Ürün güvenliği konusunda ilgili bakanlıklarla işbirliklerine ilişkin bilgi veren Bolat, bu yıl Ürün Güvenliği Haftası'nın konusunun "Dijital Çağda Ürün Güvenliği" olarak belirlendiğini söyledi.
Bolat, dünya ticaretinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini, bu dönüşümün yalnızca uluslararası ticaret kurallarını değil teknoloji ve iklim değişikliğine bağlı kaygılar sonucunda geleneksel üretim süreçlerini de değiştirdiğini dile getirdi.
Yeşil ve dijital dönüşümün, üretimden ticarete, ulaşımdan bağlantısallığa kadar hayatın ve ticaretin her safhasını derinden etkilediğine işaret eden Bolat, "Dijitalleşme sürecinin, ürün güvenliğine önemli yansımaları var. Birinci değişiklik, bizzat ürünlerin dijitalleşme ile değişmesi olarak karşımıza çıkıyor. Yapay zeka sisteminin de üretim süreçlerine ve ürünlere entegre olmasıyla, akıllı ürünler hayatımıza giriyor. Burada sanal asistanlar, birçok alanda bizlere yardımcı oluyor. Dijitalleşmenin sürece dahil olması, ürün güvenliği tanımını da kökten değiştiriyor. Böylece, dijitalleşme yazılımlardaki güvenlik açıklarını veya nesnelerin internetinde yaşanan arızaları içerecek şekilde ürün güvenliği kavramını da etkilemektedir." ifadelerini kullandı.
TAREKS'e bu yılın ilk üç ayında 1,3 milyon başvuru yapıldı
Güvenlik paradigmasının yazılım hataları ve güncellemeleri sonucunda ortaya çıkabilecek sorunları, ihlalleri, otonom cihaz arızalarını ve siber güvenlik gibi riskleri içermek zorunda olduğunu dile getiren Bolat, bu paradigma değişikliği sonucunda uygunluk değerlendirme süreçlerinde de dönüşüm yaşandığını anlattı.
Bakan Bolat, ürün güvenliği teyidinin tedarik zincirlerinin daha etkin izlenebilirliğinin sağlanmasının gerekliliğini ortaya çıkardığına dikkati çekerek, "Bu noktada dijital ürün pasaportu kavramı, ürün güvenliği açısından ürünlerdeki uygunluk konusunu takip edebilmek için çok önemli bir araç olarak gündemimizde yer almaktadır. Dijital ürün pasaportu, sürdürülebilirlik ve döngüsellik hedefleri doğrultusunda ürün zincirinin tüm aşamalarının şeffaf ve izlenebilir hale gelmesini sağlamaktadır." diye konuştu.
Dijitalleşme ile e-ticaretin de hızla büyüdüğünü vurgulayan Bolat, dijitalleşmenin getirdiği dönüşüm karşısında uygunluk ve ürünlerin takibi ile ürün güvenliği konusundaki garantiyi sağlama noktasında önemli görevlerinin bulunduğunu söyledi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bakanlık olarak ithalatta ürün güvenliği denetiminden sorumlu olduklarına işaret ederek, 2011 yılında devreye alınan Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS) hakkında da bilgi verdi.
TAREKS'in geçen yılın başında yenilendiğinin, böylece yapay zeka destekli yeni yapı kurulduğunun altını çizen Bolat, şu bilgileri paylaştı: "TAREKS'te kayıt ve yetkilendirme prosedürlerinin evrak yükünden arındırılması ile kolaylık sağlandı. Atılan dijitalleşme adımlarıyla birlikte, TAREKS'te kayıtlı aktif firma sayımız, yüzde 8 artışla 130 bine, aktif kullanıcı sayımız da yüzde 48 artışla 32 bine yükselmiştir. Sanayi ürünlerinin ithalatı için TAREKS'e yapılan başvuru sayısı, 2025 yılının ocak-mart döneminde 1 milyon iken bu yılın aynı döneminde yüzde 30 artışla 1,3 milyona ulaşmıştır. TAREKS, günlük ortalama 20 bin adet başvuruyu, risk analizi sürecinden başarıyla geçirmekte ve kesintisiz hizmet vermektedir."
e-İthalatta güvensiz ürün oranı yüzde 81
e-Ticarette ürün güvenliği konusunda da birçok ülkenin harekete geçtiğini anlatan Bolat, Türkiye'nin gerekli adımları atan ilk ülkelerden olduğunu ve ülkede e-ticaretin hızlı yükseldiğini, geçen yıl hacminin yaklaşık 4,6 trilyon liraya, işlem sayısının da yaklaşık 6 milyara ulaştığını söyledi.
Bu hızlı büyümenin, ürün güvenliği alanında dijital dönüşümü ilke edinen yeni nesil denetim yaklaşımlarını da gerekli hale getirdiğini vurgulayan Bolat, bu denetimlerin yapılması için gerekli mevzuatları hazırlayarak yürürlüğe aldıklarını söyledi.
Ticaret Bakanı Bolat, tüketicilerin artık internette de ürünlerin güvenlik uyarılarını, uygunluk işaretlerini, imalatçı-ithalatçı bilgilerini rahatça görebildiklerine dikkati çekerek, "Mevzuat ile yurt dışı kaynaklı internet sitelerinden doğrudan ülkemize satışa sunulan ürünler için Türkiye'de yerleşik bir iktisadi işletme bulundurmaları zorunlu hale getirildi. Ayrıca, e-ticaret platformlarının ürün güvenliği temas noktası belirlemeleri de zorunlu tutuldu. Böylece, vatandaşlarımız bu temas noktaları aracılığıyla, ürün güvenliği ile ilgili bildirim ve şikayetlerini doğrudan platformlara iletebiliyorlar ve güvensiz, mevzuata aykırı ilanlar tespit edildiği anda bildirimi takiben en geç 24 saat içinde yayından kaldırmak zorundalar." şeklinde konuştu.
e-İthalat kapsamında ülkeye giren paketlerin ürün güvenliği ve tüketicinin korunması kriterlerine uygunluğunun, ilgili bakanlıklarla işbirliğiyle pek çok farklı noktada incelendiğini anlatan Bolat, laboratuvar sonuçlarının çarpıcı bir tabloyu ortaya koyduğuna dikkati çekti.
Analizde yüzde 81 gibi yüksek oranda güvensiz ürün tespit edildiğine, ürünlerin sağlık ve güvenlik kriterlerine 10 ile 40 kat arasında değişen oranlarda uymadıklarının anlaşıldığını dile getiren Bolat, bu gelişme üzerine, 1 Şubat 2026'dan geçerli olmak üzere yurt dışı e-ticaret platformları üzerinden e-ithalat adı altında yapılan basitleştirilmiş gümrük beyannamesi uygulamasının belirli istisnalar dışında durdurulduğunu söyledi.
Numuneler, kitaplar, ilaçlar ve takviye edici gıdalar ile sensör ve manyetik kart gibi kritik bilişim parçalarının, bu kısıtlamadan muaf tutulduğunu belirten Bolat, diğer ürünlerin ise ancak normal ithalat yoluyla ve yerli ürünlerle aynı denetimlerden geçerek ticarete konu olabileceğini dile getirdi.