, yer altı suyu kullanımı. Tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgede su bütçesinin dikkatle yönetilmesi gerekiyor. Yağışlı geçen birkaç ay, yıllardır biriken açığı hemen kapatmıyor."
İç Batı Anadolu'da da kuraklık sinyallerinin sürdüğünü, Eskişehir'in uzun vadeli kuraklık haritalarında öne çıkan merkezlerden biri olduğunu bildiren Kadıoğlu, "Eskişehir ve çevresi İç Batı Anadolu'nun kuraklık açısından en belirgin alanları arasında yer alıyor. Bu bölgede özellikle uzun dönemli yağış eksikliği dikkat çekiyor. Tarımsal üretim ve su kaynakları planlamasında bunun dikkate alınması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Doğu Anadolu'da tablo farklı
Doğu Anadolu'da tablonun farklı olduğunu vurgulayan Kadıoğlu, Erzurum başta olmak üzere bölgenin önemli bölümünde nemli koşulların hakim olduğunun altını çizdi. Erzurum'un uzun vadeli ölçekte dahi nemli sınıfta yer aldığına değinen Kadıoğlu, "Son altı aylık dönemde de bölge baştan sona nemli hatta bazı alanlarda aşırı nemli görünüyor. Doğu Anadolu, kar örtüsü ve yağış birikimi açısından Türkiye'nin doğal su deposu niteliğinde. Bu nedenle ülkenin su güvenliği açısından stratejik önem taşıyor." ifadelerini kullandı.
Uzun vadeli göstergelere bakmak gerekiyor
Kuraklığın yalnızca meteorolojik bir olay olmadığını vurgulayan Kadıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Yağışlar normale dönse bile yer altı suları, barajlar ve toprak neminin toparlanması zaman alıyor. Bu nedenle kuraklığı yönetirken kısa süreli yağışlara değil, uzun vadeli göstergelere bakmak gerekiyor. SPI, belirli bir dönemde gerçekleşen yağış miktarını uzun yıllar ortalamasıyla karşılaştıran bilimsel bir göstergedir. Negatif değerler kuraklığı, pozitif değerler ise yağış fazlasını gösteriyor. Haritalar bize hangi bölgelerde su açığının sürdüğünü, hangi bölgelerde su fazlası bulunduğunu objektif biçimde ortaya koyuyor.”