Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul’da Sıfır Atık Forumu kapsamında düzenlenen Sanayide Yeşil Dönüşüm Yüksek Düzeyli Bakanlar Oturumu’na katıldı. Forum kapsamında, yalnızca çevresel sürdürülebilirliği değil, aynı zamanda üretimin, yatırımın, ticaretin ve sanayi politikalarının geleceğini ve potansiyel ortak iş birliklerinin de ele alınacağını belirten Kacır, konuşmasında şunları söyledi: “Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde başlatılan Sıfır Atık Hareketi; atıkları değere dönüştürürken ve kırılgan dünyamızı korurken, doğayla uyumlu üretim ve tüketim anlayışının mümkün olduğunu ortaya koyan kapsamlı bir dönüşüm çabasıdır. Bu hareket; israfı önleyen, kaynaklara değer veren, kayıpları en aza indiren ve aşırı tüketim yerine dengeyi esas alan yeni bir yaşam kültürünü temsil etmektedir. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki bu vizyon ulusal sınırlarımızı aşmış ve insanlığın ortak sorunlarına çözüm arayan küresel bir seferberliğe dönüşmüştür. Bu öneminin bir göstergesi olarak, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 30 Mart tarihini Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan etmiştir.
Yatırıma teşvik
Bu vizyoner yaklaşım doğrultusunda Türkiye, sanayimizin bu yönde dönüşümünü hızlandırmak amacıyla kapsamlı politika ve destek mekanizmaları uygulamaktadır. Bu çerçevede yatırım teşvik sistemimizi, sanayinin yeşil ve döngüsel dönüşümünü daha etkin şekilde destekleyecek biçimde yeniden yapılandırdık. Doğal kaynakları koruyan, kaynak verimliliğini artıran, düşük karbonlu üretimi destekleyen ve döngüsel ekonomiyi güçlendiren yatırımlara öncelik veriyoruz. Daha temiz ve daha verimli üretime yatırım yapan şirketleri desteklemek amacıyla Yeşil Dönüşüm Programını hayata geçirdik. Program kapsamında enerji ve kaynak verimliliğini artıran, emisyonları azaltan, atıkların yeniden kullanımını ve geri kazanımını sağlayan ve üretim süreçlerinin çevresel performansını iyileştiren yatırımlara kapsamlı destekler sunuyoruz.
Gerçek anlamda yeşil bir sanayi yalnızca yatırımlarla değil; teknolojiyle, inovasyonla ve yeni çözümler geliştirme cesaretiyle inşa edilir. Milli Teknoloji Hamlemiz doğrultusunda yeşil dönüşümü yalnızca çevreye yönelik bir sorumluluk olarak değil, aynı zamanda daha ileri teknolojilerin, daha güçlü inovasyon kapasitesinin ve daha rekabetçi sanayi üretiminin önünü açan bir unsur olarak görüyoruz. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) aracılığıyla iklim dostu teknolojiler, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi, temiz üretim ve sürdürülebilir malzemeler gibi kritik alanlardaki Ar-Ge faaliyetlerini destekliyoruz. TÜBİTAK, yeşil dönüşüm ve iklim değişikliği alanında çalışan 4 bin 500 projeye ve 4 bin 300 bilim insanına 700 milyon ABD doları kaynak tahsis etmiştir. TÜBİTAK’ın Yeşil Büyüme Teknoloji Yol Haritaları; demir-çelik, alüminyum, çimento, kimya, plastik ve gübre gibi stratejik ve yüksek emisyonlu sektörlerde yeşil dönüşüm için kritik teknolojileri ortaya koymaktadır. Amacımız; bu ortak vizyon doğrultusunda yeni Ar-Ge projelerinin, teknoloji girişimlerinin ve iş birliği platformlarının ortaya çıkmasını teşvik ederek geleceğin yeşil teknolojilerini geliştiren ve ihraç eden bir inovasyon ekosistemi oluşturmaktır.
2053 net sıfır emisyon hedefi
Ancak bu vizyon yalnızca ulusal çabalarla ileri taşınamaz. Yeşil dönüşüm, herhangi bir ülkenin tek başına üstesinden gelebileceğinden çok daha kapsamlı, çok daha derin ve çok daha acil bir konudur. Uluslararası finansmanı, güçlü ortaklıkları ve ortak bir sorumluluk anlayışını gerektirmektedir. İzin verirseniz somut bir rakam paylaşmak isterim. Projeksiyonlarımıza göre Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için, karbon yoğunluğu yüksek olan demir-çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinde 71 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç bulunmaktadır. Bu doğrultuda, bugün aramızda bulunan kıymetli temsilcilerinin de iştirak ettiği çok sayıda uluslararası finans kuruluşuyla yakın iş birliği tesis etmiş bulunuyoruz. Dünya Bankası ile iş birliği içinde üç büyük proje kapsamında 1 milyar doların üzerinde finansman sağladık.
Türkiye yeşil sanayi projesi
Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi, organize sanayi bölgelerimizi daha yeşil, daha verimli ve daha rekabetçi hale getiren altyapı yatırımlarına finansman sağlamaktadır. Türkiye Yeşil Sanayi Projesi, firmalar, KOBİ’ler, araştırma kuruluşları ve teknoloji sağlayıcıları tarafından geliştirilen yeşil teknolojileri desteklemektedir. Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi ise yeşil dönüşümün kadınlar, gençler, girişimciler ve finansmana, becerilere ve istihdama daha güçlü erişime ihtiyaç duyan topluluklar için yeni ekonomik fırsatlar oluşturmasını hedeflemektedir. Buna ilave olarak, Sürdürülebilir Organize Sanayi Bölgeleri Projemiz kapsamında İslam Kalkınma Bankasından 250 milyon dolarlık finansmanın harekete geçirilmesine yönelik çalışmalarımız son aşamaya gelmiştir. Ancak finansman tek başına yeterli değildir.
İkili iş birlikleri
Türkiye’de sanayinin yeşil dönüşümünü hızlandırmak amacıyla yalnızca ikili iş birliği mekanizmalarını değil, aynı zamanda çok taraflı finansman ve koordinasyon mekanizmalarını da hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda Bakanlığımızın liderliğinde ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ortaklığında Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformunu, yani TIDIP’i kurduk. TIDIP yalnızca bir finansman platformu değil; Türkiye’nin sanayi politikası ile uluslararası kalkınma finansmanını ortak bir hedef etrafında buluşturan stratejik bir mekanizmadır: Türkiye sanayisinin karbonsuzlaşmasını hızlandırmak. TIDIP ile 2030 yılına kadar 5 milyar avronun üzerinde sanayi karbonsuzlaşma yatırımını desteklemeyi ve yıllık 20 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyon azaltımı sağlamayı hedefliyoruz. Bu ortaklık, uluslararası kalkınma finansmanını ulusal sanayi dönüşümüyle uyumlu hale getirmek isteyen ülkeler için ölçeklenebilir ve tekrarlanabilir bir model sunmaktadır.
Sanayide karbonsuzlaşma
Birçok çok taraflı kalkınma bankası TIDIP’e katılım sürecindedir ve platform, sanayide karbonsuzlaşma hedeflerini somut yatırımlara, ortaklıklara ve uygulamalara dönüştüren öncü bir girişim olarak COP31’de resmen hayata geçirilecektir. Bu kararlılık, Türkiye’nin COP31 sürecindeki yaklaşımına da yön verecektir. Bu kapsamda iki temel hedefimiz bulunmaktadır. Birincisi, sanayide yeşil dönüşüm alanında bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmaları, uygulamaya koyduğumuz destek mekanizmalarını ve elde ettiğimiz somut sonuçları dünya ile paylaşmaktır. Çünkü deneyimlerimizin, özellikle benzer dönüşüm süreçlerinden geçen ülkeler için ilham ve rehberlik sağlayabileceğine inanıyoruz.
İkincisi ise COP31’i uluslararası ortaklıkların ve iş birliği girişimlerinin geliştirilmesine imkân sağlayan bir platform olarak değerlendirmektir. Türkiye’nin COP31 vizyonu yalnızca kendi sanayi dönüşümünü ilerletmekle sınırlı değildir; aynı zamanda küresel dönüşüm sürecinin daha adil ve kapsayıcı hale gelmesine katkı sunmayı da amaçlamaktadır. Bu noktada vazgeçilmez gördüğümüz bir ilkenin altını çizmek isterim: Yeşil dönüşüm, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki, özellikle de En Az Gelişmiş Ülkeler aleyhine olan eşitsizlikleri derinleştirmemelidir. Teknolojik ilerleme ancak adalet, fırsat eşitliği ve ortak fayda temelinde inşa edildiğinde insanlığa gerçek anlamda hizmet edebilir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun En Az Gelişmiş Ülkeler kategorisini oluşturmasının üzerinden elli yılı aşkın süre geçmiştir. 1971 yılında bu kategori oluşturulduğunda beklenti, yüzyılın sonuna kadar En Az Gelişmiş Ülke kalmayan bir dünyaya ulaşılmasıydı. Ancak ne yazık ki bu beklenti gerçekleşmemiştir. Aksine, 1971 yılında 25 ülkeden oluşan liste bugün 44 ülkeye ulaşmıştır. Daha da dikkat çekici olan husus, elli yılı aşkın sürede yalnızca sekiz ülkenin bu kategoriden çıkabilmiş olmasıdır. Bu tablo, mevcut küresel kalkınma mimarisinin ve uluslararası karar alma mekanizmalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.
Yeşil sanayi
Türkiye’nin kalkınma tecrübesinin, ortak ülkelerin yeşil sanayileşme çabalarına katkı sağlayabileceğine inanıyoruz. Pratik iş birliği modelleri geliştirmeyi, teknoloji ortaklıklarını kolaylaştırmayı, kapasite geliştirme çalışmalarını desteklemeyi ve finansman bulabilir proje havuzlarının oluşturulmasına katkı sunmayı amaçlıyoruz. Türkiye, küresel yeşil sanayi dönüşümünde güvenilir bir ortak, iş birliği için bir köprü ve ortak çözümler için kolaylaştırıcı bir aktör olarak hareket etmeye hazırdır. Bu çerçevede, Sıfır Atık Forumu kapsamında düzenlenen bu Yüksek Düzeyli Bakanlar Oturumuna katıldığınız ve Oturum süresince sunacağınız değerli katkılar için her birinize teşekkür etmek istiyorum.