Forumda konuşan Dağlıoğlu, bugün itibarıyla Türkiye’de faaliyet gösteren 700’ün üzerinde Belçikalı şirketin bulunduğunu ifade ederek, bu şirketlerin 2003 yılından bu yana gerçekleştirdikleri toplam yatırım miktarının 8 milyar doların üzerinde olduğunu ve bu rakamı daha da artırmak istediklerini dile getirdi.
Türkiye, bölgesel bir merkez haline geldi
Burak Dağlıoğlu, Türkiye’de nitelikli insan kaynağının mevcut olduğuna işaret ederek, güçlü demografik yapısı ve genç nüfusunun büyük avantaj sağladığını ve bu genç nüfusun oldukça iyi eğitimli olduğunu dile getirdi.
Türkiye’de mavi yaka çalışanlardan teknik personele, teknisyenlerden mühendislere, yazılım geliştiricilerden orta ve üst düzey yöneticilere kadar ihtiyaç duyulan her seviyede insan kaynağının bulunduğuna dikkati çeken Dağlıoğlu, “Türkiye, dünyanın kesişim noktasında yer almaktadır. Üç kıtanın bağlantı noktasındayız. Aynı zamanda son derece bağlantılı bir ekonomiye sahibiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde altyapı ve üstyapı yatırımlarına büyük kaynak ayırdık.” ifadelerini kullandı.
Dağlıoğlu, Türkiye’nin bölgesel merkez haline geldiğini belirterek, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikaları sayesinde bugün bölgesel bir merkez konumundayız ve küresel bir ekonomik güç olmayı hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmak amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca iki hafta önce finansal ve finansal olmayan teşvikleri içeren yeni bir destek paketi açıkladı.” şeklinde konuştu.
Türkiye ve Belçika, farklı alanlarda birbirini tamamlayan iki ekonomi
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da Türkiye ile Belçika’nın farklı alanlarda birbirini tamamlayan iki ekonomi olduğunu belirtti. Olpak, bir tarafta Belçika’nın çeşitli sektörlerde dünya çapındaki gücüne, diğer tarafta da Türkiye’nin Batı Avrupa ile Çin arasında konumlanan en büyük ekonomi, üretim ve AR-GE merkezlerinden biri olduğuna dikkati çekti.
Nail Olpak, “Daha önce farklı başlıklardan söz edilmişti. Ben özellikle 4 alanı vurgulamak istiyorum. İlki olarak yatırım konusu, Belçikalı şirketleri, Türkiye’yi daha fazla bir üretim üssü ve ortak girişimler için bir platform olarak görmeye davet ediyoruz.” dedi.
İkinci olarak yeşil dönüşümün büyük önem taşıdığını dile getiren Olpak, Belçika’nın sürdürülebilirlik alanındaki yetkinliği ile Türkiye’nin hızla büyüyen yenilenebilir enerji sektörünün güçlü bir uyum yakalayabileceğini vurguladı.
Öncelikli olarak Türkiye’nin AB ile daha derin entegrasyonunu vurgulamak isterim. Ocak ayının sonunda biz, DEİK olarak, Financial Times’ta AB Parlamentosu, AB Konseyi ve AB Komisyonu liderlerine hitaben açık bir mektup yayımladık.”
Olpak, aynı amaç doğrultusunda geçen cuma günü Avrupa Günü vesilesiyle kendisinin ve AB üyesi ülkelerdeki 26 iş konseyi başkanının imzasını taşıyan açık mektubu De Tijd gazetesinde yayımladıklarını belirtti.